En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Rejim değişecek mi?



Bundan önceki seçimde olduğu gibi son seçimlerden önce de birçok köşe yazarı Akparti iktidara geldiği takdirde rejimi değiştireceğini ve ülkeye şeriat düzenini getireceğini yazıp durdular. Yazanların çoğu buna inanmıyordu, ama belli çevreleri korkutarak, tahrik ve teşvik ederek antidemokratik müdahalelerle bu partinin önünü kesmek istiyorlardı. Bu isteklerine kavuşamadılar, şimdi de “ılımlı, yumuşak, sinsi… İslam” tehlikesinden söz ederek yine aynı isteklerinin gerçekleşmesine meydan açmaya çalışıyorlar. Bu yazarların ortak tavır ve yaklaşımı, “demokrasinin din özgürlüğü yoluyla daha dindar bir toplumun oluşmasına zemin hazırlamasını istememek, bunu bir tehlike olarak görmektir”. Yoksa bütün vatandaşları belli bir dine zorlayacak bir rejimin gelmesi, bu manada bir rejim değişikliğinin olması ihtimalini onların da varid göreceğine inanmıyorum.

Bir iki yazımı buna ayırarak, örnek kabilinden iki yazarın düşüncelerini ele alıp tartışmak istiyorum:

Zülfü Livaneli, “Türkiye'de rejimin değişeceği tarih” başlıklı yazısında diyor ki:

“…Eğer o zamana kadar olağan dışı gelişmeler olmazsa, AKP 2007 yılında Çankaya'ya istediği kişiyi oturtacak. Devleti ve Türkiye'yi ele geçirme operasyonunda son aşama da böyle tamamlanacak. Düşünsenize, Çankaya'da Sezer yerine bir AKP'li oturduğu zaman YÖK de değişecek, Anayasa Mahkemesi de, diğer kurumlar da. Devlet kadrolarına yapılan atamalara hiç itiraz edilmeyecek. Hükümetin Meclis'ten emirle geçirdiği yasalar derhal onaylanacak. Ve Türkiye, AKP'nin istediği düzen ne ise o düzene geçmiş olacak.

Okullarda yeni kuşaklar bu düzene göre yetiştirilecek, radyo televizyon yayınları buna göre ayarlanacak ve tabi İstanbul sermayesi ile eski solcu-yeni liberal yazarlar bütün bu gelişmelere alkış tutacak. Uluslarüstü irade Türkiye'de laik cumhuriyetin sona ermesini istiyor. Bize biçilen rol Ortadoğu'da, Batı çıkarlarını koruyan bir İslam ülkesi olmak. Bu rolün oynanmaya başlanacağı tarih Nisan 2007'dir…”

Sayın Livaneli “olağan dışı gelişmeler olmazsa” diyor; bu gelişmeler ne olabilir? Tabii askerin müdahalesi, tertiplenmiş ve tahripkâr sokak gösterileri gibi antidemokratik gelişmeler; ama yazar bunları tehlike olarak görmüyor; hatta biraz da “olmalı” der gibi!

“Devleti ve Türkiye'yi ele geçirme operasyonu…”

Bundan maksat Akparti'nin mecliste yeterli çoğunluğu elde etmesi ve meclis başkanlığı yanında cumhurbaşkanlığına da istediği kimseleri getirmesi ise –ki, böyle olduğu anlaşılıyor- bu manada devleti ele geçirmekten daha tabii ne olabilir? Devleti demokrasi (meşruiyet, hukuk) dışı yollardan ele geçirenlere mi, yoksa halkın iradesiyle meşru yoldan ele geçirenlere mi karşı çıkmak gerekiyor?

Yazara göre Akparti iktidarı istediği kanunları çıkaracak, atamaları yapacak ve böylece “Türkiye, AKP'nin istediği düzen ne ise o düzene geçmiş olacak”!

Sayın Livaneli'nin ima ettiği düzen “İslami düzen”. Akparti'nin gerçekleştirmeyi vaad ettiği düzen ise “çağdaş uygarlık, eksiksiz demokrasi, insan hakları, AB normlarına uygun bir hayat standardı”. Türkiye gibi bir ülkede ikincisinin değil de birincisinin gerçekleşmesini muhtemel görmek için insanın ultra hayalci olması gerekir.

“…İstanbul sermayesi ile eski solcu-yeni liberal yazarlar bütün bu gelişmelere alkış tutacak. Uluslarüstü irade Türkiye'de laik cumhuriyetin sona ermesini istiyor. Bize biçilen rol Ortadoğu'da, Batı çıkarlarını koruyan bir islam ülkesi olmak” şeklindeki ifade çok ağır bir hakaret içeriyor. Ülkenin sanayicisi, tüccarı, bir kısım aydını ve Akparti'ye oy vermiş milyonlarca insanı, laik cumhuriyete son verecek ve Batı çıkarlarını korumayı vazife edinecekmiş!

Kafa karışıklığının sebep olduğu çelişkinin tipik örneği. Eskiden solcu şimdi liberal olan aydınlar ile mesela TÜSİAD'ın laik cumhuriyete son verilmesine alkış tutacağı nasıl düşünülebilir?

Akparti'ye oy veren milyonlar Türkiye'nin bir “İslam ülkesi” olmasını isteyebilir. Ama bunun manası cumhuriyete son vermek değildir. Laikliği de kaldırmak değildir. “Katı, radikal, din karşıtı” bir laiklik anlayış ve uygulaması yerine “insan haklarına, din özgürlüğüne dayanan, inanan ve inanmayan vatandaşların baskı altında kalmadan inanç veya inançsızlıklarını yaşamalarına imkan veren bir laiklik getirmektir.

“Ama böyle bir laiklik anlayış ve uygulaması daha Müslüman bir toplumun oluşmasına yol açar” diyen olursa ona verilecek cevap şudur:

Ya demokrasiden vazgeç veya toplumun tabii gelişim ve değişimine karşı çıkma; farklılarla beraber yaşamaya, onlara tahammül etmeye alış.

 

 



Bu yazı 519 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,819 µs