En Sıcak Konular

Yusuf Kaplan
Yeni Şafak

Yusuf Kaplan
0 0 0000

Kutsallık zırhıyla kuşatılan kuşatılır



Atatürk dönemini biliyor muyuz? Bence bilmiyoruz. Ne olup bittiğini doğru düzgün anlatmıyorlar bize. Atatürk'ün daha hayattayken İnönü zamanında bir takım çeteler tarafından tasfiye edildiği, Dolmabahçe'ye “mahkûm edildiği”, hatta “gömüldüğü” doğru mudur? Türkiye'nin İslâm'dan uzaklaştırılması çabasının, Atatürk değil, Atatürk'ün etrafından ayırmadığı ama Atatürk'ü kuşatan, teslim alan bir “kadro” tarafından planlandığı ve uygulamaya konulduğu iddiası yabana atılacak bir iddia mıdır?

Oysa biz esaslı soruları sormak yerine sadece Atatürk kutsaması ve putlaştırması yapıyoruz. İyi de Atatürk bir put muydu, din kurmuş kutsal biri miydi? Kendini bir put olarak mı ilan etmişti?

Oysa her tarafa Atatürk heykelleri dikmek, Atatürk'ü dondurur, put hâline getirir. Dünyanın hiç bir yerinde böylesine grotesk bir uygulama yoktur. Tabiî sıradan, beşinci sınıf, kabileler tarafından yönetilen ülkeleri saymazsak. Kaldı ki, oradalarda bile bu kadar fazla heykel dikemezler; çünkü bu durumda aç kalırlar, “acından ölürler”.

Şimdi bu yazdıklarımdan bir nem kapanlar illa ki çıkar bu memlekette. Bazı tipler hazırolda beklemeyi çok onurlu bir işmiş gibi görebiliyorlar hâlâ!

Bütün bunları, Pazar günü Milliyet'te yayımlanan “Emirdağ'ın İlginç Sırrı” başlıklı haberi okuduktan sonra düşündüm. Eskiyen Atatürk heykeli bilinmeyen bir yere gömülmüş...

Şimdi ayıklasınlar bakalım Emirdağlılar pirincin taşını! Başları büyük belâda!

Gazetenin haberi veriş dili çok ilginç. Çok komik. Tehlikeli. Ve de tehdit dolu. Ne olduğu bilinmeyen bir heykel yüzünden bir sürü insanın canı yanacak. Milletini ve milliyetini çok seven (!), o yüzden adını milliyet koyan Milliyet gazetesi de, korkudan, ürküntüden abartılan-saklanan tuhaf hatta saçma sapan iddialarla pek çok suçsuz insanın canının yanmasına aracılık edecek, ediyor da nitekim! Yuh yani...

* * *

“Eğer araştırırsanız Peygamberimiz'in Türk olduğunu ispat edebilirsiniz” demiş. Kim demiş? İnanamayacaksınız ama Atatürk demiş.

Atatürk'le başladık madem; devam edelim. Şöyle demiş Atatürk:

“Dünyanın bize hürmet etmesini istiyorsak, ilk önce biz kendi benliğimize ve de milletimize bu hürmeti, hissî, fikrî ve fiilî olarak bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim… Bilelim ki, millî benliğini bulamayan milletler baska milletlerin esiridirler.”

Bunları Atatürk mü söylemiş gerçekten? Peki bunları söyleyip de ne yapmış? Bu söylediklerini mi, yoksa yapacağını mı yapmış? Bunu bilemiyoruz. Rivayetler muhtelif çünkü.

Benim anlayamadığım bir şey var: Atatürk'ün Cumhuriyeti, 1937 yılında Harp Okulu'nu birincilikle bitiren öğrencisine (=Avni Özgürel'in babasına) Elmalılı Hamdi Yazır'ın 9 ciltlik Hak Dini, Kur'ân Dili başlıklı, çağımızın en önemli Kur'ân tefsirini hediye ediyor. Bu tefsir'in bizzat Atatürk'ün emriyle yazıldığını da unutmamak gerekiyor. Atatürk bir de devâsâ bir Buhari tercümesi hazırlattırıyor.

Ve unutmayalım ayrıca: Laiklik, 1937'de giriyor anayasaya!

Atatürk, Türkiye'de tabulaştırılırken, birilerinin, Atatürk'e düşman birilerinin bu tabuya sığınarak, en hızlı Atatürkçü geçinmediklerini nereden biliyoruz? Kutsanan gerçekten kutsanacak, örneğin din kurmuş biri filan olsa, o zaman bir anlamı var bunun. Ama kutsanan kişi kutsal bir kişi değilse iş, karikatüre dönüşebilir. Ve birileri, milletin altını bu şekilde oymaktan kaçınmazlar.

Bir general, laikliğin tartışılamaz olduğunu söylüyor. Ne kadar tehlikeli ve sığ bir laf bu böyle. Laikliği tartışılmaz kılmak, kutsamak, laiklik tarafından kuşatılmakla sonuçlanır. Kutsallık zırhıyla kuşatılan kuşatılır çünkü.



Bu yazı 626 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Temmuz 2008 Ergenekon'la “dolmuşa bindirilmediğimizden” emin miyiz?
    • 21 Temmuz 2008 Televizyonu dönüştürmek ve dil kurmak
    • 14 Temmuz 2008 Medya, nasıl seküler 'kilise'lere dönüştü?
    • 27 Haziran 2008 Travma ve yok oluş süreci
    • 27 Haziran 2008 Travma ve yok oluş süreci
    • 26 Mayıs 2008 Küresel İngiliz hâkimiyetine doğru (mu?)
    • 19 Mayıs 2008 İngilizlere dikkat!
    • 28 Nisan 2008 Laikçilik zırhıyla Türkiye'yi satıyorlar!
    • 25 Nisan 2008 Medeniyet yoksa, medîne de, din de yok olur
    • 18 Nisan 2008 Peygamberî çağ/rı
    • 24 Mart 2008 Çağa tanıklık, peygamberî soluk ve öncü varoluş kuşağı (2)
    • 17 Mart 2008 Türkiye bağımsızsa, Türkiye'yi bağlayan şey ne öyleyse?
    • 14 Mart 2008 Yalıtılmış masal perdesinden ruhsuz heykeller yapmak
    • 10 Mart 2008 "32. Gün"ün yaptığı şey televizyonculuk mu?
    • 3 Mart 2008 Aydınlanma mı dediniz? Peki, nerede Kant'ınız, Diderot'nuz, Voltaire'iniz?
    • 25 Şubat 2008 Kurumları kezzapladık, şimdi sıra insanlarda mı?
    • 18 Şubat 2008 Konya modeli
    • 15 Şubat 2008 Türkiye neden durdurulmalı; ama durdurulamaz?
    • 11 Şubat 2008 'Medya terörü' derhal durdurulmalı!
    • 4 Şubat 2008 21. yüzyılı "Türkiye" başlatacak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,334 µs