En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Din dersi



Mümkün olan en geniş katılım ile (uzlaşmayı bu manada almak gerekiyor) sivil/demokratik bir anayasayı bu millete armağan etmek hangi iktidara nasip olursa onun için büyük bir hizmet ve şeref olacaktır. Mevcut iktidarın böyle bir vaadinin olduğunu ve hazırlılara da başladığını biliyoruz.

Ülkenin hak ettiği ve hayrına olacak bir anayasanın vücut bulması için bütün ilgililerin gayret göstermesi ve katkıda bulunması gerekiyor. Az da olsa bazı teşebbüslerin, taslakların, tekliflerin ortaya çıkmaya başlaması sevindiricidir. Bu arada Sayın Üskül'e yönelik linç girişimi de demokrasiye inanan ve bu işlerden anlayanlarca itibar ve destek görmemiş, hatta Özbudun gibi tarafsız bir anayasa profesörü bazı çevrelerin davranışlarını ironik bulmuştur. Sayın Üskül belki biraz üzülmüştür, ama böyle bir tartışmayı açmış olmasının faydaları o üzüntüye değer büyüklüktedir.

Ben de karınca kararınca yeni anayasaya girecek ve girmeyecek maddelerle ilgili düşüncelerimi bu köşede dile getirmeye çalışacağım ve bugün ele alacağım konu “zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi” ile ilgilidir.

Sayın Özbudun'un , Neşe Düzel ile yaptığı konuşmada (Radikal, 6-Ağustos) bu konu şöyle yer almış bulunuyor::

“- Din dersleri konusunda anayasada neler olacak?

- Bilemiyorum. Taslağı, açıklamaya yetkim de, hakkım da yok. Bana göre, zorunlu din dersleri laik devlet yapısıyla bağdaşmaz. Din dersleri zorunlu olmaktan çıkarılmalı, tercihe bırakılmalı. Ya 1961'de olduğu gibi isteğe bırakılmalı, ya da muaf olabilme imkânı tanınmalı. Din vicdani bir alandır. Laik bir devletin, objektif de olsa, istemeyen birine din eğitimi vermeye hakkı yoktur. Ama isteyene verir.”

Bu konuşmada hem soran, hem cevap veren “din dersinden ve din eğitiminden” söz ediyorlar.

Mevcut anayasada zorunlu olan ne din dersidir, ne de din eğitimidir. Anayasanın 24. maddesi bu ders ile ve din eğitim ve öğretimini birbirinden ayrı tutarak ilgili fıkrayı şöyle düzenlemiştir:

“Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.”

Maddeye göre din ve ahlak eğitim ve öğretimi zorunlu değildir, yalnızca devletin denetim ve gözetimi altında olması zorunludur. Bunun nerede, kim tarafından, nasıl verileceği ise –haklı olarak- anayasada yer almamış, muhtemelen kanuna bırakılmış, fakat bugüne kadar da böyle bir kanun çıkarılmamıştır.

Anayasaya göre zorunlu olan ise “din eğitim ve öğretimi” değil, “din kültürü, ahlak öğretimi” dir. Kanun vâzıı, yalnızca belli bir dine ait olmayan din kültürü ve ahlak bilgisinin –belli sınıflardaki- bütün öğrencilere verilmesini mecburi kılmıştır. İslam dininin öğretilmesi ve eğitiminin yapılması sözkonusu olsa bunun laik bir ülkenin anayasasında zorunlu olarak yer alması elbette düşünülemez. Ama genel olarak ve kültür düzeyinde dinin, bilgi olarak da ahlakın öğretilmesi, yurttaşlık bilgisi, tarih, coğrafya, Türkçe gibidir ve laikliğe aykırı telakki edilmemelidir.

“Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi” denilince belli bir dinin “din olarak” öğretilmesi ve uygulanmak üzere de eğitiminin yapılması anlaşılır. İşte bunun, okullarda ders olarak konması, fakat istemeyenlerin çocuklarını bu derse sokmama hakkının tanınması gerekiyor.

Yeni anayasada din ile ilgili öğretim ve eğitimin yukarıdaki belirlemelere göre yer almasının uygun olacağını düşünüyorum.



Bu yazı 437 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,548 µs