En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Gerginlik, kriz ve CHP



Ülkenin bunca işi gücü varken, meclisin ve hükumetin halletmesi gereken bir yığın problem, gerçekleştirmesi gereken yüzlerce hizmet ve reform mevcut iken bunlar üzerinde durmak, yapılanı yapıcı olarak eleştirmek, farklı teklifler sunup bunları savunmak yerine durmadan gerginlik çıkarmak, kriz oluşturmak şüphe yok ki ülke ve millet menfaatine aykırıdır, ama gerginlikten ve krizden medet uman bazı partilerin işine gelmektedir ve bunların başında da CHP var.

Örnek saymakla bitemez de şu yılan hikayesine dönen Cumhurbaşkanlığı örneğini alalım.

Hem Cumhurbaşkanını halkın seçmesine hem de sayın Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasına karşı çıktılar; bu karşı çıkış elbette hakları hatta vazifeleri denebilir; ama bu hüküm, üslup ve yönteme bağlıdır. CHP “Biz buna şu sebeplerle karşıyız” demiyor, “Böyle olursa ülke felakete sürüklenir, Cumhuriyet, demokrasi, laiklik elden gider…” kabilinden gerginlik ve krize sebep olacak bir üslup kullanıyor.

Sayın Gül'ün seçilmesi halinde hiçbir anormal durumun ortaya çıkmayacağını bildiği halde bunu bütün gayretiyle ve demokratik teamüllerin de dışına çıkarak (meclise girmemek gibi) engelliyor. Yargının da yardımı ile seçim kilitleniyor. Parti, bu aşamada başarılı olduğu için bayram ederken iktidar kilidi çözmek için Cumhurbaşkanını halkın, beş yıllığına seçmesi, toplantı ve karar yeter sayılarının makul düzeylere çekilmesi için referandum yolunu açıyor. CHP buna da karşı çıkıyor, asık suratlı, felaket tellalı konuşmacıları halkın karşısına çıkıp “Cumhurbaşkanını siz seçerseniz o padişahlığını ilan eder, şunlar şunlar elden gider” diye kendilerinin de inanmadıklarına emin olduğum sözler söylüyorlar: Yine gerginlik, yine krize kürek çekmek.

Bu ülkede hangi bürokrat, hangi resmi makam sahibi, anayasada yer almayan bir hak ve yetkiyi kullanabilir? Bu yetkiler anayasada değişmedikçe halk seçti diye bir cumhurbaşkanı nasıl sultanlaşır!

Meclis zorunlu olarak seçime gidiyor, halk meclisi kilitleyenlere ders vererek Akparti'yi, Cumhurbaşkanı seçebilecek bir çoğunlukla tekrar iktidara getiriyor. MHP'nin de yardımı ile Cumhurbaşkanı seçiliyor ve kilit şimdilik açılıyor, ama CHP üzgün, öfkeli, yeni gerginlikler çıkarmanın peşinde.

İktidar hem referanduma giderken hem de seçimden sonra Cumhurbaşkanını seçerken siyasi ve hukuki mecburiyet içinde hareket ediyor. Birincisini yapmasa kilit çözülmeyecek, ülke boş işlerle uğraşıp duracak. İkincisini yapmasa anayasa gereği tekrar seçime gidilecek; bu da ülkeye zararlı.

“İşler duruldu, artık siyasetçileri bekleyen hizmetlere koyulmanın zamanı” derken CHP yine sert ve gerici bir üslupla ortaya çıkıyor ve referandumu geri çekmek için iktidara baskı uyguluyor. “Eğer bunu yapmazsanız 11. Cumhurbaşkanının yeniden seçilmesi başta olmak üzere birçok problem çıkar; yani biz çıkarırız” diyor.

Şimdi insaf ile düşünelim:

Meclisin 11. Cumhurbaşkanını seçmesi meşru mu değil mi? Elbette meşru, hukuka uygun.

Anayasa hükmüne uyarak meclisin seçtiği 11. Cumhurbaşkanının meşruiyetinde bir şüphe var mı? Yok.

Seçilmiş olan 11. Cumhurbaşkanını bir daha seçmek abes olacağına göre referandumunun -o günün şartlarında eklenen- ilgili geçici maddesi hükümsüz hale gelir mi? Evet.

Böyle bir durum (çözüm, yorum) varken ülkeyi germenin, meclisi boşuna meşgul etmenin manası var mı? Yok.

Ama bize göre yok; bunu bahane ederek ileride de cumhurbaşkanını halkın seçmesini, toplantı ve karar yeter sayısının krize sebep olacak boyutlarda kalmasını isteyen CHP'ye göre yaptıkları çok anlamlı ve yerinde.



Bu yazı 476 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,584 µs