En Sıcak Konular

Kontrgerillayı ilk o açıkladı ÖZEL HABER

17 Temmuz 2008 13:39 tsi
 Kontrgerillayı ilk o açıkladı  ÖZEL HABER Türkiye'de Gladio türü bir örgütten, yani Kontrgerilladan ilk bahsedenlerden biri hiç kuşkusuz Emekli Kurmay Yarbay Talat Turhan olmuştu.İşte Talat Turhan'ın olay röportajı..

Türkiye'de iGladio türü bir örgütten, yani Kontrgerilladan ilk bahsedenlerden biri hiç kuşkusuz Emekli Kurmay Yarbay Talat Turhan olmuştu. Talat Turhan, bugüne kadar, yazdığı kitap ve verdiği konferanslarla Türkiye'de bulunan bir Kontr-Gerillanın varlığından ısrarla söz etmiş ve bunun adresi olarak da Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı Özel Harp Dairesi (ÖHD)ni göstermişti. Yarbay Talat Turhan'ın bir gazetede yer alan röportajı ise her şeyi gözer önüne seriyordu. Talat Turhan'ın kendi yazdığı 'özel Savaş Terör ve Kotrgerilla' kitabıyla, Leo A. Müller'in 'GLADIO' adlı eserinin Emin Karaca tarafından yazılan önsözünde yer alan bu ibret vesikası niteliğindeki röportajı size aktarmak istiyoruz.

Kontrgerilla ÖHD mi?

Talat Turhan'ın röportajda söyledikleri, dün olduğu gibi bugüne de ışık tutması açısından vazgeçilmez bir kaynak niteliği taşıyor.

Soru: Türkiye'de İtalya'daki gibi gizli bir NATO örgütü var mı?
Turhan: Benim kanıma göre ki- yaklaşık 20 yıldan beri iddiam da budur- tümü NATO ülkelerinde ve tabii Türkiye'de bu örgüt vardır. Her ülkede adı farklıdır işte İtalya'da Gladiodur, Fransa'da 'Rüzgar Gülü'dür falan. Tabii bunlar maske adlarıdır. Türkiye'de ise Özel Harp Dairesi'dir.

Soru: Özel Harp Dairesi'nin gerçekte Kontr-gerilla olduğu hep söylenegelmiştir. Siz ne diyorsunuz?
Turhan: Türkiye'de kontr- gerilla lafı ilk kez 12 Mart'tan sonra İstanbul Erenköy'deki köşkte baskı görenlere karşı kullanılmıştır.                                            

Soru: Meşhur Ziverbey Köşkü'nden siz de geçtiniz. Siz de bu sözü duydunuz mu?
Turhan: Evet. Standart herkese olduğu gibi bana da söylendi. 'Burası Kontrgerilla örgütü, biz uyumuyoruz. Şu andan itibaren bizim esirimizsiniz' evet 'esir' dediler. Çünkü bu örgütün talimnamesinde 'esir' tabiri kullanılır. 'Burada anayasa, kanun, nizam geçmez, ne söylesek onu yapacaksınız. Ayrien böyle, görevliler bunu boşa kullanmadılar. O dönemde sözkonusu ilerici örgütler, 'ikinci kurtuluş savaşı veriyoruz':' diyorlardı ya, görevlilerin mantığına göre, kurtuluş savaşı verenler 'gerilla' idi. Kendilerim de, bunları bastıran güç ..saydıkları için, 'Kontr-gerilla' dediler. Gerçekte eski adı Seferberlik Tetkik Kurulu, bugünkü adı özeI Harp Dairesi olan kuruluşun kullandığı yöntemin adıdır Kontr-Gerilla, örgütün değil, yöntemin adıdır. Onun mantığı, gerilla, hiçbir kanun, nizam dinlemiyor, her türlü yönteme başvuruyor. Öyleyse ben de onu bastırmak için her türlü yönteme başvurmalıyım şeklindeydi. Onun için her türlü sorgulamayı meşru görüyorlardı.

