En Sıcak Konular

Kürt Sorunu'nda bedel ödeyen lider

20 Aralık 2010 23:01 tsi
Kürt Sorunu'nda bedel ödeyen lider Aslında Milli Görüş partileri özellikle Sayın Erbakan’ın aktif olduğu dönemlerde, bölgede ciddi sempati toplamıştır. 2007 yılında gittiğim bölgede, Erbakan’ın iki noktada hatırlandığına şahit olmuştum;

Muharrem Coşkun yazıyor- muharice@gmail.com



Milli Görüş ve iki dilli hayat!

Son dönemde artarak süren “İki dilli hayat” tartışması, demokratik, özgürlükçü bir ülkeye yakışmayacak tarzda devam ediyor..

BDP’li kurmaylarca başlatılan “iki dilli hayat” tartışması beyaz Türkler ve milliyetçi kesimde ciddi tepki görüyor.. Hükümet cephesi ise bu konuda net olarak ne diyeceğini kararlaştırmış değil.. Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, bilinen milliyetçi kişiliği gereği olsa gerek, şaşırtmıyor  ve bu partiyi hedef gösteriyor.. “Bu çıkışlar kapatma nedenidir”
Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ise biraz daha ılımlı, “Bütün diller bizim, ama herkes diline sahip çıkmalı.” Sayın Gül, “Türkiye bir çıkışa geçti, bu yeniden engellenmemeli, herkes diline sahip çıkmalı” diyerek gerilime dikkat çekiyor.
Başbakan Erdoğan ise net olmasa da, Bitlis gezisinde, “İnkar politikalarına son vereceklerini” söylemekle yetiniyor.
Bu süreçte en anlamsız tepki, elbette üzerine vazife olmayan konu hasebiyle Genelkurmay’dan geldi. Onlar da yapıları gereği, “duydukları endişeleri” kamuoyuna ilettiler.

Tarihsel anlamda baktığımız zaman, Osmanlı’da Türkçe resmi dildi, ama Kürtçe de yasak değildi. Milli Mücadele’yi veren İlk Meclis’te Kürtlerin yaşadığı coğrafya “Kürdistan”, bu bölgeden seçilen  mebusların dilleri de ”Kürtçe” olarak yazılmıştı Meclis albümüne..
Ancak daha sonra başlayan “ulusçuluk” politikasıyla “tekçilik” dayatması pek çok problem gibi, Kürt sorununun da temelini oluşturdu. Cumhuriyet, yeni dönemde yapı olarak “İnkar ve asimilasyonu” seçmişti kendisine. Bu sadece Kürtlere yönelik değil, Müslümanlara, Alevilere, azınlıklara yönelik de kendini gösteriyordu.
Günümüzde ise “Kürdistan” hala yasak, “Kürtçe” hala bilinmeyen dil olarak belirtilebiliyor..
AK Parti döneminde başlayan demokratikleşme adımlarıyla açılan TRT6, Tunceli’ye Dersim denmesi, Norşin’in asli ismiyle anılması, Kürtçe Kurslara izin verilmesi, bölge insanına şefkat gösterilmesi, kısacası inkar politikalarına son verme girişimleri elbette güzel gelişmeler..

Bugün yaşanan sıkıntıları elbette AK Parti dönemine mal etmenin anlamı yok.. Hatta 80 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca, kangrene dönmüş onca sorunu biraz olsun çözmek için adım atanın da AK Parti olduğunu teslim etmek gerekir.
 
İşte tam bu noktada Milli Görüş Hareketi’nin kurmaylarından Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan’ın yaptığı açıklama düşüyor ajanslara..  İki dilli hayat tartışmalarıyla ilgili, "Allah aşkına dışarı çıkınca şöyle bir dükkân tabelalarına bakın. Mağazalarda satılan giysilerin, dükkânlardaki malların isimlerine bakın. Hepsi İngilizce."
Diyor Sayın Kazan.. Haberin detayı fazla yok.. Ama bu kadarı bile anlamaya yeter..
Haksız mı Sayın Kazan?
Bugün İstanbul’da havalimanına giderken, tramvayda yolculuk yaparken, uçağa bindiğinizde zaten çift dilli hayat yok mu?.. Burada Türkçe’nin dışındaki ikinci dil Kürtçe değil İngilizce.. Sorun da burada zaten..
ABD’li, Avrupalı siyasiler gelir, Türkiye Meclisi’nde diledikleri dilde konuşur, şehirlerde Türkçe’den çok İngilizce kullanılır sorun olmaz, ama kendi ülkende yaşayan 20 milyona yakın insanın dili sorun olur.  Bu olmaz işte..
Bu durum ister istemez, “Kürtlerin tek suçu zamanında Türkiye’den ayrılıp ayrı devlet kurmamaları mı?” sorusunu akıllara getirir. Zira devletleri olsaydı, Kürdistan Devlet Başkanı da gelir, Meclisimiz’de, Şimon Peres gibi kendi dilinde konuşur, belki de ayakta alkışlanırdı.

Milli Görüş
’çü Şevket Kazan gerçekten farklı bir noktaya işaret etmiştir.. Milli Görüş partilerinin Kürt sorununa olan duyarlılığını sanıyorum anlatmaya gerek yok. Aslında Milli Görüş partileri özellikle Sayın Erbakan’ın aktif olduğu dönemlerde, bölgede ciddi sempati toplamıştır. 2007 yılında gittiğim bölgede, Erbakan’ın iki noktada hatırlandığına şahit olmuştum;

-       Açtığı fabrikalar

-      Andımızla ilgili eleştirel sözleri

Hatırlanacağı gibi, daha kimsenin konuşmaya cesaret edemediği o günlerde (1994 Bingöl), “Bu memleketin çocukları asırlarca okula besmeleyle başlardı. Siz geldiniz, Türküm Doğruyum çalışkanım yaptınız.  Sen Türk’üm doğruyum çalışkanım’ dersen, Kürt kardeşim de çıkar, ‘ya öyle mi, ben de Kürd’üm daha doğruyum daha çalışkanım” deme hakkını elde etti. Böylece bu milletin çocuklarını birbirine düşman ettiniz” diyerek andımızı eleştirmişti.  Erbakan biliyorsunuz, bu konuşmasından ötürü ciddi bedeller ödedi. Ama ne zaman ki, Sayın Erbakan yasaklı olduğu, partiyle tam ilgilenemediği, özellikle Fazilet ve Saadet dönemlerinde parti biraz daha milliyetçi, statükocu ve devletçi çizgiye çekilmiştir. Bundan dolayı olsa gerek, Parti o bölgede büyük kan kaybetmişti. Şimdi sanıyorum Erbakan’la birlikte yeniden özgürlükçü ve “Ümmetçi” çizgideki asli yerini almaya hazırlanıyor Saadet Partisi.
Gelinen noktada, iki dilli hayat talebine direnenler, bana göre çok değil, birkaç yıl sonra gülünç duruma düşecekler..
Zira bu en tabii hakkı engellemenin gereksizliğini bu toplum çabuk kavrayacaktır kuşkusuz.




Bu haber 3,222 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,521 µs