En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Yatay İrtica (2)



Önceki yazıda verdiğimiz "yatay irtica" tarifinin detaylı tahlil ve tenkidini bu yazıya bırakmıştık.

"Yatay irtica tarikatlar ve cemaatler marifetiyle yürütülmektedir."

Yatay irtica diye tarif edilen dinî davranış ve uygulamaların tamamının "din hürriyeti" çerçevesine girdiğini, dindarların hakları olduğunu ifade etmiştik. İnsan hakları belgeleri inancın açık ve gizli, tek başına ve toplu olarak ifadesine ve uygulanmasına imkan vermektedir. Tarikatlar ve cemaatler de toplu olarak din hizmeti veren ve dini uygulayan oluşumlardır. Cemaatleri yasaklayan bir kanun yoktur. Tekke ve zaviyelerin kapanmasına dair kanun ise "bir müminin, bir mürşide intisap ederek aldığı dersi uygulamasına" mani olamaz. Bugün ülkemizde açık olarak tekke yoktur, ama bizde ve dünyanın her yerinde tarikat vardır, tasavvuf vardır, mürşid veya bu iddiada olan adamlar vardır, bunlara intisap edenler vardır; bunu engellemeye kimsenin gücü yetmez. Akıllı politika bunları yasaklamak değil, açık olmasını ve denetlenmesini sağlamaktır. Denetlenmekten maksadım da "Bunlar dine uygun davranıyorlar mı" sorusuna değil, "Bunlar dini istismar ederek haksız gelir, nüfuz ve eylem elde ediyorlar mı" sorusuna yönelik olabilir. Din yönünden denetim laik devletin işi değildir.

"Yatay irtica, halkı hurafelerle aldatmakla başlar."

Bu içi boş veya karanlık bir iddia ve ithamdan ibarettir. Çünkü laikçilerin bir kısmına göre bütünüyle din hurafedir. Yazar "halkın hangi hurafelerle aldatıldığını, hurafeden maksadının ne olduğunu" açıklarsa anlar, ona göre mukabelede bulunuruz.

"…devlet ve hükümetin bıraktığı siyasi ve sosyal boşlukları dinsel jest ve müdahalelerle doldurur: Türban ve tesettür, ramazan çadırları, imam-hatip okulları, mahallelerde hücre tipi örgütlenme, fitre ve zekatların tek bir merkezde toplanması, vb."

Bu mantığa göre laik devlet, yukarıda sıralanan kurum, hizmet ve ibadetlere yer bırakmayacak tedbirler almalı, onların yerini başka şeylerle doldurmalı veya bunları yasaklamalıdır. Laikçilerin yaşadığı toplumda Müslümanlar olsa bile "örtülü kadın, sakallı erkek, Ramazan çadırı, İmam hatip okulları, zekat ve fitrelerin özel kesim tarafından toplanıp yerlerine harcanması hizmetleri…" olmamalıdır. Erkeklerle beraber denize ve havuza girmek istemeyen kadınların faydalanacakları özel yerler olmamalı, ezan sesi duyulmamalı, içkisiz lokanta olmamalı, faizsiz banka bulunmamalı, kamuya açık yerlerin lavabolarında kimse abdest almamalı, cami sayısı azalmalı, yenileri yapılmamalı, görülen yerlerde kimse namaz kılmamalıdır…

Ey laikçiler! Siz böyle söyler, böyle davranırsanız mağdurlar ve farklı inananlar da sizin düşünce ve inanç hürriyetinizin kısıtlanmasını isterler; kendi inanç, dünya görüşü ve hayat tarzlarına aykırı olan her şeye karşı mücadele bayrağı açarlar. Peki bunun sonu ne olur? Kaos, çatışma, bölünme ve parçalanma olur. Bu mu isteniyor?

Cevap "Hayır" ise bırakın laiklik, din, inanç, düşünce hürriyeti olarak anlaşılsın, farklılar birbirlerine tahammül etsinler, farklılık içinde –ortaklıklara bağlı- birliğin formülleri öne çıkarılsın, enerjimizi birbirimizle uğraşarak, hürriyetlerimizi kısıtlamaya çalışarak harcamayalım, ülkemiz şaha kalksın, bütün dünyaya "Biz de varız" diyelim.



Bu yazı 503 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,717 µs