Soru:
Yani siz Kontr-Gerilla'nın adresi Özel Harp Dairesi'dir mi diyorsunuz?
Turhan: Şimdi bakınız, Kontr- Gerilla lafını ilk kez Erenköy görevlilerinin çıkarttığnı söyledim. Onlar gerçekten Özel Harp Dairesi'nin adamları mıydı, bu sorunun 'kesin yanıtı henüz verilmiş değil. Yalnız eskiden beri bir iddiam var. Bir örgüt eğer kendini temize çıkarmak isterse, adına yasadışı hertürlü iş yapanlardan hesap sorar. Bakıyoruz, Erenköy görevlileri, hala etkinliğini sürdürüyor. Devletin ya da Özel Harp Dairesi'nin kendi adına iş yapmamışlarsa, bunlardan hesap sorması gerekirdi.

Soru:
Özel Harp Dairesi'nin kuruluş amacı neydi?
Turhan: Özel Harp Dairesi, bir düşman istilasına karşı memleketi korumak ve milli direnişi örgütlemeye yardımcı olmak amacıyla kuruldu. Bu örgütün kuruluş amacı, kutsal olabilir. Ama devlet adına yeraltı örgütü kurarsanız, o sizin elinizden kayar ve yeraltının her türlü pisliğine bulaşır.' Türkiye'de 20 yıldan beri olan karanlık ve herkesin kafasını bulandıran bu olayları kim yaptı? Şimdi Türkiye'nin gündeminde bu soru var.

Soru: Özel Harp Dairesi ne zaman kuruldu?
Turhan: Kesin tarihim bilemiyorum. Türkiye 1947'den itibaren, ikili antlaşmalarla ABD'nin etkisi altına girmeye başladı. Ardından Türkiye NATO'ya üye oldu. ABD'nin etkisi daha'da arttı. ABD Komünizme karşı anti- komünizm cephesi yaratma cabası içindeydi. Her ülkede anti- komünizmi örgütledi. Bunu açık da yaptı, gizli de. NATO'ya girmemizden sonra, önce Seferberlik Tetkik Kurulu olarak kuruldu bu teşkilat. Ardından kuruluşun adı özel Harp Dairesi olarak değiştirildi.

Soru: 12 Mart'tan önce, Özel Harp Dairesi'ni biliyor muydunuz?
Turhan: Tabii biliyordum. 

Soru: Her subay bilir miydi, böyle kuruluş olduğunu?
Turhan: Bilirdi ama mahiyeti hakkında çok sınırlı bilgi vardı. İşte bu yeraltı teşkilatı memleket işgal edildiğinde, işgale karşı direnişi organize edecek diye bilinirde Yani kurtuluş savaşımızda çetelerin, efelerin yaptığım organize olarak yapacak diye. Kutsal bir işlevi yerine getirmek'amacıyla kurulmuş bir örgüt. (...) 

Soru:
Siz "Savunma 1" adlı kitabınızda Özel Harp Dairesi'ne ait resmi talimnameden bazı bölümleri yayınladınız. Yayınlanan bölümlerde bu örgütün adam öldürmede dahi her türlü kanunsuz işi yapabileceği belirtiliyor. Nasıl olur bu?
Turhan: Bizim ordu talimnameleri Amerikan talimnamelerinin tercümesidir. Amerika'da Kontrgerilla örgülünün talimname numarası FM-31'dir. Yani Field Manuel-31. Bize ST-31 olarak tercüme edildi. Yani Sahra Talimnamesi 31. Bu talimnameye göre, "Gayr-i nizami harp unsurları" iki gruptan oluşur: Bir yeraltı grubu, bir de yerüstü grubu, Yeraltı grubu, işte bu bahsedilen ve bütün NATO ülkelerinde ortaya çıkarılmaya başlanan örgütün kendisidir. Baktığınız zaman bu örgütün içinde ne var? Köye kadar inmiş bir örgütlenme bu. İstihbarat birimleri, sabotaj birimleri, cinayet birimleri var. Bakınız faaliyetleri arasında neler var? Resmi talimnameden aynen okuyorum: 'Adam öldürme, bombalama, silahlı soygunculuk, işkence, kötürüm haline getirme, adam kaçırma suretiyle tedhiş ve olayları tahrik, misilleme ve rehinelerin alıkonması, kundakçılık, sabotaj, propaganda ve yalan haber yazma , zorbalık, şantaj'. Ve yine talimnamede okuyorum: "Bir gayr-i nizami kuvvetin yeraltı unsurları kaide olarak statüye sahip değillerdir.

