En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Osmanlı Devleti de Böyle Yıkılmıştı



1. Yıl 1908. Devlete en büyük hizmeti edecek Şemsi Paşa Manastır'da Jön Türk ve İttihadçı teröristler tarafından şehid edildi. Resneli Niyazi maceraperesti taburuyla dağa çıktı. Padişah Sultan İkinci Abdülhamid Meşrutiyeti ilan etmek zorunda kaldı.

2. Ne kadar ayak takımı ve beyinsiz varsa yaşasın hürriyet, adalet, müsavat, uhuvvet diye deliler gibi haykırmaya başladı.

3. En büyük sevinç gösterileri Selanik'te yapıldı.

4. Devlet ehliyetsiz ve liyakatsiz kimselerin ve kadroların eline geçmişti.

5. İtalya, fırsattan yararlanarak Afrika-i Osmanî'ye, Trablusgarp vilayetimize saldırdı.

6. Siyasetten ve diplomasiden anlamayan arivist adamların gafleti yüzünden Balkan devletleri ansızın saldırdı. Bulgar ordusu Çatalca'ya kadar geldi. Tahsin Paşa Selanik'te 18 bin Osmanlı askerini silahlarıyla birlikte, tek kurşun atmadan Yunanlılara teslim etti. Batıda Sırbistan ordusu galip geldi. Adriyatik denizine kadar uzanan Rumeli elimizden çıktı, Müslümanlar korkunç bir kıyıma uğradı, Kur'anlar ayak altında parçalandı, kadınların ırzına geçildi, camiler tekkeler yıkıldı yakıldı, korkunç facialar yaşandı.

7. 1914'te Enver ve çetesi imparatorluğu Almanların safında dünya savaşına soktu. Yedi cephede oluk oluk Müslüman ve Türk kanı aktı.

8. İttihadçıların ve Jön Türklerin dinsizliklerini bahane eden Mekke Şerifi Hüseyin isyan bayrağını açtı.

9. 1918'te koskoca Devlet-i Aliye bitkin ve yenik vaziyette Mondros mütarekesini imzaladı. Bir müddet sonra İstanbul galip devletler tarafından işgal edildi. İngilizler Şehzadebaşı karakolunda uyuyan askerlerimizi vahşice ve barbarca şehit etti.

Velhasıl atalarımızın asırlar boyunca kan dökerek kurdukları devlet-i ebed-müddet birkaç beyinsiz ve dinsiz çetecinin elinde çöktü gitti.

Enver, Talat, Cemal Paşalar Osmanlı devletinin mezarını kazdılar. Savaş bitince de bir Alman denizaltısı ile ülkeden kaçtılar.

Enver dindardı, namaz kılardı. Savaş sırasında Şam'dan trenle Medine'ye gitmiş, Resulullah Efendimizin türbesini ziyaret ettiğinde çok ağlamıştı. Sacayağın öteki iki paşası dindar değildi.

Hürriyet, adalet, müsavat, uhuvvet yaygaraları bize çok pahalıya mal oldu.

1923'ten bu yana elimizde Edirne'den Kars'a, Sinop'tan Adana'ya kadar işte şu küçük vatan parçası bulunuyor. Şimdi onu da parçalamak istiyorlar.

Lozan anlaşması ile bize sözde bir bağımsızlık vermişlerdi. O bağımsızlığı ruhumuzu satarak almıştık. Şimdi onu da çok görüyorlar.

Sultan Abdülhamid zamanında kokuşma varmış... İttihadçıların ve Jön Türklerin pislikleri ve kokuşması yanında devr-i Hamidî Zemzemle yıkanmış gibi temizdir.

Sultan Abdülhamid rejimini devirenler Müslümanlara, Türklere, Osmanlılara en büyük kötülüğü yapmışlardır.

Ülkeye hürriyet gelecekmişti... Rumeli elinden gittikten sonra hürriyet ne işe yarardı.

