En Sıcak Konular

Yusuf Kaplan
Yeni Şafak

Yusuf Kaplan
0 0 0000

Türkiye neden durdurulmalı; ama durdurulamaz?



Son iki bin yıl süresince, dünya tarihinin yapılmasında kilit roller üstlenen en önemli "millet"lerden biri biziz: Bu iki bin yıllık süreçte, Asya'nın içlerinden Avrupa'nın içlerine kadar "yürüdük": Birinci bin yılık süreçte, sadece yaktık ve yıktık. Ama ikinci bin yıllık süreçte ise müslümanlıkla şereflendik ve hem müslümanları, hem de bütün insanlığı şereflendirecek ahlâk, estetik ve adalet ilkelerini hayata geçiren, herkese, bütün farklılıklara hayat hakkı tanıyan asil bir medeniyet tecrübesi ürettik: Üstelik de seküler-kapitalist Batılıların bütün dünyayı sömürgeleştirdikleri bir zaman diliminde, "insanlığın son adası" olarak yaptık bunları.

Başörtüsü sorunu, gerçekte, Türkiye'nin yeniden İslâmî iddialara sahip bir medeniyet fikrinin öncülüğünü yapmaya soyunup soyunmamasıyla ilgili bir sorunun sadece küçük bir parçasıdır. Türkiye'de başörtüsü sorunu üzerinden bu kadar büyük gürültü-patırtının zuhur ettirilmesi, toplumda "bölünme"nin, "kaos"un, "kamplaşma"nın patlak vereceği tehdidinin, daha doğrusu kışkırtmasının yapılması, bu gözlemimi doğruluyor.

Yüzbinlerce ailede hem başörtülülerin, hem başörtüsüzlerin aynı ailenin bir parçası olarak yaşadığını biliyoruz. Ama buna rağmen, birileri, başörtüsü üzerinden, farklılıklar üzerinden Türkiye'nin bölünme, kutuplaşma ve kaos ortamına sürükleneceğini hâlâ söyleyebiliyorlarsa, o zaman bu işin içinde başka "numaralar" olduğu tartışılmaz bile.

Gerçekte, bilinçli ya da biliçaltı sâiklerle tartışılan asıl mesele şudur: Türkiye, uzun vadede, Batı yörüngesinde kalarak, seküler projeleri uygulayarak, yani kendi kendini sömürgeleştirerek, Batılıların karikatürü bir ülke olarak donakalıp, Batı uygarlığının küresel ve haksız hegemonyasının önünde bir engel olmaktan çıkarılmış mı olacak; yoksa Batı uygarlığının felsefî, kültürel, siyasî ve ahlâkî bir kriz yaşadığı; dünyayı cehenneme çevirdiği; gezegeni tahrip ettiği; farklı dinlere, kültürlere ve medeniyetlere kendi paradigmaları doğrultusunda yaşama, varolma ve insanlığın gelişimine katkıda bulunma hakkı bile tanımadığı, dolayısıyla dünyanın "alternatif" bir medeniyet paradigmasına en fazla ihtiyaç hissettiği bir zaman diliminde, böylesi bir medeniyet paradigmasını bütün dünyaya sunabilecek derinlikli medeniyet tecrübesine, stratejik imkânlara, siyasî ve ekonomik olarak (D-8 örneğinde gördüğümüz gibi) İslâm dünyasının çıkarlarını birleştirerek, tıpkı ASEAN ülkeleri, tıpkı NAFTA örgütü, tıpkı AB kurumlaşmaları gibi bölgesel ve yarı-küresel ittifaklar gerçekleştirme özgüvenine ve iradesine, hepsinden de önemlisi, bütün bunları hayata geçirmeyi mümkün kılabilecek derinlikli ve herkesi, bütün farklılıkları kucaklayıcı bir ahlâk, adalet, düşünce ve hayat tecrübesine sahip tek "aktör" olan Türkiye, zamanla bu imkânlarını, birikimlerini ve tecrübelerini yeniden hayata ve harekete geçirerek yeni bir medeniyet fikrinin bütün dünyaya sunulmasına öncülük mü edecek?

