En Sıcak Konular

Ali İhsan Karahasanoğlu
Vakit

Ali İhsan Karahasanoğlu
0 0 0000

“Alçakları tanıyalım”



Yazının başlığı şöyleydi: “Alçakları tanıyalım”
İllegal Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi’nin ismi geçince, benim ilk aklıma gelen şey, “Alçakları tanıyalım” yazısıdır. 
 
 
PKK’nın o zamanki ikinci ismi Türkiye’ye getirilmiş, ifadesi alınıyordu.
Hürriyet, Milliyet ve Sabah’ta ortak manşet, Şemdin Sakık’ın ifadeleri idi.
İşte o gün, Oktay Ekşi beyefendi, ellerine tutuşturulan hayali ifadeleri gerçek kabul edip, “Alçakları tanıyalım” başlığı altında bir yazı kaleme almıştı.
Sakık’ın ifadesine dayanılarak, bazı gazeteler (akit de dahil olmak üzere) ve bazı gazeteciler “alçak” ilan ediliyor ve hakaretler ediliyordu.
Sonra ne oldu?
O ifadelerin ŞemdinSakık’a ait olmadığı, hayali ifadeler olduğu ortaya çıktı.
Suçlanan gazete ve gazetecilerin de, o yönde bir fiilleri olmadığı ortaya çıktı. Dahası, “ŞemdinSakık böyle anlattı” diye yapılan haberlerdeki ifadeleri, Çevik Bir’in üç gazeteye verdiği ve manşetten yayınlanması için patron seviyesinde girişimde bulunduğu ortaya çıktı.
Sonra ne oldu?
Manşet atanlar, “Alçakları tanıyalım” diye yazı kaleme alanlar, kalemlerini kırıp, “Bu suçla biz artık gazetecilik yapamayız. İnsanların yüzlerine nasıl bakacağız. Kalemlerimizi kırdık. Bundan sonraki gençlere de, bizim akıbetimiz ders olsun” demediler.
Üstelik, şimdi millete akıl veriyorlar.
Neymiş; Ergenekon soruşturmasında yaşanan bilgi kirliliğinin adı, tek kelime ile rezaletmiş!
Vay vay vay.. Senin “Alçakları tanıyalım”’ yazından daha büyük rezalet olur mu bay Ekşi?
Hatta Ergenekon soruşturmasındaki yayınları rezalet olarak niteleyen senin şu basın toplantından daha büyük rezalet olur mu?
Oktay amca kalkmış, toplantıda “Sonu her zaman oyuncuların utancı ile noktalanan bu iğrenç oyunun pervasızca sahnelenmesi sonucu sadece 'zanlı' denebilecek isimlerle çok önemli bazı kurumlarımız, onlarla ne ölçüde bağlantısı olduğu bilinmeyen, gerçeği yansıtıp yansıtmadığı tayin edilemeyen belge ve bilgiler yayımlanarak suçlu ilan edildi.” şeklinde konuşmuş..
Ayy gözlerim yaşardı, çabuk mendil bulun bana.. 1998’de, ŞemdinSakık’ın hazırlık ifadesine dayalı olarak, insanları mahkûm ilan eden sen değil miydin Bay Ekşi?
Sadece birkaç gazeteciyi değil, çalışanıyla, okuyanıyla binlerce  insanı temsil eden gazeteleri, “Alçakları tanıyalım” diye suçlayan sen değil miydin? 
Sen, eline bir komutanın tutuşturduğu hayâli ifade ile insanları “alçak” ilan et.. Sonra kalk, bize akıl ver!
Haydi oradan beyim.. Haydi oradan!
“Suçlu olduğu, yargı kararı ile belirlenmemiş insanları peşinen suçlu ilan eden, medya mensuplarını ve medya organlarını kamuoyu önünde açıkça eleştirdiğimizin bilinmesini istiyoruz.” diyor bay Ekşi..
İnsanda birazcık utanma olur.. Senin “Alçakları tanıyalım” yazın önümüzde dururken, sen hangi yüzle kalkıp da “suçlu olduğu yargı kararı ile belirlenmemiş insanları suçlu ilan eden” cümlesini kullanabilirsin?
Bu suçu en başta işleyen sen değil misin?
Kendisine yapılacak hatırlatmayı tahmin ettiği için olsa gerek, medya mensuplarına şöyle bir eleştiri getirip, arkasından bilgi sızdıran kamu görevlilerine yükleniyor, onları kınıyor Basın Konseyi başkanımız!
Peki, 1998’de, sana/senin gazetene, hayâli ifadeleri el altından sızdıran “general”i de kınamış mıydın bay Ekşi!
Yoksa senin gücün, sadece polislere mi geçer? Askerden alır bilgiyi, bire üç katarak yayınlarsın.. Ama sıra işine gelmeyen bir konuya geldiğinde, bilgi sızdıran polisi kınar, suçlu ilan edersin öyle mi?
Vay uyanık vay!
Az kaldı; terör örgütü kurmak suçu ile şu an tutuklu olan çetecilere destek de çıkacak bay Ekşi ama, o kadarına şimdilik cesaret edemiyor.. Ufak ufak yoklama çekiyor.. Haber yapan gazetecilere bir eleştiri, bilgi veren kamu görevlilerine kınama.. Terör örgütü kuranlara da, yarın öbürsügün yaşına-başına bakmadan sokaklara dökülüp bağırırsa hiç şaşırmayın: “Türkiye sizinle gurur duyuyor!”
Hani Oktay amca genç bir yazar olur, “1998’de o yazıyı kaleme aldığında, 25-30 yaşında genç bir kalemdi. Bir hata etmiş. dönüp dönüp hatırlatmanın ne manası var” der geçerdiniz.
Ama insaf yani..
Bir adam, 1960 yılında Anayasa’yı hazırlayan Komisyon’da üye ise, bundan 38 sene sonra kalkıp uydurma bir ifade üzerine, masum kişilere “Alçak” diyebiliyorsa, bu olay üstü örtülecek bir olay mıdır? Basit bir hata mıdır?
Kaldı ki, o yıllarda da Basın Konseyi’nin Başkanı idi muhterem!
Ne BasınKonseyi adına bir toplantı yapıp, “Bilgi kirliliği yaşanıyor” dedi, ne de “Masum kişiler, yargı kararı olmadan mahkûm gibi tanıtılamaz. Aksini yapan gazeteler hakkında suç duyurusunda bulunacağız” demedi.
Tam aksine, gazetesi manşetleri attı, kendisi de “Alçakları tanıyalım” başlıklı yazısıyla destek verdi..
Şimdi bize dürüstlük taslıyor.. Bize hukuku öğretmeye kalkıyor..
Yemezler Oktay amca, yemezler.. “Alçakları tanıyalım” yazından sonra, kimse senin bu numaralarını yemez..
Bu ülkeye, küçücük bir iyiliğim dokunsun diyorsan, kır kalemini, milletten özür dile..
 


