En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Sağırlar, dilsizler ve körler



Rektörler bütün işlerini bıraktılar başörtüsü yasağının devamı için "cihad" ediyorlar.

Gazete ve televizyonlardaki "vazifeliler" her gün (bir bayan, bir kanalda aylardır) başörtüsü yasağının kaldırılmasına karşı yayın yapıyorlar.

Laik cüppeli fetvacılar başörtüsü yasağının ebediyyen kaldırlamayacağına dair fetvalar veriyor, bu fetvaları gerilerde kalmış anlayış ve kurallarla desteklemeye çalışıyorlar.

Bütün bunları yapanlar ve durmadan yapanlar bir de utanmadan mağdurlara dönüp "Bu ülkenin başka işi yok mu, şehitler var iken hâlâ başörtüsü konuşulur mu" diyorlar.

Gelelim siyasi muhalefete…

Anayasa Mahkemesi'nde iptal ve yürütmeyi durdurma davası açtılar. Gerekçeleri de özetle şöyle:

"Anayasa'nın 2'nci maddesinde belirtilen nitelikleri ve 3'üncü maddesindeki ilkeleri değiştirmeyi öngören veya Anayasa'nın diğer maddelerinde yapılan değişikliklerle doğrudan doğruya veya dolaylı olarak değiştirme amacı güden herhangi bir kanun teklif ve kabul olunamaz.

"Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargıyı, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.

"Anayasa'nın 9'uncu maddesine göre yasama işlemleriyle mahkeme kararları etkisizleştirilemez. Bu yapılırsa kuvvetler ayrılığı ihlal edilmiş olur.

"Değişikliklerin aslında Anayasa Mahkemesi'nin dini amaçlı örtünme ile Anayasa'daki laiklik ilkesi arasında kurmuş olduğu ilintiyi temelsiz bırakmaya, bu ilintinin ifade edildiği Anayasa Mahkemesi kararlarını etkisizleştirmeye yöneldikleri ortadadır. Bu düzenleme ile Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'ya aykırı olduğuna karar verdiği bir kıyafet serbestisinin Anayasa'ya uygun hale getirilmesine çalışılmaktadır. Bunun ise Anayasa'nın 138 ve 153'üncü maddelerine aykırı olmasının yanı sıra, Anayasa'nın başta lâiklik olmak üzere 2'nci maddesinde ifade edilen Cumhuriyet'in niteliklerini başkalaştırmak ve dolaylı biçimde değiştirmek anlamını taşıdığı tartışmasızdır."

Ülkenin ileri gelen hukukçuları (örnek olarak sayın Prof. Dr. Sami Selçuk) ise ortada bir yasağın bulunmadığını, olmayan bir şeyin var sayıldığını, üniversitelerde başörtüsünün (kılık kıyafetin) serbest bırakılmasının laikliğe aykırı değil, laikliğin gereği olduğunu güçlü delillerle ortaya koyuyorlar.

Muhalefetin gerekçeleri içinde bulunan "din" ile ilgili kısım korkunç bir zihniyeti dışa vuruyor. İşte bu yüzden başta CHP olmak üzere aynı yönde yürüyen muhalefetin -halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan bu ülkede- iktidara gelmemesi gerekiyor, gereken de yıllardır oluyor.

Bu korkunç zihniyete göre laik ülkenin hiçbir kanunu din özgürlüğünden söz edemez; ederse rejime aykırı olur.

Peki kendilerine soralım:

Laik demokratik ülkelerin anayasalarında, insan hakları belgelerinde din özgürlüğü düzenlenmiş. Bu maddelerde "inanma ve inanmama, din değiştirme, dini öğretme ve öğrenme, uygulama, cemaatin örgütlenmesi, açık ve gizli olarak ibadet, dindarlığı görünür kılma" serbest bırakılıyor. Bütün bunlar din ile ilgili olduğuna göre (din hürriyeti getiren maddeler olduğuna göre) o belgelerde nasıl yer alıyor?!

Bir ayette Allah, "Onlar sağır, dilsiz ve kördürler; sağlığa da dönemezler" buyuruyor.

Ben de onlar duysun diye yazmıyorum, durumlarını anlayalım da ona göre vaziyet alalım diye yazıyorum.



Bu yazı 491 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,025 µs