En Sıcak Konular

Gülay Göktürk
Bugün

Gülay Göktürk
0 0 0000

"Sağlıkta komünist dönem"



Yukarıdaki başlık doktor okurlarımdan birine ait. Ama doğrusu hiç de haksız sayılmaz.

Şöyle girmiş mektubuna okurum: "Sağlık alanında geçen beş yılda gerçekten devrim niteliğinde değişiklikler yapıldığını ve Ak Parti'nin 22 Temmuz başarısında önemli katkısı olduğunu düşünüyorum.

Bunlardan fazla bahsetmeyeceğim, ama esas olarak hizmeti bizzat kamunun üretmesi yerine özel sektörden satın alma yolunun tercih edildiğini, bunun doğru bir yol olduğunu, hizmette kaliteyi artırdığı gibi hastaların da insanca muamele görmesini sağladığını belirtmek gerek. Fakat ne olduysa yeni hükümet döneminde her şey tersine dönmeye başladı." Sağlık Bakanlığı'nın 15 Şubat'ta çıkardığı yönetmeliği duydunuz mu bilmiyorum. Duymadınızsa şaşırmam. Çünkü malum "ısmarlama kaos" yüzünden başka bir şey işitmek mümkün değildi.

Bu yönetmeliğe göre, bundan böyle herhangi bir kişi ya da kurum, kendi pazar araştırmasını yapıp, işler mi-işlemez mi, karlı mıdırdeğil midir kararını verip, kendi seçtiği yerde özel hastane ya da tıp merkezi açamayacak. Bunun yerine, her yılın ekim ayında Sağlık Bakanlığı nerede ve kaç tane özel hastane ya da tıp merkezine ihtiyaç olduğunu belirleyecek; internet sitesinde yayınlayacak; kurmak isteyenler de Bakanlık'a başvuracak, ihtiyaçtan fazla talep olursa noter huzurunda kur'a çekilip hak sahibi belirlenecek.

O yıl kur'ada çıkmayan, gelecek yıl ve ondan sonraki yıllarda yine çekilişe katılıp şansını denemeye devam edecek! Peki şimdi oldu mu bu? Nerede kaldı girişim özgürlüğü? Nerede kaldı serbest piyasa ekonomisi? Yönetmeliğin amaç maddesinde, bu düzenlemenin amacı "kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak" olarak belirtilmiş.

İşte zaten işin püf noktası da budur. Serbest piyasa ekonomisinden yana olmayı belirleyen çizginin geçtiği yer de zaten burasıdır. Siz kaynak dağılımını en az israfa ve atıl kapasiteye yol açacak şekilde gerçekleştiren sistemin ya piyasa olduğuna ya da planlama olduğuna inanırsınız. Ama hem piyasa ekonomisinden yana olduğunuzu söyleyip hem de kaynak dağılımını merkezi planlama ile çözmeye kalkarsanız olmaz. Serbest piyasadan yana olmak, şehrin nerelerinde ne kadar tıp merkezi açılacağı konusunda en sağlıklı kararın arz-talep dengesiyle belirleneceğini kabul etmektir. Sağlık alanında yatırım yapmaya karar veren girişimcilerin, bu arz ve talep dengesini en iyi hesap eden kişiler olduğunu anlamaktır.

Yönetmeliğin müdahalesi bununla da bitmiyor. Doktor okurumun mektubundan devam edelim: "Diyelim ki bir özel hastaneniz var ve ilave doktor almak istiyorsunuz; alamazsınız. Bunun için Bakanlık'tan izin istemeniz lazım. Bakanlık ilave doktora ihtiyacınız olmadığına hükmederse alamayacaksınız. Madem ki çalışacak personelimi bile devlet belirliyor, ya zarar ya da iflas edersem bundan devleti sorumlu tutma hakkım doğmaz mı? Öyle ya, istediğim doktorlarla çalışsaydım belki kâr edecektim.

Bu uygulamanın çok daha vahim bir sonucu da doktoru halihazırdaki patronunun kölesi haline getirmesidir. Düşünün ki çalıştığınız kurumdan ayrılmak istiyorsunuz, başka bir özel işletme de sizi kabule hazır, ama gidemezsiniz, çünkü o kurumda kadro boşalmamışsa sizi alamaz. Halbuki kurumunuz sizi rahatlıkla işten çıkarıp yerinize birini alabilir ve bu durumu istediği şartları size dayatmada kullanabilir."

Sektörü biraz bilenlerin kolayca tahmin edebileceği gibi, bu yönetmeliğin asıl amacı yakında çıkarılacak olan Tam Gün Yasası'nın "istenmeyen sonuçlarına" karşı önlem almak... Daha açık ifadesiyle, Sağlık Bakanlığı bu yönetmelikle Tam Gün Yasası çıktıktan sonra yaşanması beklenen kamudan doktor kaçışının önünü kesmeye çalışıyor.

Malum, Tam Gün Yasası hekimlerden kamu ya da özel sektör arasında bir tercih yapmasını istiyor. Bu yönetmelik de yeni tıp merkezleri kurulmasını Bakanlığın iznine bağlayarak, sınırlayarak özel sektörün doktor istihdam alanını daraltmaya; dolayısıyla doktorlar açısından çekici olmaktan çıkarmaya çalışıyor. Bunu da "serbest piyasa ekonomisine inanan" bir hükümetin bakanı olduğunu unutma pahasına yapıyor.


Bu yazı 714 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Krizler ve sebep sonuç ilişkileri
    • 12 Temmuz 2008 Ergenekon Davasını bekleyen tehlikeler
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyet Çalışma Grubu
    • 28 Mayıs 2008 “Yalnız ve güzel ülkem”
    • 25 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası 2
    • 21 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası
    • 18 Mayıs 2008 Hukuk dersi
    • 14 Mayıs 2008 Kraliçe bilecek mi?
    • 9 Mayıs 2008 Patinaj ve bıkkınlık
    • 7 Mayıs 2008 "Dini ticarete alet etmek"
    • 30 Nisan 2008 Taksim neyin sembolüdür?
    • 25 Nisan 2008 “CHP'yi kurtarmak”
    • 23 Nisan 2008 Doğurun, ama bize güvenerek doğurmayın
    • 20 Nisan 2008 Hizmet yarışı olarak siyaset
    • 16 Nisan 2008 Vazoda büyüyenler
    • 9 Nisan 2008 “Kökü dışarda”
    • 30 Mart 2008 "Eğer kapatma davası açılırsa..."
    • 28 Mart 2008 Reform kuşa dönmesin
    • 26 Mart 2008 Meşru müdafaa
    • 19 Mart 2008 Asıl ihtimal Anayasa Mahkemesi’nin reddetmesidir

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,522 µs