En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Alevîler, cemevi ve cami



Bazı solcu ve ateistlerin, Alevî olmadıkları halde böyle görünüp Alevîliği İslam dışı, başka bir din veya inanç sistemi olarak göstermek, bilgisi yeterli olmayanları buna inandırmak için çaba gösterdiklerini biliyoruz. Ama Alevîlerin kahir çoğunluğunun buna katılmadıklarını, kendilerini Müslüman olarak bildiklerini, Alevîliği İslam'ın bir farklı yorumu olarak telakki ettiklerini de biliyoruz ve biz de böyle olduğuna inanıyoruz. Alevîlik tarihinin bazı dönemlerinde başka din ve mezheplerden etkilenmiş olsa bile bugün “Allah'ı, Muhammed'i ve Ali'si” olan Alevîliği İslam dışı gösterme gayretleri boşunadır ve tutmayacaktır.

Alevîlerin camilere gelmek ve orada ibadet etmek istemediklerine dair iddiayı genellemek doğru değildir. Birçok Alevî Müslüman hem cem evine gider, hem de camiye gider. İçlerinden camiye gitmek istemeyen ve cemevine devam etmek isteyenler varsa -ki, var oldukları anlaşılıyor- onlara da kimse mani olmamalıdır.

Ben Alevîlikle ilgili kaynakları gözden geçirdiğimde onun, bir mezhepten ziyade bir tasavvuf okulu, bir tarikat olduğu sonucuna varıyorum. Buna göre de cemevlerinin tekke mahiyetinde yerler olduğunu düşünüyorum. Bana sorulsa tekkelerin açılmasını, tarikatların serbest bırakılmasını söylerim. Çünkü dünyada ve ülkemizde tarikatlar hiçbir zaman yok olmamış, baskı ve yasak sebebiyle yer altına inmiş, faaliyetlerini gizli yürütmüştür.

Cemevleri tekke gibi olsun olmasın, Alevîler oraya gitmek, orada ibadet etmek, ayrıca bazı kültürel faaliyetlerde bulunmak istiyorlarsa bu onların hakkıdır. Devlet emsali kurum ve kuruluşlara yardım ediyorsa onlara da etmelidir. Problem “cemevlerini caminin yerine koymak veya camiye karşı bir alternatif olarak kabul etmek” ile ilgilidir. Ben bunun gerekli olduğunu düşünmüyorum. Ne Sünnîler cemevi aleyhine konuşmalı, ne de Alevîler cami aleyhinde söz etmelidirler. Dileyen ibadetini dilediği yerde yapabilmelidir.

Aynı şeyi Diyanet-Alevîler ilişkisi için de söylemek isterim: Bu ikili arasında da çatışma ve dışlama değil, kapsama, diyalog ve hizmet alış-verişi olmalıdır. Eğer yeni anayasada Diyanet İşleri Başkanlığı muhafaza edilecekse başka mezhepler ve dini kuruluşlar yanında Alevî topluluğuna yönelik hizmetlerin de bu kurumda yapılması mümkündür, faydalıdır.

Sünnî Müslümanların, Ehl-i beyt'e yapılan zulüm karşısında duyarsız oldukları ve bu zulmü yapanlara lanet okumadıkları iddiası da genel olarak doğru değildir. Ehl-i beyt'e olan sevgi, saygı ve bağlılık istenirse bugün de iki camianın birbirine yakınlaşmasını, aynı sevgi ve saygıyı paylaşmanın hasıl edeceği duygu ortamında soğukluğun sıcaklığa dönüşmesini sağlayabilir. Ehl-i sünnet ulemasının Yezîd, babası ve Hz. Ali'ye cephe alan bazı sahabe aleyhinde söz etmemeleri, onları tuttuklarından, yaptıklarını meşru gördüklerinden değildir. Aynı alimler, Hz. Ali'ye başkaldıranların bâğî (meşru yönetinme başkaldıran asî) olduklarını kabul ve ifade etmişlerdir. Eserleri yıllarca Osmanlı medreselerinde okutulmuş bulunan büyük Sünnî alim Teftâzânî'nin (v. 792/1390) bu konuda söylediklerini önemli bir örnek olarak sunuyorum:

“Sahabe arasında geçen kavgalar ve tartışmalar açıkça gösteriyor ki, onların bir kısmı haktan sapmış, zulüm ve günah sınırına ulaşmıştır. Bunun da sebebi kin, inat, haset, direnme, servet ve iktidar talebi, dünyanın çekiciliğine (lezzet ve şehvete) meyildir. Bu böyledir; çünkü her sahâbî masum (günahsız ve günah işleyemez) değildir ve Peygamber'i (s.a.) gören, ona ulaşan herkes hayırlı (iyi) değildir... Ehl-i sünnet ulemasının bu olayları farklı yorumlayıp mazeretlere bağlamalarının sebebi büyük sahabeye dil uzatılmasını engellemek içindir. Onlardan sonra Peygamber'in Ehl-i beytine yapılan zulüm ve kötülüklere gelince bunu kimse inkar edemez, buna dağlar taşlar ve hayvanlar bile şahitlik eder, göklerde ve yerde olanlar göz yaşı dökerler; dağlar paralanır, taşlar parçalanır. Bu sebeple o kötülükleri yapanlara, buna razı olanlara veya katkıda bulunanlara Allah lanet etsin! Ehl-i sünnet alimlerinin bir kısmının, onun daha fazlasını da hak ettiğini bildikleri halde Yezîd'e lanet etmeyi caiz görmemiş olmalarının sebebi, cahil ve aşırı gidenlerin işi ileriye götürüp büyük sahabeye kadar dil uzatmalarını engellemek içindir.” (Şerhu mekasıdı'y-tâlibîn, İst. 1305, C. II, s. 306-307).



Bu yazı 554 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,315 µs