En Sıcak Konular

Cengiz Çandar'dan Can Dündar'a eleştiri: Salya sümük

4 Temmuz 2008 10:56 tsi
Cengiz Çandar'dan Can Dündar'a eleştiri: Salya sümük Operasyonu eleştiren Milliyet gazetesi yazarı Can Dündar'a da sert bir göndermede bulunan Çandar, Milliyet'te dün kaleme aldığı "Heryerekon" yazısı için bakın ne dedi.

Referans gazetesi yazarı Cengiz Çandar, dünkü yazısında önceki gün gerçekleşen Ergenekon Operasyonu'nu kaleme aldı.

Çandar, operasyonu tarihi olarak değerlendirirken, Ergenekon'un tüm şifrelerinin Özden Örnek'in yazdığı "darbe günlükleri" nde çözülebileceği mesajını verdi.

Operasyonu eleştiren Milliyet gazetesi yazarı Can Dündar'a da sert bir göndermede bulunan Çandar, Milliyet'te dün kaleme aldığı "Heryerekon" yazısı için “Darbe Günlükleri”ni ve Ergenekon soruşturmasını, “safsata” ve “şehir efsanesi” diye damgalayarak demokrat olunmaz. Yakın tarihimizin en ciddi gelişmesi olan “Ergenekon soruşturması”nı küçültmeye kalkıp “Heryerekon” gibisinden zevzek başlıklarla salya-sümük yazılar kaleme alarak, demokrasi mücadelesi verilmez." dedi.

İşte Cengiz Çandar'ın yazısı...

Ergenekon'un 'arka planı': 'Darbe Günlükleri'...

Türkiye, 1 Temmuz 2008 günü, “Hukuk Devleti” olma doğrultusunda, “hukukun üstünlüğü”nü “olmazsa olmaz” bir “rejim ilkesi” olarak yerleştirmek yolunda en önemli istasyona uğradı.

1 Temmuz 2008, bu bakımdan, 1 Temmuz “Kabotaj Bayramı”ndan daha önemli bir gün olarak kayıtlara düştü.

1960'tan bu yana askeri darbeler, askeri müdahaleler ve darbe girişimleri ile lekelenmiş siyasi tarihimizde ilk kez emekli de olsalar “orgeneral” rütbesi taşımış  olan, kuvvet ve ordu komutanlıkları gibi kilit görevlerde bulunan iki kişi, gözaltına alınabildi.

Yani, “Türkiye'de asla olmaz” sanılan bir şey gerçekleşti. “Hukukun rütbelerden, sıfatlardan üstün olduğu”nun Türkiye'de de mümkün olabileceği ortaya çıktı.

AK Parti kapatılsa, hatta Başbakan Tayyip Erdoğan siyasi yasaklı durumuna düşse bile ki, -bunun Avrupa demokratik normlarıyla asla bağdaşmayacağı artık ayan beyan ortada- 1 Temmuz 2008 günü vardığımız noktanın önemi ve değeri ortadan kalkmaz.

Ergenekon soruşturmasının, gereği gibi ele alınır ve yürütülürse,  yakın siyasi tarihimizin “en önemli olayı” olma niteliği taşıyacağına bu köşede daha önce de değindik. Hep bir “ihtiyat kaydı” bırakıyorduk. Çünkü, Türkiye'de hep aksine alıştırıldık. İşte Susurluk soruşturmasının akıbeti, işte Şemdinli. O nedenle, “sütten ağzı yananın yoğurdu üfleyerek yemesi” misali, 1 Temmuz 2008'in önemine de kuşku duyanların sayısı fazla.

Tedirgin zihinler, “Şimdi ne olacak? İşler nereye varacak?” sorusunu dudaklarından eksik etmiyor ve “Hukuk Devleti” yolunda atılmış bu dev adımdan gereğince sevinemiyorlar.

Bana gelince, “Ergenekon soruşturması”nın son “gözaltı dalgası”na ilişkin muhatap olduğum her soruya, “Darbe Günlükleri”ni açıp okuyun cevabını veriyorum “Ergenekon soruşturması”nı yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'ün incelettirmesi üzerine, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı, emekli Oramiral Özden Örnek'in bilgisayarından çıktığı emniyetçe “teknik olarak” kanıtlanan “Darbe Günlükleri”nde bugün aranan her sorunun cevabı var.

