En Sıcak Konular

Avni Özgürel
Radikal

Avni Özgürel
0 0 0000

ABD'yi ürküten ne? (1)



Mehmetçiğin savaş kabiliyetini ve gücünü bilmez değilim. O nedenle Kuzey Irak harekâtında 'dön' emrini alana kadar, dünyada ondan başka hiçbir askerin başaramayacağını gerçekleştirdiğinden eminim.
Ancak günlerdir tartıştığımız konu bu değil. Harekâtın genel hedefine ulaşıp ulaşmadığını, ulaşmadıysa bunun sebebini, ABD Başkanı'nın 'PKK bizim de düşmanımız' demesinden sonra ayrıntıları konusunda bilgi sahibi olduğu, istihbarat desteği verdiği, uluslararası kamuoyunda itiraz görmemesini sağladığı harekât devam ederken neden Ankara'ya apansız baskı yapma ihtiyacı duyduğunu tartışıyoruz..
Kuzey Irak'a yönelik ilk askeri harekâtın gerçekleştirildiği 1983 senesinden bugüne bölgeye 24 kez havadan ve karadan girdi Türk Ordusu. Bunlar arasında 1984'te Çukurca hudut karakolumuzun basılıp 9 askerimizin şehit edilmesi üzerine gerçekleştirilen operasyondan, 1995'te çok sayıda generalin komuta ettiği 35 bin kişilik kuvvetle Irak sınırından 60 km içeriye inilen Çelik Harekâtı'na; keza 97'de aynı sayıda kuvvetle gerçekleştirilen ve 7 ay süren Balyoz Operasyonu'na kadar bir dizi müdahale var.
Genelkurmay açıklamasında Zap bölgesinin 'Örgütün kalpgâhı' olarak nitelenmesini bu defa elde edilen sonucun önemini ifade etmek için kullanıldığını düşünüyorum.. Zira, şayet PKK'nın bir 'kalpgâhı'ndan söz edilecekse bunun Kandil Dağı olduğunu herkes biliyor.. Ayrıca Kandil'in doğal bir kale olduğunu da. Türkiye hududuna 100 km mesafede olan Kandil Dağı PKK'nın Stinger füzeleri ve uçaksavarlarla koruyup sayısız mağara ve tünelle labirente dönüştürdüğü silah ve mühimmat deposu.. Ayrıca eğitim üssü.
Askerlik sanatını ve bölgenin topografik yapısını bilenler için bu dağı hedef alan bir operasyonun ABD ve Irak yönetiminin 'zaman sınırı konulmaksızın' verecekleri aktif destekle üstelik çok sayıda can kaybı göze alınarak yapılabileceğini söylemek mümkün.. Keza dağın önemli bir kısmının İran topraklarında olduğu düşünüldüğünde böyle bir harekâta Tahran'ın iştirakinin sağlanması koşuluyla. ABD'nin legal/gizli silahlar kullanmak suretiyle Afganistan'da El Kaide ve Taliban'a karşı Tora Tora bölgesinde giriştiği harekâtın başarısızlıkla noktalandığı düşünülürse TSK'nin Kandil'i hedef almamış olmasını anlamak zor değil.. Yeri gelmişken ifade edeyim ki: Kandil'e Diyarbakır'ın 450 km, Malatya'nın 650 km uzaklıkta olduğu bilindikten sonra TSK'nin yirmi senedir olası bir Kuzey Irak operasyonunu ve bunun için hava desteğinin önemini düşünerek bölgeye yakın bir hava üssü inşa etmemiş olması herhalde tartışılacaktır..
Türkiye'nin gerçekleştirdiği son harekât süre ve hedef sınırlaması gözardı edildiğinde teknik manada başarılı sayılabilir. Sonuçlarını ise PKK'nın önümüzdeki aylarda izleyeceği yola bakarak göreceğiz.
Kürt meselesinin çözümü konusunda düşüncelerimi, bu konuda askeri açıdan alınacak tedbirleri anlamsız görmemekle birlikte esas yapılması gerekenin Türkiye'nin içinde çözüm üretmek olduğunu, çözümden de ne anladığımı uzun zamandır yazıyorum. Dolayısıyla meselenin çözümü konusunda söyleyeceklerim tekrardan ibaret olacaktır. O nedenle bu yazıda tablonun bütününü değil 'sınırlı harekât'ın uluslararası boyutta davet ettiği tepkiyi tahlile çalışacağım.
Üzerinde durmak istediğim husus ABD'nin şahsında Batı'nın neredeyse paniğe kapılarak müdahale etme ihtiyacı duymasını gerektiren sebebi tartışmak..
Öyle ya, bu müdahalenin Washington'la varılan mutabakat neticesi gerçekleştirildiği bilinirken, ABD Savunma Bakanı Robert Gates'in diplomatik nezaket gereği bir gün sonra buluşacağı Türk yetkililerle görüşmesinde iletmesi mümkün olan 'Çekilin' görüşünü 'Aman geç kalmış olmayayım' diyerek Hindistan'da dillendirmesi, bakanının Ankara'da tekrarladığı sözlerini aynı akşam George Bush'un 'Türkiye bir an önce çekilmeli' açıklamasıyla pekiştirme ihtiyacı duyması, mutlaka ciddi bir sebebe dayanıyor olmalıdır. Ve akıl, bu sebebin Barzani veya Talabali'nin yakınmalarının ötesinde olması gerektiğine işaret eder.
ABD'nin Türkiye'ye 'Girebilirsiniz' derken harekâtın hedefi, süresi hakkında ayrıntılı bilgi yanında Bağdat ve Kuzey Irak liderlerinin bundan hoşnut olmayacaklarını, PKK'nın Türkiye'yi Irak içerisine çekme niyetini ve daha bir dizi ihtimali öngörmemiş olduğu da düşünülemez.
Öyleyse nedir ABD'yi panikleten?
Bunun altında yatan sebebin Türk siyasetinden ziyade Türk Ordusu konusunda Washington ve Londra'nın taşıdığı, kuşkusuz Batı dünyasının bütünüyle paylaştığı kaygının sebeplerini haftaya değerlendireceğim..



Bu yazı 1,248 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Nisan 2010 Doğum gününde sevgiliyi hatırlamak...
    • 3 Ekim 2008 Gerçek gündem ve eğlence
    • 14 Ağustos 2008 Bir test, 2 bin ölü!
    • 30 Temmuz 2008 İddianamenin şifresi
    • 12 Temmuz 2008 Ordu ne düşünür?
    • 2 Temmuz 2008 AKP davası ve Ergenekon
    • 26 Haziran 2008 Travma!...
    • 21 Haziran 2008 Yeni dönemde Tayyip Erdoğan ve...
    • 12 Haziran 2008 Yargı kılıf işlevi görmeye başlarsa!..
    • 28 Mayıs 2008 Kritik dönemeç
    • 21 Mayıs 2008 Mahkeme nasıl kışkırtılır?
    • 14 Mayıs 2008 Sahtelik, devlet ve siyaset
    • 8 Mayıs 2008 Erdoğan’ın yol haritası
    • 30 Nisan 2008 CHP değişirse her şey değişir!..
    • 23 Nisan 2008 Laikliği masaya yatırmak!
    • 16 Nisan 2008 Perdeyi kaldırmak
    • 9 Nisan 2008 AKP nasıl kurtulmaz?
    • 2 Nisan 2008 Tayyip Erdoğan
    • 26 Mart 2008 Başımıza gelenler...
    • 19 Mart 2008 Siyasi tarihin ayıplı sayfaları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,951 µs