En Sıcak Konular

Yusuf Kaplan
Yeni Şafak

Yusuf Kaplan
0 0 0000

'Medya terörü' derhal durdurulmalı!



Başörtüsü yasağının başörtüsüyle ilgisi olmadığı; aksine, İslâm'ın bu ülkenin kültür, siyaset, sanat, düşünce ve iktisat hayatında belirleyici bir konuma gelmemesinin bir göstergesi olduğu artık iyice anlaşıldı.

Başörtüsü yasağının en azından parlamentoda kaldırılmış olması üzerine medyanın takındığı tavır, gerçekten ürpertici. İstisnalar hâriç ama dünün solcularının çöreklendiği bugünün çıkarperest ve kapitalistleşmiş medyatik elitlerinin çeki düzen verdikleri medya, ülkede tam anlamıyla terör havası estiriyor: Medya alenen bölücülük yapıyor; toplumu kamplara bölüyor; fena hâlde tahrik ediyor; açıkça iç savaş, kaos tamtamları çalıyor; söylemsel şiddet uyguluyor.

Dertleri laiklik filan değil bu Batılı ideolojilerin karikatürü gönüllü acentaların, yerli sömürgecilerin! Dertleri, sadece kendi sınıfsal ve grupsal maddî çıkarlarını korumak!

Bu ülkede, mağdur edilen, itilen kakılan, ülke dışında okumak zorunda bırakılan yüzbinlerce başörtülü insan ve bu insanların aileleri yıllardır, on yıllardır köle muamelesi görüyor! İkinci, üçüncü, beşinci sınıf vatandaş muamelesi görüyor. Dünün solcuları, bugünün semirmiş kapitalistleri, sözümona laiklik adına topluma karşı "kaos çıkar, çatışma çıkar" tehditleri savurmaktan çekinmiyorlar! Yazıklar olsun size! Bu muydu sizin solculuğunuz? Bu muydu sizin özgürlük, eşitlik, adalet anlayışınız?

Siz bu ülkenin çocukları değil misiniz? Siz bu milletin dünyaya adaleti, hakkaniyeti, etiği ve estetiği öğreten medeniyetinin çocukları değil misiniz? Nereden çıktınız siz? Kimin çocuklarısınız siz? Tarih yapmış bir milleti bölme, kışkırtma, milletin çeşitli kesimleri arasında düşmanlık tohumları ekme hakkını, gücünü, cesaretini nereden alıyorsunuz siz?

Medya Türkiye'de zıvanadan çıkmış durumdadır. Başörtüsü yasağının kaldırılması çabaları dolayısıyla geliştirilen en önemli söylem, başörtülülerin, başı örtülü olmayanlara baskı uygulayacakları şeklindeki icat edilmiş, uydurulmuş, vehimden, paranoyadan, milletin temel değerlerinden nefret etmekten kaynaklanan söylemdir.

Başörtülülerin başı açıklara baskı uygulayacaklarını söyleyen adam, bu ülkede yaşamıyor demektir. Bu ülkenin medeniyet tarihini, birikimini ve ruhunu bilmiyor demektir. Dünya tarihinde farklı dinlere, kültürlere, etnisitelere mensup toplulukları bir arada yaşatabilmiş muhteşem bir medeniyet tecrübesi üreten bir ülkede başörtülülerin başı açıklara baskı uygulayacağını söylemek, bu milleti tanımamaktan, bu milletin tarihî tecrübesini bilememekten, azınlık / sömürgeci psikolojisinden kaynaklanmıyorsa; zırcahillikten, kötü niyetten, başka neyle izah edilebilir ki?

Millete karşı "Topyekûn savaş" "Hoşgeldin kaos" "Çatışma çıkar" manşetleri atan bir medya, terör havası estirmiyor da ne yapıyor? Oysa kışkırtıcılık yapan, toplumun çeşitli kesimleri arasında düşmanlık tohumları ekmekten çekinmeyen bir medya rejimi, mevcut laik demokratik rejimi de, toplumun huzurunu da dinamitleyerek terör havası estirmiyor da ne yapıyor peki?

İstisnaları hariç mevcut medya rejimi, "laiklik" nutukları atarak, laikliği kullanarak, toplumu germekten, toplumu bölmekten, çeşitli toplum kesimleri arasında düşmanlık ve nefret tohumları ekmekten başka bir şey yapmıyor.

O yüzden tez elden bu medya rejiminin, kısa, orta ve uzun vadeli programlarla ve planlarla değiştirilmesi gerekiyor. Yoksa bu millletin en masumane varolma, eşit eğitim alma, kamu kurumlarında eşit görev yapma hakkını "ortaçağ özlemciliği" olarak lanse eden bir medya, sadece engizisyonculuk yapmaktan başka bir şey yapmıyor demektir.

İşçi Partisi'nin, Atatürkçü Düşünce Derneklerinin kışkırtıcı, toplumu gerici, nefret ve düşmanlık tohumları eken militan görünümlü kişilerinin cirit attığı, bu marjinal kesimlerin provokatif söylemelerinin medyaya damgasını vurduğu bir medya rejimi toplumun huzurunu bozmaktan başka bir işe yarayabilir mi?

O yüzden medya terörünün derhal sona erdirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde bu millet vaziyet böyle gittiği sürece hiçbir zaman rahat ve gün yüzü göremeyecektir.



Bu yazı 639 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Temmuz 2008 Ergenekon'la “dolmuşa bindirilmediğimizden” emin miyiz?
    • 21 Temmuz 2008 Televizyonu dönüştürmek ve dil kurmak
    • 14 Temmuz 2008 Medya, nasıl seküler 'kilise'lere dönüştü?
    • 27 Haziran 2008 Travma ve yok oluş süreci
    • 27 Haziran 2008 Travma ve yok oluş süreci
    • 26 Mayıs 2008 Küresel İngiliz hâkimiyetine doğru (mu?)
    • 19 Mayıs 2008 İngilizlere dikkat!
    • 28 Nisan 2008 Laikçilik zırhıyla Türkiye'yi satıyorlar!
    • 25 Nisan 2008 Medeniyet yoksa, medîne de, din de yok olur
    • 18 Nisan 2008 Peygamberî çağ/rı
    • 24 Mart 2008 Çağa tanıklık, peygamberî soluk ve öncü varoluş kuşağı (2)
    • 17 Mart 2008 Türkiye bağımsızsa, Türkiye'yi bağlayan şey ne öyleyse?
    • 14 Mart 2008 Yalıtılmış masal perdesinden ruhsuz heykeller yapmak
    • 10 Mart 2008 "32. Gün"ün yaptığı şey televizyonculuk mu?
    • 3 Mart 2008 Aydınlanma mı dediniz? Peki, nerede Kant'ınız, Diderot'nuz, Voltaire'iniz?
    • 25 Şubat 2008 Kurumları kezzapladık, şimdi sıra insanlarda mı?
    • 18 Şubat 2008 Konya modeli
    • 15 Şubat 2008 Türkiye neden durdurulmalı; ama durdurulamaz?
    • 11 Şubat 2008 'Medya terörü' derhal durdurulmalı!
    • 4 Şubat 2008 21. yüzyılı "Türkiye" başlatacak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,803 µs