En Sıcak Konular

Mehmet Altan
Star

Mehmet Altan
0 0 0000

Haydin imzaya...



22 Temmuz seçimlerinde...Yüzde 47 oy oranına rağmen... Aradan bir yıl bile geçmeden... Bulunduğumuz noktaya nasıl geldik? Halkın yarısının oylarını yok saymaya çalışan bir hukuk darbesine nasıl cüret edilebildi?

Bunun cevabını iyi düşünmeliyiz. ‘Herkese özgürlük’ anlayışından, Avrupa yolundaki reformlardan vazgeçer gibi gözükmek, acaba onları cesaretlendiren bahaneler mi yarattı?

* * *
Şimdi sorun...

Bu ideolojik tek parti refleksine karşı...

Özeleştiriyle birlikte ne yapılacağı.

Kaotik bir ortama yuvarlanmanın önünün nasıl kesileceği.

Soruya cevap olabilecek ‘hükümeti uyarıyor ve göreve çağırıyoruz’ başlıklı şu metni beraberce okuyalım:

‘Genel seçimler geçti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi bitti.

Öncelikli gündeminiz, türban dahil tamamlandı.

Son üç yıldır ihmal edilen AB projesine, dört elle sarılmamak için artık hiç bir bahane kalmadı.

‘2008 AB yılı olacak’sa eğer...

Sizden söz değil, somut adımlar bekliyoruz.

AB sürecine layıkıyla sahip çıkmanızı, kaybedilen zamanı telafi etmenizi istiyoruz.’

* * *
‘Özgürlük anlayışınızın sadece türbanla sınırlı olmadığını...

Çoğulcu demokrasinin gereği olan tüm hak ve özgürlüklere sahip çıktığınızı...

Bunları belirli hedeflere ulaşmak için bir araç değil, amaç olarak gördüğünüzü...

Laiklikten taviz verme, Türkiye’yi Batı’dan ve dünyadan uzaklaştırma niyetiniz olmadığını kanıtlayacak icraat bekliyoruz.’

* * *
‘Ve hatırlatıyoruz!

İçeride ve dışarıda, Türkiye’nin Batı’dan ve dünyadan uzaklaştığı izlenimini silecek...

Kaygıları giderecek tek yol AB çıpasıdır.

AB üyeliği, Türkiye’de laik demokrasinin, ekonomik ve siyasî istikrarın, sosyal refahın güvencesidir.

Böyle olduğu için 50 yıldan beri bir devlet politikası olarak varlığını sürdürmüştür.

Ancak bugün, bu çıpanın zayıfladığı, Türkiye’nin başka mecralara kaymakta olduğu görüşü hakimdir.

Her ne kadar aksini iddia etseniz de bu görüş içeride ve dışarıda giderek yaygınlaşmaktadır.

AB çıpasına tutunmanın yolu, AB yolunda kararlılıkla ilerlemektir. İcraattır.

İcraatın ölçüsü, bakanların Avrupa’da kaç el sıktığı, bürokratların Brüksel’de kaç toplantıya katıldığı değil...

Hükümetin attığı adımlar ve aldığı sonuçlardır.’

* * *

‘Son üç yıldır olduğu gibi, ‘önce iç politika, sonra AB’ anlayışı ile bu sürecin ilerlemesi mümkün değildir.

AB’yi bir dış politika meselesi olarak görmekten vazgeçilmelidir.

AB, toplumsal yaşamın tüm alanlarını düzenleyen bir yeniden yapılanma sürecidir. Başlı başına bir iç politika meselesidir.

Ve sadece 2008 yılında değil, üyeliğe kadar her yıl için öncelikli gündem maddesi olmalıdır.

Siyasi reformlar hızla hayata geçirilmeli, ifade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalı, 301 gibi sembolleşmiş demokrasi ayıplarından kurtulunmalıdır.

Aşağıda imzası olan bizler, hükümeti göreve çağırıyoruz.

Kamuoyunun geniş desteği ile iktidara gelmiş, Meclis’te çoğunluğa sahip bir hükümetin, verdiği sözleri tutmamasının hiçbir izahı olamaz.

Eğer AB üyeliği hedefini gerçekten benimsiyorsanız, bunu kanıtlamanın tam zamanıdır.

Sözünüzü tutun, 2008’i ve takip eden yılları birer AB yılı yapın.’

* * *

Özgür...

Zengin...

Huzurlu... İstikrarlı...

‘İnsan odaklı ‘ bir ülkede mi yaşamak istiyorsunuz?

Ankara’ya esir düşmemiş bir Türkiye mi istiyorsunuz?

O halde  ‘
info@kriterdergisi.com’ adresine girin ve bu bildiriyi imzalayın.

Türkiye’yi demokrasi dışı darbelere sürüklemek isteyenleri önleyebilecek tek çare dünyayla bütünleşmek...

Evrensel hukuku bu ülkeye yerleştirmektir.

Ülkenin nerdeyse yarısının desteğine sahip siyasi iktidarın hem kendini, hem Türkiye’yi bu kaostan kurtarmasının başka yolu olmayacağını hep birlikte bir daha hatırlamamızı sağlayacak atacağınız bu imza.


Bu yazı 571 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Oku bakayım...
    • 16 Ağustos 2008 Beş yıl önce neredeydiniz?
    • 14 Ağustos 2008 Ahmedinejad’la...
    • 12 Ağustos 2008 Saakaşvili Tolstoy okudu mu?
    • 31 Temmuz 2008 ‘Kapatma ama hırpala..’
    • 14 Temmuz 2008 MİT’in Ergenekon listesi...
    • 12 Temmuz 2008 İran savaşı yaklaşıyor mu?
    • 10 Temmuz 2008 Ölümün askerleri
    • 8 Temmuz 2008 Öksüz Çocuk Eldiveni...
    • 5 Temmuz 2008 Dağbaşı
    • 28 Haziran 2008 Bir Türk neye bedel?
    • 26 Haziran 2008 Türkiye-Almanya
    • 21 Haziran 2008 ‘Kamuoyunu TSK çizgisine getirmek’...
    • 13 Haziran 2008 Gerçekten cevap bu mu?
    • 11 Haziran 2008 Askeri sopa ile özen...
    • 2 Haziran 2008 Elitist mi, kitlesel mi?
    • 1 Haziran 2008 Sizi muhatabınız belirler...
    • 28 Mayıs 2008 Sivas’ın doğusu...
    • 25 Mayıs 2008 Danıştay ne karar verecek?
    • 24 Mayıs 2008 Birinci Cumhuriyet’in sonu mu?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,353 µs