En Sıcak Konular

Engin Ardıç
Sabah

Engin Ardıç
0 0 0000

Şehit Asım Caddesi



Şehit Asım Caddesi’nde cinayet işlenmiş. Bana da araba çarpmıştı.

Günde üç ya da beş araba geçerdi, biri bula bula beni buldu, ama kabahat benimdi, top peşinde koşacağım diye kendimi arabanın önüne atmıştım.

Yaaa, Şehit Asım Caddesi’nde top oynanırdı, kırk sekiz yıl önce...

Adı cadde ya, kendisi sokak irisidir. 1924 tarihli ünlü Pervitiç Kadastro Planı’nda Köyiçi Caddesi diye geçiyor, daha da önce İmamzade Sokağı derlermiş.

Şehit Asım Caddesi 63 numara, bizim ev. Numara yanlış olmasın, böyle hatırlıyorum.

Tenekeci Artin’le gazeteci Sabit Efendi’nin yanı, şekerci Hüseyin’in üstü.

Şimdi yıkık dökük, metruk duruyor. Çok param olsa alır elden geçiririm, ama oturamam, çevre bok.

Çünkü bu Beşiktaş o Beşiktaş değil.

O zamanlar da lumpen yok değildi ama şehirliydi bunlar, o zamanlar kopuk diye bildiğımiz, bir Amigo çetesinin reisi Kafa Sabahattin, bir de alkolik gazete bayii Rauf.

Çarşı çetesi yoktu ama çarşı vardı tabii, turşucuyla ciğercinin arasında da sahaf... Okuduğumuz Düşün Yayınları, Çağlayan Yayınları, Varlık Yayınları... Kimisi elli kuruş kimisi yetmiş beş... Elime ne zaman sahaf malı alsam burnuma turşu kokusu gelir.

Günde üç ya da beş araba geçerdi, akşamları da işten çıkmış, yorgun argın Tuzbaba ya da Abbasağa yönünde yürüyen insanlar.

Gündüzler bizimdi, Posta Kutusu Sokak’ın üst başı bir kale, alt başı, hamam tarafı bir kale. Top da Şehit Asım Caddesi’ne kaçardı. Maç fazla uzar, eşitlik bozulmazsa “atan alır abi”...

Bizim takıma bakınız: Türk Engin, Bulgar Dinçe, Yahudi Levon, Ermeni Nuran...

Sağda bir Rum ailesi, Kiria Maria ve de adını hatırlamadığım kızı, karşıda teyzemin arkadaşı Olga, az beride annemin arkadaşı Peruz teyze...

Canım elbette Türk de vardı, terzi Sait Bey ve kızları Gülten ile Nurten.

Bizim orada şimdi cinayet işlenmiş, büfe varmış, büfede bira içip birini vurmuşlar.

Eskiden büfe müfe yoktu, kasap vardı, bakkal vardı, Tekel bayii Hulusi Bey ile Nezahat Hanım, manifaturacı Müfit vardı.

Şehit Asım Caddesi’ni trafiğe kapamışlar, bir de kartal heykeli kondurmuşlar. Eskiden kahveye canlı kartal getirip iskemlenin ayağına bağlarlardı, maça da götürdüler de içeri sokamamışlar. O zamanlar İnönü Stadı demek yasaktı, Mithatpaşa Stadı denirdi, ışıklandırma yoktu, zemin de topraktı ama hayvanların maça girmeleri yasaktı.

Bizim alt katta Samiye Hanım, üst katta Mükerrem Hanım otururlardı, kocasının araba lastiği karaborsası yaptığı söylenirdi, kahve yok, benzin yok, gazyağı yok, yedek parça yoktu, birileri de Adnan Menderes’i öldürmeye hazırlanıyordu. Sonra Mükerrem Hanım’ın kocası evin bütününü satın aldı, babam hasta bir İsmet Paşacı olduğu için bize de çıkmak düştü.

Düşük yoğunluklu bir soğuk iç savaş yaşanıyordu, “demokratlar” ve “halkçılar” birbirlerine selam vermiyorlardı, kahvehanelerini de ayırmışlardı.

Şimdi de öyle mi olsun istiyorsunuz? Somurtmayı, zırtlaşmayı ve oyunbozanlığı sürdürünüz bakalım.

Ben artık Şehit Asım Caddesi’nde eli “Tomsonlu” nöbetçi görmek istemiyorum, sokağa çıkma yasağı da istemiyorum, öğleye doğru mahalleye kamyonetle ekmek ve gazete “sevkiyatı” da. Çok yaşadım, yeter.

Woody Allen’in “Radyo Günleri” filminin sonunda dediği gibi, zaman içinde siliniyor, uzaklaşıyor bütün bunlar. Öyle olsunlar.

Bu yazıyı böylesine yazdım. Akıllı fikirli bir adam, hele bir de yazar olsaydım daha iyisini de yazardım, gücüm buna yetti. İdare ediniz.



Bu yazı 1,611 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ağustos 2009 Öyle olmayacak Tarhan Bey
    • 3 Ekim 2008 Alman oğlu Alman
    • 16 Ağustos 2008 Solculuk bile yapılır
    • 14 Ağustos 2008 Frikik istiyorlar!
    • 30 Temmuz 2008 Cirmi kadar yer yakar
    • 14 Temmuz 2008 Bizim oğlan okumasın, dersaneci olsun
    • 12 Temmuz 2008 Sıcakta serin yazı
    • 5 Temmuz 2008 Kendini genel başkan sanan genel başkan
    • 28 Haziran 2008 Korporatizm
    • 27 Haziran 2008 Bu, gazetecilik değildir
    • 13 Haziran 2008 Tekniğini merak ettim
    • 11 Haziran 2008 Devr-i saadet
    • 1 Haziran 2008 Memleket mazbut, lakin matbuat...
    • 28 Mayıs 2008 Orada serbest
    • 26 Mayıs 2008 Panpan est un pantin, Zizi est une poupee
    • 25 Mayıs 2008 Psikolojik iç savaş
    • 24 Mayıs 2008 Aslında ödleri patlıyor
    • 21 Mayıs 2008 Lahındayk
    • 19 Mayıs 2008 Sieg heil!
    • 18 Mayıs 2008 Futbolcu aydınlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    12,661 µs