En Sıcak Konular

Ali İhsan Karahasanoğlu
Vakit

Ali İhsan Karahasanoğlu
0 0 0000

Yüzbaşı da, Büyükanıt’a aynısını yapsa!



“Biz 1 milyona yakın mensubu ile büyük bir orduyuz. 
 
 Tek dertleri, patronlarının ticari menfaatlerini korumak olan gazetelerin her yazdığını takip edip tekzip etmeye kalkarsak, asli görevlerimizi yerine getiremeyiz” diyebilirler..
“Her yazılanı, her söylenileni takip edip yalanları ortaya çıkarmaya kalkarsak, ülkeyi savunma amaçlı silahlı ordu değil, basının yalanlarını düzeltme amaçlı yalanlama ordusu haline geliriz” diyebilirler..
“Bu tür yakışıksız yorumları, biraz da savcılar takip edip, gereken işlemleri yapmalılar” diyebilirler.
Ama, öyle görünüyor ki, “Önemsiz” ve “Fındık kabuğunu doldurmadığı” her haliyle açık olan “Sayın Cumhurbaşkanı” mı denildi, “Sayın Cumhurbaşkanım” mı denildi tartışması, “az alkış, çok alkış” tartışması, “ödül verildikten sonra dönerken başıyla selam verdi mi, vermedi mi” tartışması, “tokalaşmaların tamamı bitmeden yerine oturma” tartışması birilerinin fındık kabuklarını dolduracağı ümidiyle köpürtülüyor ha köpürtülüyor!..
O halde ne yapılmalı?
Nasıl ki, İşçi Partisi 22 Temmuz öncesinde Diyarbakır’da düzenleyeceği mitinge Genelkurmay’ın da destek verdiği izlenimi ile internet sitesinden duyurular yaptığında, Genelkurmay hemen yalanlamada bulundu..
Nasıl ki, Harp Akademilerinde yapılan konuşmada; “baz? teröristlerin halen TBMM ile irtibatlar?n?n devam ettiği”ne yönelik beyanın, o tarihteki TBMM üyesi bazı milletvekillerine atfen söylendiği iddiaları üzerine hemen açıklama yapılıp, kastedilenin önceki dönemlerde milletvekili olup, halen emekli maaşı alan kişiler olduğu açıklanarak düzeltme yapıldı..
Yine bir açıklama yapılıp; “patronlarının menfaati için bir bardak suda fırtına koparmak isteyenler”in “kraldan fazla kralcı” yorumlarına cevap verilir, böylece herkes hakkettiği dersi almış olur..
Yok, yayınlardaki “ince tavır” , “mesafeli duruş” vesair şeklindeki iddialar doğru ise, dolayısıyla tekzip edilecek bir yayın sözkonusu değil ise, işte o zaman da ileride olabilecek bazı gelişmelere katlanmamız gerekir.
Nedir o gelişmeler?
Örneğin, Genelkurmay Başkanı bir birliği ziyaret ederken, tokalaştığı yüzbaşı, kendi sırası geçtiği için hemencecik altındaki koltuğa çömeliverir. Hiç bakmaz bile, Genelkurmay başkanımız diğer subaylarla tokalaşıyormuş, tokalaşmıyormuş diye..
Güzel bir sahne mi olur bu?
Bence değil..
Ama, siz komutanınıza bunu reva görürseniz, sizin astınız da, size böyle bir tavrı reva görebilir!
Veya bir ödül töreninde, sizi selamlayarak yerine geçmesini beklediğiniz bir astınız, size bakmadan koltuğuna geçebilir..
Siz bu ülkenin cumhurbaşkanına, eğer kasten bunları reva gördüyseniz, sizin astınız da size bunları reva görebilir demektir.
Ama, tüm bunlar kasti tavırlar değil idiyse, o zaman çıkıp, bu yalanları yazanları “Yazdıklarınız yanlış değil, yalan” diye tekzip etmeniz gerekmez mi?
“Siz yazın, biz yalanlamayız. Böylece bize de bir şey olmaz.. Size de kimse dokunmaz” türü bir taktik içinde olunduğunu düşünmek bile istemiyorum.
Ama önceki gün cumhurbaşkanının yerine oturmasını beklemeden yerine oturan bir komutanın, bir sonraki gün aynı cumhurbaşkanı ile gülerek sohbet etmesi, tümgeneral seviyesindeki subayların “Cumhurbaşkanım” demedi diye kıyametler koparılırken, Genelkurmay Başkanı’nın bir gün sonra “Sayın Cumhurbaşkanım” diye hitap etmesi, kusura bakmayın ama, bir kararsızlık, kafa karışıklığı, belirsizlik olarak yorumlanabilir!
Bir Genelkurmay Başkanı’nın böyle kararsız, çelişkili tavır takınması, hem bulunduğu makam açısından, hem de kendisi açısından sıkıntılı bir durumdur.
Daha bir hafta önce diyorlardı ki, “Genelkurmay’da teamüller dünden bugüne değişmez. Yıllarca süren bir istikrar vardır”..
Ama şimdi, birkaç günde değişen iki farklı uygulama var. Önceki cumhurbaşkanı’na “Sayın Cumhurbaşkanım” deniliyormuş. Şimdi ilk gün “Sayın Cumhurbaşkanı” denilmiş. Sonra ertesi gün tekrar eskiye dönülüp, “Sayın Cumhurbaşkanım” denilmiş!
Ya çıkıp, “Basındaki bu tartışmalar, İstanbul fethedilirken, papazların ‘melekler erkek midir, dişi mi?’ tartışmasına benziyor.. ‘Sayın Cumhurbaşkanım’ da aynı anlamdadır. ‘Sayın Cumhurbaşkanı’ da aynı anlamdadır. Aksi yöndeki tüm tartışmalar, lüzumsuz, maksatlı ve fırsatçı amaçların eseridir” deyin..
Ya da, disiplin ile anılan kurumun, sürekli değişen farklı uygulamalar içinde olduğu değerlendirmelerine razı olun..
Bir hatırlatma da, kendisine yanlış yapılan tarafa..
Evet; cumhurbaşkanı, bu ülkenin vatandaşlarının hepsine kucak açmalı..
Çünkü Abdullah Gül; her kesimin cumhurbaşkanı.. Herkesin, her siyasi görüştekilerin cumhurbaşkanı...
Ama yalancıların değil... Ülkenin ordusunu, cumhurbaşkanına karşı kışkırtanların değil... Bir bardak suda fırtına koparıp, patronuna menfaat kazandırma hesabı içinde olanların değil. “Bu tavır devam edecek” diye edebsizce tahriklerde bulunanların değil!
 
