En Sıcak Konular

Gülay Göktürk
Bugün

Gülay Göktürk
0 0 0000

“Hizmet” sorunu çözer mi?



Murat Yetkin, dünkü yazısında bütün alametleri bir güzel toparlamıştı ve diyordu ki, eyy nicedir kapsamlı Kürt paketi bekleyen iflah olmaz iyimserler; boşuna beklemeyin, hükümetin ne böyle bir hazırlığı, ne de niyeti var... Sıraladığı işaretler de az buz değildi doğrusu. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, son derece açık konuşmuştu mesela. Başbakan şimdiye kadar Bakanlar Kurulu'na kapsamlı paketten filan bahsetmedi, diyordu. Daha da ileri gidiyor Adalet Bakanlığı olarak bu doğrultuda bir çalışma da yürütmediklerini söylüyordu.

PKK'yı dağdan indirmek amacıyla yeniden düzenleneceği söylenen TCK 221. Madde değişikliği de gündemlerinde yoktu. Yetkin, Erdoğan'a çok yakın iki isimle konuşmuş, onlardan da aynı doğrultuda bilgiler almıştı. Söylediklerine göre öyle paket maket yoktu ortada. Bazı iyileştirmeler yapılsa bile bunların topluca, bir paket halinde ortaya getirilmesi tercih edilmiyordu zaten, "etnik gerekçelerle adım atılıyor" görüntüsü vermemek için...

Demek ki biz şimdiye kendi kendimize gelin güvey olmuşuz. Başbakan'ın 221. maddeyle ilgili açıklaması da bir hayalmiş.

Aslında kimse ille de paket meraklısı değil. Dağınık gelse de olur. Ama açıklamalardan anlaşılan o ki, Ak Parti'nin -en azından kısa vadede - ne dağınık ne de paketlenmiş şekilde, öyle ciddi atılımlar yapmaya niyeti yok.

Çünkü çözümü başka yerde görüyor. Son yazımda da yazdığım gibi, Erdoğan'ın kafasında Güneydoğu'yu "Ak Partilileştirerek kurtarma" fikri var. Şu anda Ak Parti'nin tek projesi, önümüzdeki yerel seçimlerde bölge belediyelerini kazanmak; sonra onlar eliyle bölgeye hizmet götürmek... Bu yolla da bölgedeki varlığını, oyunu, gücünü daha da pekiştirerek etnik temelli politik hareketleri çökertmek...

Evet, umutlar "hizmet"e bağlanmış durumda...

Oysa bu hiç de yeni bir buluş değil. Bölgeye hizmet götüren ilk parti de Ak Parti olmayacak.

Türkiye'yi yönetenler, Osmanlı'dan bu yana, bölge halkına karşı duydukları yoğun güvensizlik içinde, "Devlete güven gerisini merak etme sen" politikası izlediler; devlete bağlılık, isyan etmeme, Kürt olduğunu unutma karşılığında, onun temel ihtiyaçlarını giderme görevini gönüllü bir biçimde üstlendiler, bundan gocunmadılar, tersine bunu tercih ettiler. Tercih ettiler, çünkü bu muhtaçlık durumunu devlete bağlılığın bir güvencesi olarak gördüler ve kendi yaptıkları hizmetleri de bu güvencenin bedeli olarak kabul ettiler. Kimi zaman daha yoğun, kimi zaman daha başarısız ama hizmet hep gitti Güneydoğu'ya. Bölgeden bir kuruş vergi toplanmadı ama 80 yıl boyunca hep para aktarıldı.

Sonuç ortada: Kürt isyanları hiç durmadı. Bölge halkı Kürt olduğunu unutmadı.

Dün köyünün yolu-suyu yoktu, bugün var; dün köyünde elektrik, telefon, okul yoktu, bugün hepsi var; ama hayat şartlarındaki bu ilerleme onun Kürt kimliği üzerindeki baskıları hoş görmesine yol açmadı. Hatta belki de tam tersine, hayat şartları geliştikçe, şehre göçen Kürt nüfusu arttıkça, eğitim düzeyi yükseldikçe Kürt kimliğinin yok sayılması politikasına duyduğu tepki daha da arttı. Ana dilinde eğitim yapmak, kültürünü geliştirmek, özgürce etnik siyaset yapmak, bölge yönetiminde daha etkili olmak gibi talepleri daha da güçlendi.

Ak Parti belki farkında değil ama, özünde bir kimlik sorunu olan Kürt sorununu "ekonomik kalkınma" yoluyla çözmeye niyetlenmesi, tıpkı bizim bazı dar kafalı Kemalistlerin başörtüsü sorununu bir "geri kalmışlık" sorunu gibi görmeleriyle aynı şey. Onların, halkımız yoksulluktan ve cahillikten kurtulursa başını da açar sanmalarıyla, Ak Parti'nin Güneydoğu kalkınırsa Kürtler kimliklerini unutur sanması arasında bir fark yok.

Hani böyle bakarlarsa belki daha iyi anlaşılır diye yazıyorum.



Bu yazı 719 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Krizler ve sebep sonuç ilişkileri
    • 12 Temmuz 2008 Ergenekon Davasını bekleyen tehlikeler
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyet Çalışma Grubu
    • 28 Mayıs 2008 “Yalnız ve güzel ülkem”
    • 25 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası 2
    • 21 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası
    • 18 Mayıs 2008 Hukuk dersi
    • 14 Mayıs 2008 Kraliçe bilecek mi?
    • 9 Mayıs 2008 Patinaj ve bıkkınlık
    • 7 Mayıs 2008 "Dini ticarete alet etmek"
    • 30 Nisan 2008 Taksim neyin sembolüdür?
    • 25 Nisan 2008 “CHP'yi kurtarmak”
    • 23 Nisan 2008 Doğurun, ama bize güvenerek doğurmayın
    • 20 Nisan 2008 Hizmet yarışı olarak siyaset
    • 16 Nisan 2008 Vazoda büyüyenler
    • 9 Nisan 2008 “Kökü dışarda”
    • 30 Mart 2008 "Eğer kapatma davası açılırsa..."
    • 28 Mart 2008 Reform kuşa dönmesin
    • 26 Mart 2008 Meşru müdafaa
    • 19 Mart 2008 Asıl ihtimal Anayasa Mahkemesi’nin reddetmesidir

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,297 µs