En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı



Milli iradenin karşısına başka güçlerin çıkarılmasının zamanı geçmiş olmalı ki bu defa da yargı çıkarıldığı için hem bağımsızlık hem de yanılmazlık tartışılmaya başlandı (“Yeniden tartışılır oldu” da denebilir).

Benim burada tartışma konusu edineceğim yargı “idare mahkemeleri, Danıştay, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi” gibi idareyi ve iktidarı denetleyen yargıdır.

Genel olarak yargı bağımsız olmalıdır; yargının bağımlı olmasının elbette çeşitli sakıncaları vardır. Ancak hakimleri yine hakimlerin tayin etmeleri ve denetlemeleri yargının bağımsızlığı için yeterli midir? Hem tayin ve terfi yetkisi elinde olanların hem de tayin edilenlerin maddi menfaat ve siyasi, ideolojik taraflılık yüzünden bağımsız ve tarafsız olmamaları mümkün ve vaki değil midir?

İdareyi denetleyen mahkemelerin hakimleri (tabii bir kısmı) emekli olur olmaz ya bir partiye intisap ediyorlar veya siyasi, ideolojik beyanlarda bulunuyorlar; buradan onların tarafsız olmadıkları, emeklilikten bir gün önceye kadar da aynı siyasi ve ideolojik görüşe bağlı oldukları açıkça anlaşılıyor.

Dine karşı veya soğuk, yahut da belli bir inanç ve uygulamaya karşı olan bir yargıç düşünelim; bu yargıç mesela başörtüsüne karşı ise önüne bununla ilgili bir dava geldiğinde nasıl tarafsız ve –kendine karşı- bağımsız olacak?

Siyaseten muhalif, hatta iktidardan nefret eden bir yargıcın da, iktidarla ilgili bir davada tarafsız ve bağımsız olması oldukça zordur.

Yargının yanılması ihtimali ise daima mevcuttur. Siyasi ve ideolojik olmayan davalarda alttaki yargıç yanılırsa –temyiz yoluyla- üsttekiler büyük ölçüde bu yanlışı düzeltirler. Ama idari ve siyasi davalarda buna da güvenmek mümkün değildir.

Eskiden 163. ve bugün 301. madde ile ilgili davalarda, başörtüsü, parti kapatma gibi davalarda hakimin taraf tutması kuvvetle muhtemeldir. Bu ihtimal gerçekleştiğinde ise âdeta “azınlıkta kalan muhalefetin ülkeyi yönetmesi, çoğunluğun oyunu alan iktidarın ise devreden çıkarılması” gibi demokrasiye ters düşen bir durum ortaya çıkmaktadır. Buna itiraz edildiğinde hakimler alınganlık gösteriyor, “yargı bağımsızlığından, yargıyı etkilemenin hukuka aykırılığından filan” söz ediyorlar, ama bu argümanlar ne yeterli oluyor ne de ikna edici!

Demokrasinin temel unsuru millet iradesi ise ve bu iradenin tek meşru temsilcisi de meclis ve iktidar ise meclisin aldığı kararlar ile iktidarın karar ve tasarrufları konusunda yargı ile ihtilaf olduğunda son sözü mutlaka millet söylemelidir.

Bunun da yolu referandum ve seçimdir.

Eğer böyle olmaz da duruma göre bir veya yedi hakimin dediği olursa bu noktada demokrasiden söz edilemez.



Bu yazı 510 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,089 µs