En Sıcak Konular

Gülay Göktürk
Bugün

Gülay Göktürk
0 0 0000

“CHP'yi kurtarmak”



Her CHP kurultayı öncesindeki klasik "arayış" yine gündemde. Gönlü CHP'den yana, ama CHP'nin de bir türlü "solu birleştirip iktidara yürüyemeyişine" sinirlenen "solsosyal demokrat-aydın-ilerici" (kendilerini genellikle bu sıfatlardan biriyle niteliyorlar) kesim yine her zamanki gibi Baykal'ın yerine lider arıyor.

Tabii yine bulamayacaklar; Baykal yine büyük bir zaferle çıkacak bu kurultaydan ve önümüzdeki yıllarda bizler yine bu korodan "Baykal sorunu halledilse CHP'nin nasıl atak yapacağı", "Türkiye'nin muhalefet sorununu çözeceği", "CHP'nin soldaki büyük boşluğu dolduracağı" masallarını dinleyeceğiz. Ben kendi payıma, yıllardır CHP'nin sorununun Baykal olmadığını düşünüyor ve yazıp çiziyorum.

Tam tersine Baykal, yılların siyasi tecrübesi ve gerçekçiliği ile kendine oy veren kitlenin siyasi bilincini, özlemlerini ve taleplerini gayet iyi görüyor ve buna uygun siyaset yapıyor. CHP siyasi yelpazede çok somut bir boşluğu dolduruyor, Türkiye'de varolan ve temsil edilmesi gereken önemli bir kesimi, Kemalistleri temsil ediyor.

Onların taleplerini, görüşlerini parlamentoya taşıyor, bu anlamda da bir siyasi partinin yapması gereken şeyi yapıyor. Ve doğal olarak da bu kesimin ülke siyasetindeki ağırlığı ne kadarsa, o kadar oy alıyor; şükürler olsun ki, bu seçmen kesiminin gücü CHP'yi iktidara getirmeye yetmediği -şükürler olsun ki- için de iktidara gelemiyor. Şimdi durum buyken, CHP'ye bir gün bile üye olmamış, hayatında bir kez bile oy vermemiş birilerinin sürekli olarak "CHP değişsin, kendini yenilesin" demesi "Şu anda temsil ettiği kesimi temsil etmesin" demekle aynı anlama geliyor ve bu bakımdan da biraz garip kaçıyor doğrusu.

Zaten eğer CHP değişir de şu an temsil ettiği kesimi temsil etmez olursa o kesimi temsil eden bir başka parti kurulacak demektir. Burada benim yadırgadığım şey CHP'nin değişmesini, CHP'li olan olmayan herkesin milli bir davayı sahiplenir gibi sahiplenmesi. 2004'teki bir yazımda şöyle anlatmışım bu garipliği: "CHP değişsin, çağdaşlaşsın", sloganının hayatında CHP'ye oy vermemiş insanlar tarafından bile dert edilmesi, Sanki "Yerli Malı Kullanalım" kampanyasına benzer bir "CHP'yi kurtaralım" kampanyası yürütülmesi...

Tıpkı CHP gibi eriyip gitmekte olduğu halde, basın ve kamuoyu "ANAP nasıl kurtulur" konusunu milli bir dava haline getirmezken, CHP'nin kurtuluşunun böyle milli bir dava haline getirilmesi... İşte bu biraz garip geliyor bana. Bir parti ne cumhuriyeti kuran parti olduğu için; ne Atatürk'ün partisi olduğu için yaşamayı hak etmez. Çünkü bir partiyi yaşatan şey, nostalji değil, toplumun o günkü ihtiyacıdır. Partinin hayat bulduğu alan da siyaset tarihi müzesi değil, aktif siyaset arenasıdır.

CHP ne şanlı geçmişinin yüzü suyu hürmetine, ne de "soldaki tek parti" olduğu için yaşıyor. Solun sağın adresi birbirine karışalı çok olduğunu; siyasette bu adreslerle koordinat belirlemenin çoktandır mümkün olmadığını herkes görüyor artık. CHP hâlâ bir temsil kabiliyeti olduğu için; bir kesimi temsil ettiği için yaşıyor. Tıpkı Cumhuriyet Gazetesi'nin belli bir kesimin ihtiyacına cevap verdiği için hâlâ yayınlandığı gibi. Tabii böyle bir partinin kaç oy alabileceği, ne kadar zaman barajın üstünde kalabileceği ayrı bir mesele... Ama her siyasi partinin de halkın bütün kesimlerine hitap etmek zorunda olduğunu düşünmüyorum."


Bu yazı 659 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Krizler ve sebep sonuç ilişkileri
    • 12 Temmuz 2008 Ergenekon Davasını bekleyen tehlikeler
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyet Çalışma Grubu
    • 28 Mayıs 2008 “Yalnız ve güzel ülkem”
    • 25 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası 2
    • 21 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası
    • 18 Mayıs 2008 Hukuk dersi
    • 14 Mayıs 2008 Kraliçe bilecek mi?
    • 9 Mayıs 2008 Patinaj ve bıkkınlık
    • 7 Mayıs 2008 "Dini ticarete alet etmek"
    • 30 Nisan 2008 Taksim neyin sembolüdür?
    • 25 Nisan 2008 “CHP'yi kurtarmak”
    • 23 Nisan 2008 Doğurun, ama bize güvenerek doğurmayın
    • 20 Nisan 2008 Hizmet yarışı olarak siyaset
    • 16 Nisan 2008 Vazoda büyüyenler
    • 9 Nisan 2008 “Kökü dışarda”
    • 30 Mart 2008 "Eğer kapatma davası açılırsa..."
    • 28 Mart 2008 Reform kuşa dönmesin
    • 26 Mart 2008 Meşru müdafaa
    • 19 Mart 2008 Asıl ihtimal Anayasa Mahkemesi’nin reddetmesidir

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,517 µs