En Sıcak Konular

İbrahim Keresteci son yolculuğunda

12 Şubat 2010 11:57 tsi
İbrahim Keresteci son yolculuğunda Şimdi gidiyorsun. Fakat, Azaların Dile Geleceği Gün’de bir Kevser başında komşu olmak dileğiyle, umudunu Öte Dünya’ya taşıyorsun, koca İbrahim!

“İbrahim” 

Yirmi üç sene evveldi. Seni tanıdım, o sabah. Arka sırada Milli Gazete’yi yutar gibi okuyor, kazırcasına çiziyor, tarihe not düşüyordun.

Marmara Edebiyat’ı kazanmıştık, seninle. Amaç değildi okulun, hedefe kilitlenmek için bir araçtı sadece. Açık kahverengi, kadife montuna gazeteni sarar, Bağcılar dolmuşuna koşardın.

Belli ki acelen vardı. 

 “Teşkilat bekliyor!”  derdin, bilgece. “Gidelim!”

Evine elli metre var yok, bir mahalle kütüphanen vardı. Akranların, dostların, konu komşu… kuşatırdı etrafını. Uzağa odaklanmış gözlerin, taze bir kelime haykırırdı, aniden. Aynı cümleyi iki kez tekrarlamazdın, yeni bir şey söylemek lazımdı.

Uzadıkça sohbet, bir dünya haritası  çizerdin, zihninde. Hayber Geçidi’ndeki zafer, Gazze’deki direniş, Eritre’deki destansı savunma… sözlerinle yeni bir anlam kazanır, alem küçülür küçülür, bir odaya sığardı adeta.

Ülkende olup bitenler, Grozni’de yaşananlardan bağımsız değildi. ‘Küfür tek millet’ti.

Istanbul avuçlarının içindeydi sanki. Daha İmam-Hatip sıralarında altını üstüne getirmiştin, koca şehrin. Seni yollara düşüren neydi? Ram olduğun çift minareli rozet miydi, kavgada ve barışta sembolün…

Evinin numarası 5687367’ydi, hiç unutmam. Bir keresinde Sedat Yenigün’ün Bir Şehidin Notları’nı hediye etmiştin. Gerçi vermesen de, kitaba düşkünlüğümden alıp götüreceğimi bilirdin.

Kış yaza kavuştu. Yalova’da kamptaydık. Yüzmede iyiydin, krosta üstüne yoktu. On dokuz yaş tecrübesi ne kadar olursa esirgemez, aktarırdın.

Vizyonunu Siyasetin Duayeni’nden, misyonunu gazetenden alırdın. İnsan kaynakları dedin mi akan sular durur, bir çırpıda onlarcasını sayardın, yol arkadaşlarının…

Sabır, savaş, zafer… olmazsa olmazıydı hayatın. Sevgi ile donanıp, merhametle kuşanmak  bu olsa gerekti.

Açık denizlere yelken açmak, dünyayı dolanmak isterdin; tebliğin gitmediği bir nesne kalmasın diye. Halık’a ta’zim, mahluka şefkat’ti, parolan. Yaşanmayan teori, sinede yüktü. Pratiği olmayan, fikir hamalıydı. Kölesiydi teorinin.

Haliç Caddesi 63 numara dile gelse neler anlatırdı, neler… Gecenin on ikisinde nereden bulurdun minibüsü de, kırmazdın bizleri.

Fetih Yurdu’na gelirken, bir Şubat soğuğunda Yiğit Adam’ı maveraya uçuran taşlara bakmadan edemezdin. Metin’le özdeştin, Sedat’la sırdaş.

Fikirtepe bir okuldu, inanan yüreklere. Fakulte’nin anfisinde işaret parmağını göğe kaldırarak, çağırıyordun kendine yabancı her kim var ise…

Onlarcasını saysam yüzlercesinin darılacağı bir dost ikliminde, durmak nedir bilmeden koşuyor koşuyordun…

‘Yaradan’ın yolunda yirmi üç saat çalışıyorsan bir saatin boşa geçmiş!’ diyordu, yasaklı lider. Kim ki yasaklanmış, halk sevmişti bir kere. Asıl çıldırtan bu idi, darbeci cuntayı.

Bu idi, ‘Her an yeniden doğarız / Bizden kim usanası!’

……………………………….

“Dergi çıkaralım!”

“Çıkaralım!”

Vakfın ilk üniversite dergisini çıkarmak sana, bana, Ahmet Çetin’e ve Erol’a nasip olmuştu. Yazıları  topla, imlayı düzelt, bilgisayardan çıkar, matbaaya ver, matbaadan al, sırtında taşı, fakulte fakulte dağıt, yenisini hazırla….

Yorucu ama tatlı bir uğraştı… Ahmet atom karınca misali çalışır, sense yiğitçe göğüslerdin eleştirileri. Benim bir yılımı aldı, ‘uzatmalar’a kalmıştım. Değmişti ama, hizmet için olduktan sonra… Nihayet, ‘Her Şey Hak İçin!’di.

Rüzgar beni Sivas yollarına, Ardahan steplerine, Çemişgezek ovalarına, Bartın yaylalarına, Ankara düzlüğüne savururken, sense karış karış dolaşırdın Anadolu coğrafyasını…

Çırpınman, emek, alın teri, özgürlük içindi. Karadenizli ruhunda vardı; yılgınlığa düşmemek,’ yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer’e koşmak, adımlarını sıklaştırmak, safları düzgün tutmak, Selam Yurdu’na bir azıkla gitmek…

Sağ sol savurganlığıyla bezmiş  belediye memuruna, “Varsın bu ülkede ve olmalısın!” demiş,  ‘Hakkınızı arayın. Hakkınızı kaybederseniz, şerefinizi de kaybedersiniz!’ Ali buyruğunu baş tacı etmiştin.

Sen inandın, üyen inandı, emek mücadelesinde zafere taşıdın kitleni. Yüz binler, üretimden gelen gücünü kullanmayı öğrendi, sayende.

Yine yollardaydın. An geldi, takdir vuku buldu. Bitmeyen enerjin, sinerjiye dönüştü sadece. Eller senin için kalktı, on dört gece. Bir gün aramıza dönersin diye, nemli gözlerle bekledik yolunu.

Şeb-i Aruz’unmuş meğer, yaklaşan. Ölüm Meleği yanı başında belirdi. On binler yasa büründü. Ne ki bu acı, seni dünya gözüyle görememekti bir daha.

Şahitliğe hazır, on binler hep bir ağızdan:

“Adam gibi adamdı. Hak davanın neferiydi. Hayatı gibi naaşı da ders verdi. Onu yalnız bırakmadı, Savunan Adam!”

Şimdi gidiyorsun. Fakat, Azaların Dile Geleceği Gün’de bir Kevser başında komşu olmak dileğiyle, umudunu Öte Dünya’ya taşıyorsun, koca İbrahim! 

Tarık Sezai KARATEPE /yazar 
 



Bu haber 2,285 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,591 µs