En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Sıra sana da gelir



Askerin siyasete karışmasına karşı olmadıkça demokrat da olamazsınız. Ama siyasete karışmayı ikiye ayırır, iktidarın aleyhine olursa tasvip eder, en azından ses çıkarmazsanız, kendi aleyhinize olunca cayırtıyı koparırsanız “size samimi demokrat” denemez.

Bu ülkede iktidarın muhalifleri ile bunların içinden İslam'ın da muhalifleri bakın neler yaptılar:

Halkın oyuyla iktidara gelemeyince askeri tahrik ettiler, darbeye zemin hazırladılar, sonunda demokrasiyi yıkıp sözüm ona –geçici bir süre için ve antidemokratik yöntem ve payanda ile- iktidara geldiler. Bol keseden attıkları vaatlerini yerine getiremediler, zaten halktan kopmuş, onun değerlerine yabancılaşmış idiler, ilk seçimde hadleri bildirildi, müzmin muhalefet vazifelerine geri döndüler.

Halkın büyük çoğunluğunun serbest olmasını istediği başörtüsüne karşı çıktılar, bunu demokrasi yoluyla elde edemeyince yine askeri yardıma çağırdılar, bu konuda tarafsız olamayan yargıyı imdada çağırdılar, Atatürk'ü, bayrağı ve laikliği istismar ettiler, bindirilmiş kıtaları meydanlara topladılar…

Halkın seçtiği, demokrasi tarihimizin en iyi temsil oranını elde etmiş bulunan son meclis sayın Gül'ü cumhurbaşkanı seçmek istedi. Demokrasinin tabii sonucu olan bu iradeye karşı çıktılar, yine askeri, hazır kıtaları, yargıyı… devreye soktular. Halk ağızlarının payını verdi ve sonunda milli iradenin dediği oldu.

Demokrasi işlerine gelmeyince onun üstünü “antidemokratik siyah şal ile örten” bu kesimlerin sabıkaları saymakla bitmez.

Ama ne oldu?

Kimsenin beklemediği bir şey oldu; asker bu defa kendini muhalefete karşı savundu, yapılan eleştirilerin dozunun kaçtığını, haksız olduğunu, askerin terörle mücadele azmine hainlerden daha fazla zarar verdiğini… ifade etti.

Askerin bu davranışına ilke olarak (askerin siyasete karışmaması, siyasilere baskı yapmaması, siyaseti seçilenlerin ve demokratik aktörlerin yapması ilkesi) karşı çıkılabilir ve çıkılmalıdır. Ama madalyonun bir de öteki yüzü var:

1. Muhalefet haddi aşmış, iktidarı yıpratmak adına doğru ve uygun olandan sapmıştır.

2. Eleştiri adına söylenen sözlerin bir kısmı gerçekten mücadele azmine zarar verebilecek sözlerdir.

3. Asker açıklamasında muhalefete “hain”dememiştir; “söylenenlerin hainlerin yaptıkları kadar zararlı olduğu” ifade edilmiştir. Bu ikisi aynı olmadığı halde askeri sözle dövmek isteyenler “hain dedi” diyerek hileye başvurmuşlardır.

Sonuç:

Tutarlı olalım, bir davranış hukuka ve demokrasiye aykırı ise “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demeyelim; çünkü sıra bir gün hepimize gelebilir.



Bu yazı 446 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,743 µs