 


Bu yazı 645 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Anlayana sivri sinek anlamayan davul zurna sinek ee..
    • 16 Ağustos 2008 Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
    • 14 Ağustos 2008 Fikret Bila, namazdan niye rahatsız oluyor?
    • 14 Temmuz 2008 Onların gücü, bizim ‘dik duruş’ eksikliğimizden!
    • 12 Temmuz 2008 Yasakçı Tuğcu, böyle saçmaladı!
    • 5 Temmuz 2008 Ergenekon’da öyle, AK Parti’yi kapatmada böyle!
    • 28 Haziran 2008 RTÜK bile uyursa, Anayasa Mahkemesi ne yapacak ki?
    • 27 Haziran 2008 “Bedevi”nin arkasındaki gerçek!
    • 21 Haziran 2008 Doğan saldırılarının arkasında ne var?
    • 13 Haziran 2008 Bak sen, şu ANKA kuşuna!
    • 12 Haziran 2008 “Sı-nır-lı-dır” ne demek, izah etseniz ya!
    • 1 Haziran 2008 50 yıllık gazeteciden(!) gazete düşmanlığı!
    • 28 Mayıs 2008 ‘Kapatma kararı’ndan daha vahim olan..
    • 25 Mayıs 2008 Tartışma örtü yasağıysa, MHP’nin safı neresi?
    • 24 Mayıs 2008 Yargıtay, kapatılmamaya “heves”’ dedi!
    • 21 Mayıs 2008 CHP % 95, AK Parti % 4.. Normal mi bu?
    • 19 Mayıs 2008 ‘Köşeler babamızın malı mı?’dan ‘gazeteler babamızın çiftliği’ne!
    • 14 Mayıs 2008 Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,152 µs