 

 

***

 

 

 

Nokta dergisi 29 Mart-4 Nisan 2007 tarihli 22.sayısında “Darbe Günlükleri”ni yayınladı. “Hayret verici ayrıntılarıyla SARIKIZ ve AYIŞIĞI-2004'te iki darbe atlatmışız!” kapak başlığı ile sayfalarca yayınlanan söz konusu “Darbe Günlükleri”nden bazı bölümler:

 

“20 Ocak 2004- Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda yapılacak kuvvet komutanları toplantısına katıldım. MGK ön  toplantısı perşembe günü yerine yarına alındığı için bir koordinasyon ihtiyacı doğmuştu. (...) Konuşmalar sırasında Jandarma Genel Komutanı (Şener Eruygur) daima bir ihtilal özlemi içersinde, bir an önce bu işi yapalım şeklinde konuşuyordu. Bugün de defalarca tekrar etti...”

 

“6 Şubat 2004- Sabah doğruca Jandarma Genel Komutanlığı'na gittim ve orada üçümüz buluştuk. Durumu tekrar gözden geçirdik. Jandarma Genel Komutanı hala darbe yapalım diye inat ediyordu... Sabah toplanmamızın esas gayesi Kıbrıs konusunda neler yapılabileceği konusunda seçenekleri gözden geçirmek. Ancak biz bu konuyu bırakıp darbe yapacak mıyız yoksa yapmayacak mıyız konusuna girdik. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur'u ikna etmek oldukça güç. Bir netice alamayacağımı bildiğim halde yine de onu ikna etmeyi denedim. Pek ikna olduğunu söyleyemem...”

 

Bu notlardan bir süre öncesinde, 6 Aralık 2003'te düşülen not ise şöyle:

“... Kendimize göre bir eylem planı yapmaya karar verdik.

 

-Önce basını ele geçirmeye çalışacaktık...

 

-Sonra rektörler ile temas edip öğrencileri sokağa dökecektik.

 

-Sendikalar ile aynı şekilde hareket edecektik.

 

-Sokaklara afiş astıracaktık.

 

-Derneklerle temas edip onları da hükümet aleyhine teşvik edecektik.

 

-Bütün bu olayları yurt çapında yapacaktık.

 

Yukarıdakiler SARIKIZ olarak anılacaktı...”

 

SARIKIZ'cıların, şu andaki Kara Kuvvetleri Komutanı, önümüzdeki ay sonu Genelkurmay Başkanı olması beklenen Orgeneral İlker Başbuğ hakkındaki duygu ve düşüncesini merak ediyor musunuz? 1 Aralık 2003 tarihli günlükte, İlker Başbuğ'dan girişimlerine destek bulamadıkları anlaşılıyor; şöyle not düşülmüş:

“II Başkan  (Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ) güvenilecek bir general değildi. Kendi yararını ülke yararı üzerinde tutuyordu. Ve bize kesin cevaplar vermiyordu.”

 

“Ülke yararı”nın darbe yapmak ile eş anlamlı olarak kullanıldığını belirtmeye herhalde gerek yok.

Benzeri ifadeler Şener Eruygur'a atıfta bulunularak, 29 Şubat 2004 tarihli günlükte şu andaki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt için de kullanılıyor.

“Darbe Günlükleri” okunduğu vakit, 1 Temmuz 2008 günü gözaltına alınan isimlerden bazılarına rastlanıyor. Bu arada, CHP ile temaslar, Onur Öymen ile biraraya gelmeler, günlüklerde epey yer tutuyor.

Ve, bütün bunlar, önceki günkü “gözaltı dalgası”ndan sonra kimin ne tepkiyi, niye verdiğine de ışık tutuyor.

 

 

***

 

 

 

Nokta dergisinde yayınlanmış olan “Darbe Günlükleri” okunmadan bugünlerde olan-bitene sağlıklı teşhis konulamaz. “Darbe Günlükleri”ni ve Ergenekon soruşturmasını, “safsata” ve “şehir efsanesi” diye damgalayarak demokrat olunmaz. Yakın tarihimizin en ciddi gelişmesi olan “Ergenekon soruşturması”nı küçültmeye kalkıp “Heryerekon” gibisinden zevzek başlıklarla salya-sümük yazılar kaleme alarak, demokrasi mücadelesi verilmez.

 

“Darbe Günlükleri”ne tam anlamıyla bir “medya karartması” uygulandı. Geldiğimiz noktada, Türkiye'nin “hukuk devleti” olma doğrultusunda yürüme azminin güneşi, “Sarıkız”ı da, “Ayışığı”nı da her türlü karartmadan kurtaracak kadar güçlü.

Ayrıca, dün, Başsavcı Vekili Çolakkadı, Ergenekon soruşturması iddianamesinin hazırlandığını, 2500 sayfadan oluştuğunu ve zanlıların “terör örgütü kurmaktan yargılanacağını” açıkladı.

Şimdilik bu kadar...

İŞTE CAN DÜNDAR'IN "HERYEREKON" YAZISI...

