En Sıcak Konular

Yusuf Kaplan
Yeni Şafak

Yusuf Kaplan
0 0 0000

“Şirret bir mahalle”nin yaptığını gavurlar yapamazdı!



Küçük bir azınlık, büyük çoğunluğun canına okuyor. Türkiye'nin iflahını söküyor. Gece gündüz geriyor Türkiye'yi. Türkiye'ye gavurların, sömürgecilerin yapamayacağı zulümler yapıyor.

Küçük bir azınlık bu... Sayıları siz deyin beş bin, ben diyeyim on bin. Kahir ekseriyeti gayr-ı Türk ve gayr-ı müslim bu küçük azınlığın. Türkiye'yi işte bu bir kaç bin kişilik azınlık evirip çeviriyor ve deviriyor.

Türkiye'nin ekonomisine bu gayr-ı Türk ve gayr-ı müslim azınlık çeki düzen veriyor. Sadece kendi çıkarını düşünüyor bir azman azınlık bu.

Hatta öyle ki, kendi çıkarları için Türkiye'yi cinnet toplumuna dönüştürecek çılgınlıklar yapmaktan çekinmiyor bile! Gözünü kırpmadan milleti vuruyor. Millete vuruyor. Milletin kaderiyle oynuyor.

Şimdi de bir “mahalle baskısı” numarası tutturdular gidiyorlar. Mahalle dedikleri kendileri dışındaki bütün Türkiye. Adamlar, öylesine şirretleşmiş, öylesine sapıtmış, öylesine azmanlaşmış durumdalar ki, karşılarına bütün bir Türkiye'yi alabiliyorlar. Milleti aptal, bidonkafalı, şapşal diye adlandırıyorlar.

Gavurlardan bile beter bunlar. Tarih felsefecisi Arnold Toynbee, bu tipleri, “sömürgecilerden de acımasız” diye tarif eder.

Milletle savaşıyorlar. Milletin tarihiyle savaşıyorlar. Milletin kültür, medeniyet birikimiyle savaşıyorlar. Bunlar gerçekten bu toprakların çocukları değil. Eğer bu toprakların çocukları olmuş olsalardı, bu toprakların çocuklarına gavurların, sömürgecilerin bile yapmaya cesaret edemeyecekleri aşağılamaları, hakaretleri yapamazlardı. İkinci kez durur düşünürlerdi en azından.

Bu azgın azınlığın vatan duygusu da, vatan sevgisi de hastalıklı. Bunlar için vatan, sadece kendileri nerede yaşayabiliyorsa orasıdır.

Türkiye'de çok ciddî bir şekilde toplumu, toplumun ruhunu, kültürünü, değerlerini yok etme projesi uygulanıyor.

Medya, bu projenin bir parçasıdır. “Ben bu kurumda oruç tutan adamın bilmem neyini ne yaparım” diyerek oruç tutanlara bu şekilde küfreden ve hakaret eden haber müdürleri, yayın yönetmenleri, yöneticiler var bu ülkede.

Bu ülkede, daha 12-13 yaşındaki çocukların flört yapmalarının, hatta cinsel ilişkiye girmelerinin, hatta bir kaç sene sonra her haltı karıştırmalarının normal olduğunu; tam tersinin anormal olduğunu propaganda makinası gibi, makinalı tüfek gibi millete dayayan ve dayatan televizyonlar var. Daha doğrusu bütün televizyonlar böyle yapıyor ve biz de bön bön bakıyoruz her şeye...

Türkiye'de mahalle baskısı kavramını icat eden adamlar, metaforik olarak, bu ülkeyi küçük bir mahalle gibi gördüklerini ifade etmiş oluyorlar geliştirdikleri söylemle. Dolayısıyla önemsemiyorlar Türkiye'yi. Sadece kendilerini, kendi çıkarlarını önemsiyorlar. Onlar için Türkiye, paraları, yatları, katları ve “karıları”, evet “karıları-kızları”, hem de her yaştan...

Adamlar böyle bir kavramı icat etmekle ve bu kavramla geliştridikleri söylemlerle bu ülkeyi resmen bölüyorlar. Üstelik de kendilerini ve çıkarlarını Türkiye; toplumu, milleti, kültürü, değerleri “mahalle” olarak nitelendirmekle de ülkenin gerçek sahiplerinin kendileri olduğunu söylüyorlar: Daha soğrusu milletin değerlerine, kültürüne, orucuna, namazına bile bu kadar aşağılık bir şekilde saldırarak bu milletin istedikleri şekilde canına okuyabileceklerini ispatlamış oluyorlar!

Dünyanın hiç bir yerinde böylesine sapkın bir küçük azınlık yok: Amerika'daki Yahudiler hariç. Amerika'daki Yahudiler, Amerikan ekonomik sermayesine de, kültürel sermayesine de, akademik sermayesine de, siyasi sermayesine de neredeyse tamamıyle sahip durumdalar. Amerika'yı parmaklarında oynatıyorlar.

Türkiye'deki azgın azınlıkla tek boy ölçüşebilecek azman azınlık zaten kandaş, “kardeş” / “birader” oldukları Amerika'yı esir ve teslim alan, İsrail'in Ortadoğu politikalarının kölesi kılan Yahudilerdir.

Mahalle bakısından sözedenler, Türkiye'nin bağımsız olmasını istemiyorlar; sadece kendilerinin süflî, bencil, hazıcı ve hatta hapçı bağımsızlıklarını düşünüyorlar o kadar..

 



Bu yazı 600 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Temmuz 2008 Ergenekon'la “dolmuşa bindirilmediğimizden” emin miyiz?
    • 21 Temmuz 2008 Televizyonu dönüştürmek ve dil kurmak
    • 14 Temmuz 2008 Medya, nasıl seküler 'kilise'lere dönüştü?
    • 27 Haziran 2008 Travma ve yok oluş süreci
    • 27 Haziran 2008 Travma ve yok oluş süreci
    • 26 Mayıs 2008 Küresel İngiliz hâkimiyetine doğru (mu?)
    • 19 Mayıs 2008 İngilizlere dikkat!
    • 28 Nisan 2008 Laikçilik zırhıyla Türkiye'yi satıyorlar!
    • 25 Nisan 2008 Medeniyet yoksa, medîne de, din de yok olur
    • 18 Nisan 2008 Peygamberî çağ/rı
    • 24 Mart 2008 Çağa tanıklık, peygamberî soluk ve öncü varoluş kuşağı (2)
    • 17 Mart 2008 Türkiye bağımsızsa, Türkiye'yi bağlayan şey ne öyleyse?
    • 14 Mart 2008 Yalıtılmış masal perdesinden ruhsuz heykeller yapmak
    • 10 Mart 2008 "32. Gün"ün yaptığı şey televizyonculuk mu?
    • 3 Mart 2008 Aydınlanma mı dediniz? Peki, nerede Kant'ınız, Diderot'nuz, Voltaire'iniz?
    • 25 Şubat 2008 Kurumları kezzapladık, şimdi sıra insanlarda mı?
    • 18 Şubat 2008 Konya modeli
    • 15 Şubat 2008 Türkiye neden durdurulmalı; ama durdurulamaz?
    • 11 Şubat 2008 'Medya terörü' derhal durdurulmalı!
    • 4 Şubat 2008 21. yüzyılı "Türkiye" başlatacak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,294 µs