Bu yazı 1,447 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Anlayana sivri sinek anlamayan davul zurna sinek ee..
    • 16 Ağustos 2008 Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
    • 14 Ağustos 2008 Fikret Bila, namazdan niye rahatsız oluyor?
    • 14 Temmuz 2008 Onların gücü, bizim ‘dik duruş’ eksikliğimizden!
    • 12 Temmuz 2008 Yasakçı Tuğcu, böyle saçmaladı!
    • 5 Temmuz 2008 Ergenekon’da öyle, AK Parti’yi kapatmada böyle!
    • 28 Haziran 2008 RTÜK bile uyursa, Anayasa Mahkemesi ne yapacak ki?
    • 27 Haziran 2008 “Bedevi”nin arkasındaki gerçek!
    • 21 Haziran 2008 Doğan saldırılarının arkasında ne var?
    • 13 Haziran 2008 Bak sen, şu ANKA kuşuna!
    • 12 Haziran 2008 “Sı-nır-lı-dır” ne demek, izah etseniz ya!
    • 1 Haziran 2008 50 yıllık gazeteciden(!) gazete düşmanlığı!
    • 28 Mayıs 2008 ‘Kapatma kararı’ndan daha vahim olan..
    • 25 Mayıs 2008 Tartışma örtü yasağıysa, MHP’nin safı neresi?
    • 24 Mayıs 2008 Yargıtay, kapatılmamaya “heves”’ dedi!
    • 21 Mayıs 2008 CHP % 95, AK Parti % 4.. Normal mi bu?
    • 19 Mayıs 2008 ‘Köşeler babamızın malı mı?’dan ‘gazeteler babamızın çiftliği’ne!
    • 14 Mayıs 2008 Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,482 µs