Darbe dönemi gibi...
Heryerekon soruşturması

 

 İlhan Selçuk gözaltına alındığında Cumhuriyet'e gitmiştim. Balbay dedi ki: “Artık sabahları birbirimizi arıyoruz; bu sabah alınan var mı diye...”
Aynen öyle oldu.
Dün sabah telefonu kapalıydı.
Dilek'le koşup evine gittik.
Site güvenliği, polislerin 6.40'ta geldiğini, 4 saattir içeride arama yaptıklarını söyledi.
Vatansever Kuvvetler hareketiyle ilgili bir şeyler arıyorlardı.
Az sonra bir sivil polis, bilgisayar kasasıyla çıktı dışarı...
Hemen ardından da Balbay göründü kapıda... Yanında 4 sivil polis vardı. Bizi görünce gülümsedi. Endişelenmememizi söyledi:
“Gocunacak bir şeyim yok; ne yaptığım ortada” dedi.
Ekip otosuna bindirildi; gitti.
Yeni çocuğu olmuştu. Diğer kızı yeni ilkokula başlamıştı.
Birtakım adamların eve gelip her tarafı aramasını ve bilgisayarı yüklenip gidişini ona nasıl açıklayacaklardı?
“Bilgisayara virüs girmiş. Amcalar onu temizleyecekler” dediler.
* * *
Darbe dönemlerinde yaşadığımız türde sahneler bunlar...
“Sivil”de pek sevimsiz kaçıyorlar.
Balbay, 25 Mart'ta NTV'deki Neden programında konuğum olduğunda Yücel Aşkın örneğini hatırlatmıştı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Aşkın hakkında çete kurmaktan 3150 yıl hapis cezası istenmişti.
Bir de yazıyla yazalım:
Üç bin yüz elli yıl...
Kendisi bu cezayı almadıysa da yardımcısı, tutukluluğunun üçüncü ayında buna dayanamayarak intihar etmişti.
“Şimdi onun katili kim?” diye soruyordu Balbay ve Hükümet'in 8 kişilik asansöre “Belki kaldırır” diye 30 kişiyi sığdırmaya çalıştığını söylüyordu.
Türkçeyle oynamayı sevdiğinden Ergenekon'a yeni bir isim takmıştı:
“Heryerekon!”
* * *
“Ergenekon” adlı bir kitaba imza atmış biri olarak son 10 yılı bu çeteye dair yazılar yazarak, programlar yaparak geçirdim.
AKP dahil hükümetleri, zamanında darbecileri yargılamadığı için eleştirdim. “Yargılamazsanız, yargılanırsınız” dedim.
Ama burada, başından beri ben de Balbay gibi “Ergenekon”dan ziyade “Heryerekon” kokusu alıyorum.
Daha seçimler öncesinde Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, “Ümraniye'de bulunan bombalara dikkat edin. Bunun arkası gelecek” demişti.
O zamandan beri soruşturmanın üzerindeki siyasi etiket silinmedi.
Soruşturma bahanesiyle Hükümet muhaliflerine gözdağı verildiği, hoşa gitmeyen isimlerin listeye dahil edildiği, gece yarısı gözaltına almalarla, yazdırılan kitaplarla hedef haline getirildiği ve nihayet (dünkü gözaltıların zamanlamasında açıkça görüldüğü gibi) dikkatlerin AKP davasından buraya çekildiği görüldü.
Ve ne yazık ki, gerçekten de provokasyonlarla darbe tezgâhlayan bir kanlı çetenin ortaya çıkarılması ihtiyacı, bu siyasi niyetin gölgesinde kaldı.
“Asansör” öyle partizanca dolduruluyor ki, içinde yargılanmayı hak edenler bile “Asansör düşecek” kaygısıyla saklanıyor.
* * *
Şu anda yaşanan, asırlık bir hesaplaşmanın son raundunda tarafların birbirlerine düello teklifidir. Seçilen silah, hukuktur.
“Seninkiler benim partimi kapatırsa benimkiler de seninkilerin ipliğini pazara çıkarır” hesaplaşmasından ne kapatılmak istenen parti ne de hedef alınan çete zarar görür.
Zarar görecek şey sadece yargıdır.
Ben, dün Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararında ne hissettiysem, bugün bu soruşturmada aynı hisleri taşıyorum.
Hukuka inancımı giderek yitiriyorum.
Bütün izah çabalarını da “Bilgisayara virüs girdi, amcalar onu temizleyecekler” yalanı gibi dinliyorum.
Ağustos erken bastırdı Ankara'ya...
Sıcak... Ve korkarım daha da sıcak olacak.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bu haber 1,963 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,691 µs