En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Anayasa'da korunacak haklar



E. Özkök bir yazısında özetle "Anayasa'ya başörtüsü yasağının kaldırılmasına dair bir madde konması halinde bunun, Anadolu üniversitelerinde başını örtmeyenlere karşı bir baskı oluşmasının zeminini hazırlayacağını; başını örtmeyen, oruç tutmayan… birkaç öğrenci nerede varsa Anayasa'nın, asıl onların haklarını koruması gerektiğini" ifade ediyor.

Ülkede bir kişi de olsa farklı inanç, düşünce ve hayat tarzı hakkının korunmasının demokrasi ve insan hakları gereği olduğu malum olmakla beraber bunun mutlak olmadığı da bilinmelidir. Çocukların alacağı din eğitim ve öğretimi ile bireye ait hakların belli sebeplerle kısıtlanabilir olması yukarıdaki ifademizi teyit etmektedir.

Bütün insan hakları belgelerinde küçüklere verilecek din eğitim ve öğretiminin, velilerin isteklerine göre yapılacağı ilkesi yer almaktadır. Şu halde ana ve babanın çocukları için bir dini seçmeleri ve onun eğitimini vermeleri "pekala baskılı yönlendirme sayılacağı halde" bu baskı meşru görülmektedir.

Özgürlüklerin gerektiğinde kanunla kısıtlanması şu sebeplere dayanmaktadır:

"Kamu güvenliği, düzeni, sağlığı, genel ahlakı, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması".

Yukarıdaki sebeplerden biri oluştuğunda bireyin bazı hak ve özgürlükleri kısıtlanmaktadır. Bu da bir baskı olduğu halde hukuk bu baskıyı meşru görmekte, hakkı kısıtlanandan toplum (bazen çoğunluk) için fedâkârlık beklemektedir.

İlgili insan hakları belgelerinde "… din ya da inanca dayalı olarak insan hakları ve temel özgürlüklerin eşitlik temeli üzerinde tanınması, kullanılması ve bunlardan yararlanılması" ifadesi yer almaktadır. Buna göre de azınlığın (mesela başını örtmeyen, oruç tutmayan birkaç kişinin) hakları korunurken eşit olarak başını örten ve oruç tutan çoğunluğun da haklarının korunması insan hakları gereği oluyor.

Şimdi asıl tartışma noktasına gelelim:

Azınlık veya çoğunluk, hak ve hürriyetini kullanırken farklı olanlar bundan -yalnızca farklıların bulunması, haklarını kullanmaları ve birlikte yaşamalarından- rahatsız oluyor, kendilerini baskı altında hissediyorlarsa, bunların hatırı (hakkı) için diğerlerinin hak ve özgürlüklerini kısıtlamaya kalkışmak hangi insan hakları ilkesine sığıyor? Azınlıkta kalanlar insan da çoğunluk olanlar insan değil mi? Eğer bu kısıtlama meşru görülüyorsa sonuç, her bakımdan tek tip bir topluluk oluşturmaya, farklılıkların ortadan kaldırılmasına gitmez mi? Bunun da adı faşizm değil midir? Böyle bir gidişte insan hak ve hürriyetlerinden söz etmek mümkün müdür?

Hoşgörüsüzlük ve tahammülsüzlük bir kesimi, yaşadıkları toplumda farklı bir fert görmemeyi hedefleme noktasına kadar getirmiştir. "Baskı, bireyin ve azınlıkta kalanların hakları vb." diyerek hedeflenen yapı, farklılığın ortadan kaldırılmasıdır ve bunun ne demokrasi ile ne de insan hakları ile bir ilgisi vardır. Tek dayanağı farklılığa, belli bir kesimin din özgürlüğünden yararlanmasına karşı tahammülsüzlüktür.



Bu yazı 459 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,154 µs