En Sıcak Konular

Yusuf Kaplan
Yeni Şafak

Yusuf Kaplan
0 0 0000

21. yüzyılı "Türkiye" başlatacak...



20. yüzyıl henüz bitmedi; 21. yüzyıl da henüz başlamadı. 19. yüzyılı sona erdiren ve 20. yüzyılı başlatan üç büyük küre ölçekli hâdise vardı: Birincisi, 1648 Westfalya Anlaşması'yla "kurulan" ve İngiliz İmparatorluğu'nun başını çektiği "Avrupa Dünya Düzeni"nin Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra çatırdamaya başlaması, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da tarihin yapılmasında belirleyici / aktif bir rol oynamaktan çekilmesiydi.

İkinci hâdise, özelde İngiliz, genelde ise Avrupa hâkimiyetinin yerini ABD'nin almaya başlamasıydı: Bu süreç, Birinci Dünya Savaşı'yla ve Osmanlı'nın durdurulmasıyla başlamış, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra nihâî noktasına ulaşmış ve ABD'nin "dünya hâkimiyeti"yle sonuçlanmıştı: BM, NATO, IMF ve Dünya Bankası'nı hayata geçiren ABD, hem Batı uygarlığını temsil etmeye, hem de küresel sistemin temel dinamiklerini belirlemeye başladı.

"Avrupa Dünya Düzeni"nin yerini alan yeni küresel sistemin 3,5 ayağı vardı: Merkezî ayağı ABD; ikinci ayağı Avrupa, üçüncüsünü Japonya; yarım ayağı ise Sovyetler oluşturuyordu. Sovyetler, Yalta düzen/eğ/i gereği, yeni seküler-liberal-kapitalist sistemin merkezkaç gücü rolünü oynuyordu.

Sovyet tecrübesi'nin, esas itibariyle, Rus ideasını ve iddiasını zamanla yok edecek bir boyut kazandığı görülünce, Ruslar, kendilerine en az bir asır kaybettiren bu oyuna derhal dur demesini ve yeniden toplarlanma sürecine girmesini bildiler: Putin, Rus ideasının ve iddiasının yeniden hayata geçirilmesi sürecinde önemli bir kilometre taşı rolü oynuyor.

20. yüzyılı başlatan üçüncü ve en önemli neden, Osmanlı'nın / İslâm medeniyetinin durdurulmasıdır.

21. yüzyılı başlatacak hâdise, İslâm medeniyetinin, tarihin yapılmasında yeniden kilit rol oynayabilecek şekilde hayata geçirilmesi olacaktır.

Şu ân, ortada İslâm medeniyetinin yeniden tarih sahnesine çıkabileceğini gösteren somut bir gösterge yok gibi görünüyor. Ama müslüman toplumların, gerçek anlamda bağımsızlıklarına kavuşmaları, bölgesel / küresel siyasî, ekonomik, kültürel ve entellektüel işbirliği projeleri geliştirmeye soyunmaları, 21. yüzyılı başlatacak en belirleyici hâdise olacaktır.

Çin'in, Hindistan'ın ve Rusya'nın gelişi, 21. yüzyılı başlatmaya yetmeyecektir. Çünkü bu "aktör"ler, tıpkı Güney Kore, Japonya ve Asya kaplanları örneğinde gördüğümüz gibi, alternatif bir medeniyet paradigması sunamayacak kadar hadım edilmiş, u/yutulmuş durumdalar; bu yüzden bu "aktör"lerin gelişi, tıpkı Sovyet tecrübesinde olduğu gibi merkezkaç gücü işlevi görecek şekilde küresel seküler ve kapitalist sistem tarafından kontrollü olarak desteklenmektedir. Yani, Rusya, Çin ve Hindistan'ın gelişi, küresel sistemde paradigmatik bir değişime yol açmayacak.

