En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Atalar dini



Emekli bayan ilahiyat profesörünün başörtüsü yasağı ile ilgili sözlerini eleştiriyorduk.

"Ataların yaptığı iyi bir şeydir, bugünün şartlarına da uygundur, devam ettirirsiniz. Ama atalarımızın yaptığının bugün artık iyiliği kalmadıysa, aleyhimize sonuçlar ortaya koyuyorsa, onlar hakkında kendimiz düşünmeliyiz. Demek ki herkesin kendi aklını kullanıp düşünmesi lazım. Hiç mi yanılmadı atalarımız? Bunu argüman olarak koyduğunuz zaman bunun karşısında durulmaz."

Müslümanların elinde Allah tarafından vahyedilmiş kitapları (Kur'an-ı kerim) ve önlerinde, Allah tarafından eğitilerek ümmete örnek olarak gönderilmiş peygamberleri (onun söyledikleri ve yaptıkları) var. Müslümanların dini, kendiliklerinden din uydurmuş veya ilahi olan dini bozmuş ataların yaşadığı ve miras bıraktığı din değildir. Müslümanların dini (İslam) Kur'an'a ve Peygamberimizin örnekliğine dayanmaktadır. Müslümanların ataları da dinlerini bu iki kaynaktan alarak öğrenmiş ve öğretmişlerdir.

"Dini kaynaktan alarak öğrenme" işine ictihad denir. Kendileri ictihad edecek kadar alim olmayanlar elbette alim olan atalarının söylediklerine bakacaklar, hatta onlara değil (çünkü bunu da yapamazlar), kendi zamanlarında yaşayan hocalara soracaklardır. Hocalar "Biz Kur'an'a, sünnete bakmayız, bizim için yol gösterici olan müctehid atalarımızın söyledikleridir" derlerse hata etmiş olurlar. Doğrusu hem onların nasıl anladıklarına bakmak, hem de asıl bağlayıcı olan kaynaklara (Kur'a ve sünnete) bakmaktır. Ama bu da ilim ister, ilimsiz olmaz.

Bu genel kaide (usul) açısından meselemize; yani başörtüsünün, daha doğrusu örtünmenin dindeki yerine ve hükmüne gelelim.

"Ama atalarımızın yaptığının bugün artık iyiliği kalmadıysa, aleyhimize sonuçlar ortaya koyuyorsa, onlar hakkında kendimiz düşünmeliyiz." Deniyor.

Atalarımız Kur'an'a ve sünnete bakmışlar, kadınların başlarını da örtmelerinin farz, açmalarının haram olduğu sonucuna varmışlar. Bu konuda ihtilaf da etmemişler; bütün asırlarda "başörtüsünün Kur'an'da ve sünnette var, örtmenin farz olduğunu" söylemişler. Profesöre göre "bu anlayışın iyiliği kalmamış ve aleyhimize sonuçlar doğuruyormuş".

Tabii bu iki hükme de katılmamız mümkün değildir. Başörtüsünün farz olduğuna inanan milyardan fazla müslümana göre baş dahil örtünmek kötü değil, iyidir. Dar görüşlü, dindarlaşma düşmanı, laikçi, hak ve özgürlükleri yalnız kendileri için isteyen bir zümre, ellerindeki gücü kötüye kullanarak başörtüsünü yasaklamasa bundan kimsenin zarar gördüğü de yok. Dinimize göre eğer hayat zorunlu kılıyorsa, zorunluluk ölçüsüne göre haramlar ortadan kalkar. İşi, durumu, imkanları bir yerini açmasını gerekli kılan erkek ve kadın o yerlerini -gerekli olduğu sürece ve miktarda- açar. Şu halde örtünme emri hayatı güç, çekilemez hale getirmez. Ama okuyan bir kızımız başını örttüğü zaman "aklını örtmediği için" bundan bir zarar görmez, sıkıntı da çekmez. Sıkıntı örtmeden değil, bunu yasaklamaktan geliyor. Biz ilahiyatçılara düşen, zalimlerin yanında değil, mazlumların yanında yer almaktır.

Her zaman söylüyorum, bir daha tekrar edeceğim: İslam'da başörtüsü yok diyenler bu düşünce ve inançlarını uyguluyorlar, izin versinler de var diyenler de kendi inanç ve görüşlerini uygulasınlar. Bir yerde dayatma varsa bunun atalara, babalara, analara, devlete ait olması neyi değiştirir?



Bu yazı 548 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,484 µs