Soru: Nasıl olur? Resmi bir kuruluş kanuna nasıl tabi olamaz?
Turhan: Ben bunları 17 senedir söylüyor ve yazıyorum. Bugüne kadar kimse çıkıp da bu söylediklerin yanlıştır diyemedi, diyemez de. Çünkü bunları devletin resmi yayınlarından aktardım.

Soru: Türkiye'de bu talimnameyi kim yayınladı?
Turhan: Sözkonusu ettiğim ST-31-l 5 nolu Kontr- Gerilla talimnamesini Kara Kuvvetleri Komutanlığı yayınladı. Girişinde de o zaman ki Komutan Ali Keskiner imzası var. Anayasal bir ülkede, resmi bir gizli örgüt, cinayet işler diye yazarsanız suçlusunuzdur. Adamı mezardan çıkarıp asarlar. Sadece Kara Kuvvetleri sorumlu olmaz. Devrin Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay da devrin Başbakanı Süleyman Demirel de bundan sorumludur. Bu gün vardır yoktur diye lafı gevelemekle olmaz bu iş.. Olay bu boyutta.

Soru: Siz o günden beri hep bu görüş ve iddiaları dile getirip durdunuz: Hiç bir savcı iddialarınızı ihbar edip sizi ifadeye çağırdı mı?
Turhan: Nerede? İtalya'daki Felice Casson gibi'yürekli birsavcıya rastlayamadığım için çok üzgünüm.

Soru:
Her fail-i meçhul cinayeti istihbarat örgütüne yüklemek mümkün mü?
Turhan: Hepsi değil, genellikle diyorum.

Soru:
Somut örnek verebilir misiniz?
Turhan: 12 Mart'ta İstanbul Dev-Genç davasının zabıtlanna bakmamız lazım. Üniversite bahçesindeki Beyazıt Kulesi'ne kızıl bayrağı hangi MİT ajanının astığını söyledim. Ajanın ismim zapta geçmediler. (...) 
Soru: Şüpheli olaylarla ilgili kime açıklama yaptınız?.
Turhan: CHP Hükümeti döneminde Başbakan Ecevit'e iletilmek üzere, 10 sayfalık bir rapor hazırladım. Ayrıca olaylar hakkında etraflı bir şekilde, Deniz Baykal ye Hasan Fehmi Güneş'e bilgi verdim.

Soru:
Gereği yapıldı mı?
Turhan: Bu soruyu bana değil, kendilerine sorunuz.

Soru: Daha şimdiden 'Efendim gizlilik' itirazı duyar gibiyim..?
Turhan: Parlamenter bir demokraside, parlamentonun üzerinde onun bilmeyeceği bir gizlilik olamaz. Varsa orada demokrasi yoktur. Amerika'da CIA bile parlamentonun denetimi altındadır. Özel Harp Dairesi de dahil her türlü örgütler hakkında parlamenter denetim arıyorum ben."

Ülkemizde de iki başbakana suikast girişimlerinde bulunulmuş ama her ikisi de kendilerine yönelik saldırının ardındaki gücün üzerine gidememişti. Özellikle Turgut özal'a yapılan suikastin ardından, konuyla ilgili basın ve yayın organlarına yansıyan açıklamalar ve Özal'ın, "Ülkemin zarar görmemesi için bunu açıklayamam" şeklindeki sözleri de kafaları iyice karıştırmıştı. Sonraları, gerek Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve son olarak da Ahmet Taner Kışlalının öldürülmesi de bu savları güçlendirmektedir.

belgehaber.com



Bu haber 2,548 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler

    10,871 µs