En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Sonuç



AKparti kadrosunun Türkiye'yi şeriat düzenine geri götürmek gibi bir amacının olmadığı kesin; asker olsun, sivil olsun buna inanan –aklı başında, ne dediğini bilen, bilinçli, karar ve hükümlerini kendisi veren- bir kimsenin bulunacağına da ihtimal vermiyorum.

"Rejim değişikliğini hedeflemiyor ama halkın dindarlaşmasına yol açıyor, destek veriyor, böyle giderse dindarlaşan halk demokrasiyi kullanarak rejimi değiştirebilir" şeklinde bir itirazın zaman zaman dile getirildiği oluyor.

Akparti iktidarının halkın dindarlaşmasına destek verdiğine dair de elde somut deliller yok. Kahir çoğunluğu Müslüman olan halkımız serbest bırakıldığı, insan hak ve hürriyetlerine aykırı engelleme ve yasaklamalar yapılmadığı takdirde kendiliğinden (kendi dinamikleri, sivil faaliyetler, imandan kaynaklanan hizmetler sayesinde) dindarlaşıyor; yani daha bilgili, şuurlu ve uygulamalı bir dini hayata doğru değişiyor. Bu arada halkın önemli bir kısmı da, içinde bulundukları şartların itmesiyle dinden uzaklaşıyor, din ve geleneğe bağlı ahlaka yabancılaşıyor, ne batılı ne doğulu bir karmaşık kimlik ve kişilik edinerek yollarına devam ediyorlar.

Akparti bir şey yaptıysa bunu "dokunmamak, baskı yapmamak, isteyenin istediği gibi yaşamasını engellememek" şeklinde ifade etmek mümkündür. Akparti, demokrasinin ve insan haklarının –hatta radikal olmayan laikliğin- gereği olan bazı tasarruflarda bulunmak istemiştir; buna örnek olarak başörtüsü yasağını kaldırmak, meslek liselerine yapılan haksızlığı gidermek, Kur'an ve din öğreniminde yaş engelini aşmak, başkalarının hak ve özgürlüklerine dokunmadan/zarar vermeden dindarların kamu yerleri ve hizmetlerinden rahatça yararlanmalarını sağlamak hatırlanabilir. Eğer Akparti bunları yapabilseydi, yine de demokrasi ve hukukun dışına çıkmadan –dinsizleşmeyi serbest bıraktığı kadar- dindarlaşmaya da destek verdiği (veya serbest bıraktığı) söylenebilirdi; ama bunları yapamadı, yaptırmadılar.

"Halk daha fazla dindarlaşırsa demokrasiyi kullanarak rejimi değiştirebilir" iddiası/korkusu/tehdidi de tutarlı değildir. Çünkü yapılan kamu oyu araştırmaları bu manada bir dindarlaşmanın işaretlerini vermiyor. Ayrıca böyle bir teşebbüs farz-ı muhal olarak ortaya çıksa bile bunu engellemenin çok kolay olduğunu herkes bilmektedir. Bugün Türkiye'de insan hak ve özgürlüklerini ortadan kaldıracak ve bütün vatandaşlara belli bir inancı ve hayat tarzını dayatacak bir sistemin gerçekleşme şansı sıfırdır.

Bütün bu gerçekler ortada olduğu halde "başı örtülü bir bayanın eşinin cumhurbaşkanı olmak istemesini, Hz. Peygamber'in doğum yıldönümünde yapılan anma toplantılarını ve çeşitli etkinlikleri, bazı partililerin geçmiş zamanlarda söyledikleri bazı sözleri, "denizin şurasında örtülü bayanlar yüzüyor, lütfen buraya erkekler gelmesin" ricasını, bazı belediyelere ait bazı mekanlarda –içki içilmesinden rahatsız olanların da yararlanabilmeleri için- içki servisi yapılmamasını (halbuki bu gibi mekanların çoğunda içki servisi yapılıyor) işte bunlar gibi insanı acı acı güldüren şeyleri ileri sürerek "irtica geliyor, ordu neredesin" diyebilmenin gerçek ve göze çarpmayan sebepleri olmalıdır.

Bunlar nedir?

1. Askere verilen ve demokrasi ile telifi kabil olmayan eğitim ve öğretim.

2. Demokrasilerde en büyük suç olan darbelerin meşrulaştırılması ve yapanlardan hesap sorulmaması.

3. Egemenliğin halkın elinde olmasını sindiremeyen seçkinlerin ve seçkincilerin seçimle iktidara gelmekten ümit kesmeleri.

4. İktidarın maddi ve manevi nimetlerinin çekiciliği ve bu cazibe karşısında tutunamayan vicdanlar, insaf ve ahlak kuralları.

5. Neyin ne, kimin kim olduğu konusunda korkunç bir bilgi kirlenmesinin etrafı sarması.

Çare, hastalığın sebeplerine bakılarak aranacaktır.



Bu yazı 509 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,651 µs