En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Laiklik tehlikede mi?



Laikliği, “dinin fert ve cemiyet olarak insan hayatından uzaklaştırılması, ferdin vicdanına kapatılması, topluluk içinde görünmez hale getirilmesi” şeklinde anlarsanız -ki, kapatma iddianamesinde böyle anlaşıldığını başka bir yazıda açıklayacağım- bu takdirde laiklik tehlikededir. Bu laiklik anlayışı komünizmle birlikte tarihe gömülmüştür, Türkiye'deki kalıntıları da er veya geç gömülecektir.

Laikliği “devletin yasama, yürütme, yargı ve denetimini dinden bağımsız, dini kaynak olarak almaksızın yerine getirmesi, dinler ve ideolojiler karşısında eşit mesafede ve tarafsız olması, din ve vicdan hürriyetinin garantisi” manasında alırsanız ülkemizde laiklik tehlikede değildir.

Niçin değildir?

Çünkü yapılan kamuoyu araştırmalarında halkın büyük çoğunluğu “devletin din kurallarına bağlı olmasını” istemiyor. Cumhuriyetin yetiştirdiği aydınlarda ise bu oran daha fazladır. Bu kadar muhalefete karşı bir rejim değişikliği ancak, çok büyük bir silah gücü ile yapılabilir. Ülkenin silahlı kuvvetlerinin laiklikten yana açıkça tavır aldıklarını, din kaynaklı bir rejim değişikliğini engellemeyi birinci vazife saydıklarını görmemek için kör olmak bile yetmez.

Din kaynaklı bir rejim değişikliği (yaygın deyişle şeriatın gelmesi) ihtimali/tehlikesi karşısındaki engeller yalnızca buna karşı olanlardan da gelmiyor. Çok önemli bir engel de, inanç olarak şeriattan yana olanlar arasındaki anlayış farkıdır.

Bir araştırma yapıp sorsanız, “nasıl bir şeriat” diye?

Alacağınız cevabın şaşırtıcı olduğunu görürsünüz.

Dışarıdan bazı örnekler vereyim:

Taliban, İran, Sudan, Pakistan, kısmen Malezya, Endonezya… şeriatı uyguladıklarını iddia ediyorlar. Mesela şeriat rejiminin şekli, kadın, örtünme, musıki, resim, tasavvuf ve gayr-i müslimlerle ilişkiler bakımından bu ülkelerdeki anlayış ve uygulamaları mukayese etseniz arada önemli, temel farkların bulunduğunu ve bunlardan birine taraf olanların diğerine taraf olanlarla anlaşmalarının mümkün olmadığını, gerekirse bu yüzden aralarında çatışma çıkacağını görürsünüz.

Bu farklı anlayışlar, herhangi bir İslam ülkesinin halkı ve kanaat önderleri arasında da mevcuttur.

Bu gerçekler gözönüne alındığında Türkiye'de şeriat rejiminin gelme ihtimalinden, laikliğin tehlikede olduğundan söz edenleri ikiye ayırmak gerekiyor:

Birinci grup gerçeği bildikleri halde bu mevhum tehlikeyi siyasi emelleri için kullananlar.

İkinci grup bilgi eksikliği ve telkin yüzünden samimi olarak endişe duyanlar.

Birincilere Allah izan ve insaf versin.

İkincilere karşı ise Müslümanım diyenlerin sevgi, anlayış, diyalog, güven verme gibi vazifeleri vardır.

Ülkeyi Avrupa Birliği'ne sokmak için canla başla çalışan AK Parti'yi “şeriat rejimi davasının odağı” olarak suçlamak ise kıyamet alametlerine dahil bir garabettir.



Bu yazı 492 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,453 µs