En Sıcak Konular

Gülay Göktürk
Bugün

Gülay Göktürk
0 0 0000

Katlanacaksınız



Sonunda olması gereken oldu. Abdullah Gül, AK Parti'nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edildi. Aslında seçimden sonraki bu gergin süreci yaşamak zorunda değildik; aynı karar 22 Temmuz'un hemen ertesinde alınıp açıklanabilirdi.

Çünkü karar ilkesel bir karardı, günlük politikanın iniş çıkışlarına göre değişebilecek bir tutum değildi. Tıpkı MHP'nin Meclis'e girip girmeme kararı gibi... Şöyle bir düşünün, ya MHP de Ak Parti'nin yaptığını yapıp, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Meclis'e girip girmeyeceğini son dakikaya kadar söylemeseydi? 367'nin bulunup bulunamayacağının belirsiz kalmasının yaratacağı gereksiz gerginliği, "kriz" ortamını düşünebiliyor musunuz? Siyasette netlik ve açıklık her zaman iyidir. Hele hele ilkesel kararları sürüncemede bırakmak kişileri ya da kurumları güçlendirmez, tam tersine kararsız ve güçsüz bir görünüm verir. Bu kararsız görünüm de her türlü manipülasyon, spekülasyon için ortam yaratır. Her neyse, sonunda "doğal" ve yasal olan oldu; Gül de turlarına başladı. Şimdi önümüzdeki günlerde, CHP başta olmak üzere krizden beslenen çevrelerin, yeni kriz çıkarma çabalarına bol bol tanık olacağız. Ve bütün bu kriz çıkarma çabaları aynı klişeyle yürütülecek: "Gül'ün cumhurbaşkanlığı kriz yaratır" Bu klişe şimdiye kadar çok kullanıldı. Her seferinde kriz tiryakileri hem birinin ayağına bastılar, hem de ayağına basılan kişi bağırınca, "İşte bakın, kriz çıkarıyor" diye vaveyla koparttılar. Şu anda da aynı tutuma başladılar bile. CHP görüşmek üzere Gül'e randevu bile vermiyor, öte yandan da Ali Topuz, Onur Öymen gibi isimler akıl almadık açıklamalar yapıyorlar. Mesela Öymen, "Gül'ün cumhurbaşkanlığını kabul etmeyiz" diyor. Neden kabul etmezlermiş: Çünkü Gül'ün dünya görüşünü tasvip etmiyorlarmış.

Sanki şimdiye kadar Cumhurbaşkanlığı yapanların dünya görüşlerini hepimiz çok tasvip ediyorduk. Sanki Sunay'ın dünya görüşü pek matahtı... Sanki Süleyman Demirel, Türkiye'de koca bir kuşağın en nefret ettiği politikacı değildi... Sanki Ahmet Necdet Sezer'in arkaik Üçüncü Dünyacı görüşlerine katlanmak bizim için çok kolay oldu...

Sonuçta hepimiz hepsine katlandık ve saygıda kusur etmedik. Demek ki, biz nasıl katlandıksa siz de katlanacaksınız. Zaten katlanmayıp da ne yapacaksınız? Meclis'i lağvetmek için birilerini mi çağıracaksınız? Bir muhalefet partisinin, daha iki gün önce Meclis'te Anayasa'ya bağlılık yemini etmiş milletvekillerinin, Anayasa'da yazan kurallara göre seçilmiş bir cumhurbaşkanını kabul etmemek diye bir "lüksü" olabilir mi? Bu kriz çıkarmaya çalışmak değilse nedir?

* * *

Neyse ki, CHP'nin artık kriz çıkarabilecek gücü bile bulunmuyor. Ne yapacakları belli: Belli bir süre Cumhurbaşkanı'nın resepsiyonlarına gitmeyecekler, muhatap almamaya çalışacaklar, belki yine Cumhuriyet mitingleri gibi kitle gösterileri düzenlemeye ve halkı Cumhurbaşkanı'na karşı harekete geçirmeye çalışacaklar; tabii bütün bu süre içinde orduyu kışkırtmayı da hiç ihmal etmeyecekler... Ama sonunda bal gibi alışacaklar... Baykal'ın Özal cumhurbaşkanı olduğunda söylediklerini hatırlayın: "Onursuzca indiririz!"

Ne oldu, Özal ölünceye kadar onuruyla Cumhurbaşkanlığı koltuğunda kaldı, onuruyla öldü ve Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük, en sevilen politikacılardan biri olarak halkın kalbine gömüldü... Baykal ise hala yüksek perdeden atıp tutmaya devam ediyor. Başkaca da becerebildiği bir şey yok.


Bu yazı 602 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Krizler ve sebep sonuç ilişkileri
    • 12 Temmuz 2008 Ergenekon Davasını bekleyen tehlikeler
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyet Çalışma Grubu
    • 28 Mayıs 2008 “Yalnız ve güzel ülkem”
    • 25 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası 2
    • 21 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası
    • 18 Mayıs 2008 Hukuk dersi
    • 14 Mayıs 2008 Kraliçe bilecek mi?
    • 9 Mayıs 2008 Patinaj ve bıkkınlık
    • 7 Mayıs 2008 "Dini ticarete alet etmek"
    • 30 Nisan 2008 Taksim neyin sembolüdür?
    • 25 Nisan 2008 “CHP'yi kurtarmak”
    • 23 Nisan 2008 Doğurun, ama bize güvenerek doğurmayın
    • 20 Nisan 2008 Hizmet yarışı olarak siyaset
    • 16 Nisan 2008 Vazoda büyüyenler
    • 9 Nisan 2008 “Kökü dışarda”
    • 30 Mart 2008 "Eğer kapatma davası açılırsa..."
    • 28 Mart 2008 Reform kuşa dönmesin
    • 26 Mart 2008 Meşru müdafaa
    • 19 Mart 2008 Asıl ihtimal Anayasa Mahkemesi’nin reddetmesidir

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,187 µs