En Sıcak Konular

Ali İhsan Karahasanoğlu
Vakit

Ali İhsan Karahasanoğlu
0 0 0000

Arslan’ın tek fail olmadığının delili!



“Tarkan işinize yarar mı?”
“Bekliyorum..”
“Bir eksiğin var mı?”
“İçeride mi dışarıda mı?”
“Eksiğin var mı?”
 
 
  “Bilmiyorum yolcuyu görmeli miydim?”

“Yanlış mı doğru mu?”

“Akşam yolcunun..”

“Uygun yer mi?”

“Uygun galiba..”

“Neyi eksik yapıyorum?”

“İçeride mi?”

“Yolda o zaman..”

Roman yazmaya mı merak saldın diye soracaksınız..

Hayır, roman-hikâye çalışmasından alıntılar değil bunlar!

Danıştay’da güvenlik kameraları arızalı (?!) iken, elini kolunu sallayarak, çantasında silah ile binaya dalıp, toplantı halindeki hakimlerin odasına girip, bir Danıştay üyesini öldüren, iki üyeyi de yaralayan Alparslan Arslan’ın cep telefonundan, kimliği meçhul birisi ile mesajlaşmasındaki “soru ve cevaplar” bunlar..

Tam cinayetten bir gün önce!

“Yolcu” ne demek acaba?

“İçeride mi, dışarıda mı?” sorusunun maksadı ne?

“Yolda o zaman” ile ne kastediliyor?

Cevaplanamaz sorular değil herhalde bunlar.. Kısa bir araştırma ile ortaya çıkarılır arkadaki plan..

Hani mesajı kimin çektiği bilinmez, hangi eylemin faili olduğu bilinmez, “Ne demek istemişler acaba?” diye tereddüt eder, tahmin etmekte zorlanırsınız..

Ama mesajın bir tarafı, Danıştay’da bir hakimi öldüren Alparslan Arslan olduğuna göre, bu mesajlaşmadaki ifadeler de, öyle çözülemez  cümleler olmasa gerek..

Tarkan, yardımcılardan birisi olmalı.. “İçeride mi dışarıda mı?” sorusu, cinayeti nerede işleyeceklerinin sorulması olmalı.. “Yolcuyu görmeli miyim?” sorusu da, öldürülmesi planlanan hakimin cinayetten önce görmeye gerek olup olmadığının sorulması olsa gerek.

İşte cinayet için, “Tek başıma karar verdim. Kimseden emir almadım. Kendi başıma işledim” diye ifade veren Alparslan Arslan’ın yalanını ortaya döken ve birilerinden emir alarak bu işi gerçekleştirdiğini gösteren bir konuşma..  

Perde gerisinde birilerinin de olduğunu, cinayetin bir numaralı sanığının aslında tetiği çeken el değil, kendisini gizleyen bir başka el olduğunu ispatlayan mesajlaşma..

Bu bilgiler, Ankara 11. AğırCeza Mahkemesi’ndeki Danıştay cinayeti dosyasında var.. Fakat; Alparslan Arslan ile  mesajlaşan bu kişinin kim olduğu, ne savcı tarafından, ne de mahkeme tarafından araştırılmamış.. Polis aşamasında sadece bir defa sorulmuş, Alparslan Arslan da “O kişi kızkardeşimdir. Kendi aramızdaki özel sohbettir” demiş, konu kapatılmış gitmiş!

İnsaf edin yani.. Böyle uydurma bir cevap ile kapatılacak kadar önemsiz bir delil mi bu?

Bir insanın, ayrı illerde olduğu kızkardeşi ile edeceği sohbetteki ifadeler olabilir mi bunlar?

Yolcu.. İçeride.. Dışarıda.. Uygun yer.. vs.. vs.

Evet, bana çok ilginç geldi bu mesajlaşma..  Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, İstanbul’daki soruşturmayı yeterince incelemeden, alelacele karar vermekteki ısrarı da hayli ilginç!

“Katil elimizde... Kendisi cinayeti işlediğini kabul ediyor. Daha arka planda ne var, niye araştıralım ki?” mantığı ile gerekli araştırmalar yapılmadan, dosya sonuçlandırılmış!

Ama; bir ceza yargılamasında, olayın tüm ayrıntıları ile ortaya çıkarılması sağlanmadan, görünürdeki faili cezalandırmakla, dosya kapatılabilinir mi?

Böyle bir yargılama ile maddi gerçekliğe ulaşılabilinir mi?

Klasik anlatımdır; ceza davalarında, sanık suçu ikrar etse dahi, hakim, o kişinin gerçek fail olup-olmadığını araştırmakla yükümlüdür. Zira; şu veya bu sebeple, gerçek fail yerine bir başkası, suçu kendisi işlemiş gibi göstermeye kalkışabilir.. Para karşılığı suçu üstlenen çıkabilir..

Ceza hakimi; itirafa rağmen delilleri toplamalı ve gerçek faili bulup, onu cezalandırmalıdır.

Danıştay dosyasında da, cinayetin çok önemli bir unsuru olan; saldırı öncesi konuşulan ve yardım alınan bir kişinin varlığı ortada iken, en azından Alparslan Arslan ile birlikte, en az onun kadar sorumlu bir kişinin daha varlığı ortada iken, bu konunun es geçilmesi, olayın çok daha derin bağlantıları olduğunu göstermektedir..

Ve esas acıklı olan; yıllarını, hakim ve savcılık mesleğinde geçirmiş insanların, bu kadar net bir delili dahi toplamadan dosyayı kapatmaları ve cinayeti mütedeyyin insanların sorumluluğu üzerine bırakmalarıdır. Şimdi Ergenekon soruşturması ile Ankara’nın toplamadığı deliller toplanıyor.. Neticeyi de, hep birlikte göreceğiz!
 
 



Bu yazı 705 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Anlayana sivri sinek anlamayan davul zurna sinek ee..
    • 16 Ağustos 2008 Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
    • 14 Ağustos 2008 Fikret Bila, namazdan niye rahatsız oluyor?
    • 14 Temmuz 2008 Onların gücü, bizim ‘dik duruş’ eksikliğimizden!
    • 12 Temmuz 2008 Yasakçı Tuğcu, böyle saçmaladı!
    • 5 Temmuz 2008 Ergenekon’da öyle, AK Parti’yi kapatmada böyle!
    • 28 Haziran 2008 RTÜK bile uyursa, Anayasa Mahkemesi ne yapacak ki?
    • 27 Haziran 2008 “Bedevi”nin arkasındaki gerçek!
    • 21 Haziran 2008 Doğan saldırılarının arkasında ne var?
    • 13 Haziran 2008 Bak sen, şu ANKA kuşuna!
    • 12 Haziran 2008 “Sı-nır-lı-dır” ne demek, izah etseniz ya!
    • 1 Haziran 2008 50 yıllık gazeteciden(!) gazete düşmanlığı!
    • 28 Mayıs 2008 ‘Kapatma kararı’ndan daha vahim olan..
    • 25 Mayıs 2008 Tartışma örtü yasağıysa, MHP’nin safı neresi?
    • 24 Mayıs 2008 Yargıtay, kapatılmamaya “heves”’ dedi!
    • 21 Mayıs 2008 CHP % 95, AK Parti % 4.. Normal mi bu?
    • 19 Mayıs 2008 ‘Köşeler babamızın malı mı?’dan ‘gazeteler babamızın çiftliği’ne!
    • 14 Mayıs 2008 Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,639 µs