En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Gül başka…



"Gülü tarife ne hâcet, ne çiçektir biliriz" Çiçekler içinde gülün yeri başka olduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanları arasında da Gül'ün yeri başkadır.

"Asık yüzlü Türkiye" imajı yerine "Türkiye'nin gülen yüzü" Çankaya'dan ülkemize ve dünyaya daha ilk günden pozitif duygular yayılmaya başladı; ülkemize ve dünyamıza hayırlı olsun!

Cumhurbaşkanı, cumhurun başkanı ise, cumhurun yalnızca -üstelik sayıları daha az olan- kısmını temsil etmesi, kılık, kıyafet, davranış, tutum, yaklaşım bakımından sadece onlara benzemesi, onları yansıtması çelişkili bir durum idi. Daha önceki cumhurbaşkanları arsından ikisi, cuma ve bayram namazlarına giderek, bayram mesajlarında dindarları tehdit eden ve suçlayan konuşmalar yapmayarak daha geniş bir kesimi de temsil etmişlerdi. Gül ise büyük ve küçük ailesi, şahsi tutum ve davranışları ile bu milletin öz değerlerini daha ziyade görünür kılacaktır.

Daha öncekilerin bir kısmı, "kamusal alan" diye bir kavram uydurdular, bu kavramın içini de -evrensel hukukun dışına çıkarak- ideolojik tarafgirlikleriyle doldurdular. Artık bir bakıma Türkiye'nin dünyaya görünen yüzü olan "kamusal alan"da dinden eser olmayacak, din asla görünmeyecekti. Peki demokrat dünyada da bu böyle miydi? Oralarda üst derecedeki bürokratlar ve devlet başkanlarının dindarlıkları hiç görünmüyor muydu? Onlar hep "dinleri yokmuş gibi" mi görüntü veriyorlardı? Elbette ki hayır. Bunlar arasında, din adamı eşliğinde kutsal kitaplarına el basarak yemin edenler var. Daha geçen günlerde bir Müslüman milletvekili, Kur'an'a el basarak yemin etti. Devlet başkanları ve başbakanlar arasında kiliseye ve havraya gidenler ise saymakla bitmez.

Bu ülkelerde laiklik veya sekülerlik, "kamusal denilen alanı yani devleti dinden arındırmak, devletin hiç bir biriminde dinin görünmesine, dindarın barınmasına izin ve imkân vermemek" şeklinde değil, "devletin vatandaşlarını belli bir dine, inanca ve hayat tarzına mecbur etmemesi" şeklinde anlaşılmakta ve uygulanmaktadır. Devletin, bütün dinler, inançlar, dünya görüşleri ve hayat tarzlarına eşit mesafede bulunması demek, bütün bu farklı kesimlerin gizlenmeden, kamuya açık olanlar da dahil uygun olan her yerde inancını ve düşüncesini ifade edebilmesi ve buna uygun yaşayabilmesi demektir. Belli bir inanç, ideoloji ve hayat tarzını, "kamusal alan" gibi uydurma argümanlarla herkese dayattığınız aman demokrasi, laiklik ve insan hakları ihlâl edilmiş olur.

"Efendim biz bu dayatmaları, demokrasiyi (rejimi) korumak için yapıyoruz, özel durumumuz bunu mecburî hâle getiriyor" diyenlere iki çift sözümüz şudur:

1. Bir şeyi katlederek, öldürerek, özünü ortadan kaldırarak korumak mümkün değildir.

2. Bütün totaliter sistemler de halkın yararı, ülkenin selameti gibi bahanelerle aynı şeyi yapıyorlar; öyleyse bırakın darbeler, diktatörlükler, baskıcı rejimler devam etsin!

Evet Gül başka; o, sözde değil özde, hem dindar bir Müslüman hem de demokratik-laik bir ülkenin cumhurbaşkanı nasıl olurmuş bunu gösterecek (inşâallah).

 

 

 



Bu yazı 481 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    28,943 µs