21. yüzyılı başlatacak tek potansiyel ülke, Türkiye'dir. Türkiye'deki laikçiler, Türkiye'nin, tarihin akışını değiştirecek imkânlarını göremeyecek kadar körleşmiş, köleleşmiş ve hadım edilmiş durumdalar: Laikçilerin, Türkiye, bölge ve küre için sunacakları esaslı bir projeleri ve iddiaları yoktur: Onlar, sadece kendi çıkarlarını düşünüyorlar ve o yüzden Türkiye'yi, korku, kriz ve gerginlik politikalarıyla küresel sisteme entegre ederek, iddialarını kendi elleriyle yok eden figüran bir ülke hâline getirmeyi becerebiliyorlar sadece!

Dünyanın, içine sürüklendiği kaos ve katastroftan sâhil-i selâmete çıkabilmesi için seküler-kapitalist paradigmanın dışında bir paradigmaya ihtiyacı var: Böyle bir paradigmayı harekete ve hayata geçirebilecek tek ülke Türkiye'dir. Küresel sistem bunu çeyrek asır önceden gördüğü için Osmanlı coğrafyasına çöreklenerek Türkiye'yi kuşatmaya girişmiştir. Türkiye'deki laikçilerin bu yakıcı gerçeği görebilecek entellektüel ufukları ve donanımları yok, ne yazık ki!

Türkiye'de başörtüsü üzerinden yürütülen mücadele, aslında, Türkiye'nin küresel bir aktör olarak 21. yüzyılı başlatacak bir medeniyet sıçraması yapmaya soyunabileceğini düşünenlerle, Türkiye'nin küresel seküler-kapitalist sistemin uydusu olarak kalmasını isteyen, iddialarını ve ruhlarını yitiren gönüllü acentalar, yani yerli sömürgeciler arasındaki mücadeledir.

Türkiye'nin medeniyet sıçramasına soyunacağını gösteren modelin küçük ipuçlarını, haftasonu 65 sivil toplum kuruluşunun temsilcilerinin katıldığı bir konferans vermek üzere gittiğim Konya'da gördüm. Cuma günkü yazıda 21. yüzyılı Türkiye'nin nasıl başlatabileceğini gösteren ipuçlarını sunan Konya modelini yazacağım.



Bu yazı 645 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Temmuz 2008 Ergenekon'la “dolmuşa bindirilmediğimizden” emin miyiz?
    • 21 Temmuz 2008 Televizyonu dönüştürmek ve dil kurmak
    • 14 Temmuz 2008 Medya, nasıl seküler 'kilise'lere dönüştü?
    • 27 Haziran 2008 Travma ve yok oluş süreci
    • 27 Haziran 2008 Travma ve yok oluş süreci
    • 26 Mayıs 2008 Küresel İngiliz hâkimiyetine doğru (mu?)
    • 19 Mayıs 2008 İngilizlere dikkat!
    • 28 Nisan 2008 Laikçilik zırhıyla Türkiye'yi satıyorlar!
    • 25 Nisan 2008 Medeniyet yoksa, medîne de, din de yok olur
    • 18 Nisan 2008 Peygamberî çağ/rı
    • 24 Mart 2008 Çağa tanıklık, peygamberî soluk ve öncü varoluş kuşağı (2)
    • 17 Mart 2008 Türkiye bağımsızsa, Türkiye'yi bağlayan şey ne öyleyse?
    • 14 Mart 2008 Yalıtılmış masal perdesinden ruhsuz heykeller yapmak
    • 10 Mart 2008 "32. Gün"ün yaptığı şey televizyonculuk mu?
    • 3 Mart 2008 Aydınlanma mı dediniz? Peki, nerede Kant'ınız, Diderot'nuz, Voltaire'iniz?
    • 25 Şubat 2008 Kurumları kezzapladık, şimdi sıra insanlarda mı?
    • 18 Şubat 2008 Konya modeli
    • 15 Şubat 2008 Türkiye neden durdurulmalı; ama durdurulamaz?
    • 11 Şubat 2008 'Medya terörü' derhal durdurulmalı!
    • 4 Şubat 2008 21. yüzyılı "Türkiye" başlatacak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,317 µs