Asıl mesele, başörtüsü meselesi değil, aksine, Türkiye'nin tatilden eve dönerek, yeniden tarihin yapılmasında kilit rol oynamaya soyunup soyunamayacağı, buna izin verilip verilmeyeceği meselesidir.

Şu ân insanlık olarak tarihî bir dönüm noktasının eşiğindeyiz: Dünya yeni bir medeniyet arayışının eşiğine gelip dayanmıştır. Seküler-kapitalist paradima tarafından u/yutulan Japonların, Rusların, Çinlilerin, Hintlilerin ve Latin Amerikalıların yeni bir medeniyet arayışı içine giremeyecek kadar hadım edildiklerini ve kültürlerinin antropolojik ölü kültürler hâline dönüştürüldüğünü, o yüzden, seküler-kapitalist saldırıya direnme imkânlarını bütünüyle yitirdiklerini görüyoruz.

Dünyayı yeni bir medeniyet arayışının ve hakîkatinin eşiğine götürebilecek tek aktör biziz. O yüzden, Batılılar, Türkiye'nin Batı yörüngesinin dışına çımasına aslâ izin vermek istemiyorlar ve Türkiye'nin İslâmî iddialara sahip olmaması için içimizdeki seküler-sömürge kafalı tipleri, örgütleri ve kurumları her hâl ve şart altında desteklemeye devam ediyorlar. Ve Türk medyasındaki gönüllü acentaları, yerli sömürgecileri kullanarak Türkiye'nin böyle bir yürüyüşe soyunmasını önlemeye çalışıyorlar.

Yerli sömürgeci, seküler Batılıların gönüllü acentalarına sadece şunu söylemekle yetiniyorum: Bütün bunlar, son çırpınışlardan öteye geçmeyecek... Çünkü tarih, bize, kölelerin hiç bir zaman efendi olamadıklarını, yalnızca efendilerinin köleleri olarak "kolonile"rde yaşamaya mahkûm edildiklerini gösteriyor yalnızca...



Bu yazı 699 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Temmuz 2008 Ergenekon'la “dolmuşa bindirilmediğimizden” emin miyiz?
    • 21 Temmuz 2008 Televizyonu dönüştürmek ve dil kurmak
    • 14 Temmuz 2008 Medya, nasıl seküler 'kilise'lere dönüştü?
    • 27 Haziran 2008 Travma ve yok oluş süreci
    • 27 Haziran 2008 Travma ve yok oluş süreci
    • 26 Mayıs 2008 Küresel İngiliz hâkimiyetine doğru (mu?)
    • 19 Mayıs 2008 İngilizlere dikkat!
    • 28 Nisan 2008 Laikçilik zırhıyla Türkiye'yi satıyorlar!
    • 25 Nisan 2008 Medeniyet yoksa, medîne de, din de yok olur
    • 18 Nisan 2008 Peygamberî çağ/rı
    • 24 Mart 2008 Çağa tanıklık, peygamberî soluk ve öncü varoluş kuşağı (2)
    • 17 Mart 2008 Türkiye bağımsızsa, Türkiye'yi bağlayan şey ne öyleyse?
    • 14 Mart 2008 Yalıtılmış masal perdesinden ruhsuz heykeller yapmak
    • 10 Mart 2008 "32. Gün"ün yaptığı şey televizyonculuk mu?
    • 3 Mart 2008 Aydınlanma mı dediniz? Peki, nerede Kant'ınız, Diderot'nuz, Voltaire'iniz?
    • 25 Şubat 2008 Kurumları kezzapladık, şimdi sıra insanlarda mı?
    • 18 Şubat 2008 Konya modeli
    • 15 Şubat 2008 Türkiye neden durdurulmalı; ama durdurulamaz?
    • 11 Şubat 2008 'Medya terörü' derhal durdurulmalı!
    • 4 Şubat 2008 21. yüzyılı "Türkiye" başlatacak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,643 µs