Genç nesiller yakın tarihimizi iyi bilmiyorlar, hattâ hiç bilmiyorlar. Tarihini bilmeyen bir toplumun hali iyi olmaz, istikbali karanlık olur.

Kendi vatandaşlarına insan pisliği yediren bir zihniyetten bu ülkeye, bu devlete, bu halka hayır gelmez.

Türkiye binasının taşlarını, tuğlalarını, cüzlerini birleştiren harç İslam dinidir. Din yıkılınca bina sarsılır çöker.

Osmanlı devletinin temellerini 19'uncu yüzyılda misyoner mektepleri dinamitlemiştir. Bilhassa Amerikan misyonerleri... Bugün ülkemizde yine misyonerler cirit atıyor. Dünkü Müslümanlar misyonerliğe karşıydı. Bugünkü Müslümanların (az veya çok) bir kısmı Dinlerarası Diyalog safsatası ile misyonerlere destek veriyor, hizmet ediyor.

ABD ve İsrail, Ortadoğu'daki büyük Müslüman ülkeleri parçalamaya ahd etmişlerdir.

Irak parçalandı.

İran'a saldırıp onu da parçalamaya teşebbüs edecekler.

Suriye de parçalanacaktır.

Lübnan zaten paramparçadır.

Türkiye de parçalanacaklar listesindedir.

Nasıl parçalayacaklar?.. Biz sizin bütünlüğünüze saygılıyız diye diye parçalayacaklar.

“Efendim abartıyorsun, durum o kadar vahim değil... Niçin bu kadar karamsarsın? Her şey düzelecek. Geleceğimiz pespembedir...” diyenler gaflet içindedir. 20'nci asrın başlarında, 1908'den sonra İttihadçılar, Jön Türkler de böyle söylüyordu.

Durum son derece vahimdir.

Seçim Sistemi Değiştirilmeli
Tek Adaylı Dar Bölge Sistemine Geçilmelidir

1950'de Demokrat Parti iktidara geçince ve Adnan Menderes başbakan olunca Meclis'te bir komisyon kurulmuş ve anti-demokratik kanunları tasfiye etmek için harekete geçilmişti. Bu konuda yıllar boyunca havanda su dövülmüş, işe yarar bir şey yapılmamıştı.

Politikacılar, muhalefette iken yüksek sesle yaptıkları tenkitleri, iktidar olunca unutuyorlar, gereğini yapmıyorlar.

Bu memlekette ilk yapılacak siyasî iyileştirme hareketi, seçim ve partiler kanunlarının değiştirilmesi olmalıdır.

En kısa zamanda dar bölge seçim kanunu çıkartılmalıdır.

Ülke 550 seçim bölgesine ayrılmalı ve partilerin her bölgede tek milletvekili adayı olmalıdır. İngiltere'de böyledir. Böyle olduğu için orada tam bir demokrasi vardır.

Vatandaşlar/seçmenler vekil yapacakları kimseyi bilmeli, tanımalıdır.

Adaylar halkla temas kurabilmeli, vatandaşları evlerinde, işyerlerinde ziyaret edebilmelidir.

Partiler, seçimi kazanabilmek için en güçlü, en temiz, en başarılı, en fazla hizmet edecek kimseleri aday yapmalıdır.

Dar bölge sistemi ile parti başkanlarının krallıkları, saltanatları yok edilmiş olacaktır.

Bugünkü durumda halk tanımadığı adaylara oy veriyor.

Bugünkü sistemde halk vekillerini seçmiyor, oy verdiği partinin başkanının vekillerini seçiyor.

Peki, niçin tek adaylı dar seçim bölgeli sisteme geçilemiyor?

Çünkü parti başkanları saltanatlarından fedakarlık yapmak istemiyor.

Oportünistçe hareket ediyor.

Bazı çokbilmişler, tek adaylı dar bölge seçim sisteminin sakıncaları vardır diyebilirler. Bazı ufak sakıncaları olabilir ama bugünkü sistem gibi çarpık ve anti-demokratik değildir.

Bu yazı 1,034 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,122 µs