En Sıcak Konular

Gülay Göktürk
Bugün

Gülay Göktürk
0 0 0000

Harekatlardan siyasi çözüme hiç sıra gelmeyecek mi?



Kara harekâtı ile ilgili yorumlara bakıyorum... Öyle bir askeri harekât ki, askeri sonuçları açısından kimse pek bir şey beklemiyor.

Varsa yoksa siyasi anlamı konuşuluyor. Oysa, bizim yıllardır beklediğimiz, doğrudan bir siyasi harekât... Askeri bir harekâttan siyasi sonuçlar üretmeye çalışacağımıza, hükümetin artık şöyle açık açık ve doğrudan bir "siyasi harekât"a girişmesi için vakit hâlâ gelmedi mi?

Ben kendi payıma, teröre karşı askeri mücadeleye her zaman ve her şartta karşı olanlardan değilim. Eğer öyle olsaydı bunu açıkça söylerdim. Askeri operasyonun her türlüsüne karşı oluşumu, "çözüm siyasettir" sloganı arkasına gizlemezdim. Terör şiddet kullanıyorsa, onu yok etmek için de elbette şiddet kullanılacaktır. Dolayısıyla terörle mücadelenin hep bir askeri yanı vardır ve hep de olacaktır. Emniyet Kuvvetlerinin ve ordunun görevi de bu mücadeleyi etkili bir şekilde yürütmektir.

Bu açıdan baktığım için sınır ötesi operasyonlara ilkesel planda karşı çıkmak yerine, somut durumdaki siyasi koşullar ve hukuki durum açısından bakmayı yeğledim; kimi zaman yarardan çok zarar getireceğini söyleyerek karşı çıktım, kimi zaman gerekli ve haklı buldum. Mesela, son hava harekâtı, askeri açıdan pek bir fayda sağlanmayacağı baştan belli bir harekattı.

"Neyse," demiştik; "hem Ordu nicedir yapmak istediği harekâtı yapmış olur, hem de aylardır harekât diye tutturan milliyetçi kanadın "gazı alınmış" olur, böylece de belki hükümetin artık asıl yapması gerekenleri yapmaya girişmek için eli güçlenir." Ama baktık, hava harekâtı ertesinde de "çözüm paketi" filan yok ortada... Biz "paket nerede, paket nerede" diye bakınırken bir baktık ki, hop, bu defa da karadan girivermişiz Kuzey Irak'a. Hani, terörün belini kırmak babında ciddi sonuçlar alınacak olsa, hadi yine gam yemeyelim. Ama ortada öyle bir beklenti de yok ki...

Bu arada bizler Ak Parti hükümetinin vaat ettiği siyasi çözüm atağını beklemeye devam etmekteyiz. Evet, TRT'nin bir kanalını Kürtçe yayına tahsis edileceği konusunda bir projeyi duyuyoruz; ama şu anda sadece lafta... Evet, Talabani'nin Ankara'ya davet edilmesi; Kuzey Irak yönetimiyle ilişkilerin ısıtılmaya çalışılması gibi olumlu adımları da görüyoruz; ama meselenin esasına yönelik bütünsel bir siyasi proje hâlâ yok ortada.

Bütünsel bir siyasi proje derken, içinde dağdakileri indirip topluma kazandırmayı sağlayabilecek yasal düzenlemeleri de içeren; Kürt kimliğine ilişkin her türlü kısıtlamayı kaldıran; yerel yönetim reformu gibi yeni düzenlemelerle yerel yönetimlerin güçlendirilmesini hedefleyen; bölge halkının savaş sırasında uğradığı haksızlıkları ve zararları (zorunlu göç ve köylerin imhası gibi) tazmin etmeyi de kapsayan; bölgenin ekonomik kalkınması için yeni ve yaratıcı tedbirleri de içeren; şu anda benim buraya sıralayamadığım daha birçok boyutu da olan, geniş kapsamlı bir projeden söz ediyoruz.

Böyle kapsamlı bir plan-proje görmediğimiz gibi, tam tersine bütünsel bir bakış açısına ters bazı eğilimler gözlemliyoruz Ak Parti'de. Sorunun çözümünü -Rahmetli Ecevit gibi- bir ekonomik kalkınma hamlesinde gören bir zihniyet Ak Parti saflarında hayli yaygın. Anlaşılan şu anda Ak Parti'nin tek projesi, önümüzdeki yerel seçimlerde bölge belediyelerini kazanmak; sonra onlar eliyle bölgeye hizmet ve refah götürmek...

Bu yolla da bölgedeki varlığını, oyunu, gücünü daha da pekiştirerek etnik temelli politik hareketleri çökertmek... Yani Güneydoğu'yu AK Partilileştirerek "kurtarmak"... Ne diyelim, bari Merkel'e orada bizimkileri asimile etmeye çalışıyor diye kızmayın.


Bu yazı 672 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Krizler ve sebep sonuç ilişkileri
    • 12 Temmuz 2008 Ergenekon Davasını bekleyen tehlikeler
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyet Çalışma Grubu
    • 28 Mayıs 2008 “Yalnız ve güzel ülkem”
    • 25 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası 2
    • 21 Mayıs 2008 Tam Gün Yasası
    • 18 Mayıs 2008 Hukuk dersi
    • 14 Mayıs 2008 Kraliçe bilecek mi?
    • 9 Mayıs 2008 Patinaj ve bıkkınlık
    • 7 Mayıs 2008 "Dini ticarete alet etmek"
    • 30 Nisan 2008 Taksim neyin sembolüdür?
    • 25 Nisan 2008 “CHP'yi kurtarmak”
    • 23 Nisan 2008 Doğurun, ama bize güvenerek doğurmayın
    • 20 Nisan 2008 Hizmet yarışı olarak siyaset
    • 16 Nisan 2008 Vazoda büyüyenler
    • 9 Nisan 2008 “Kökü dışarda”
    • 30 Mart 2008 "Eğer kapatma davası açılırsa..."
    • 28 Mart 2008 Reform kuşa dönmesin
    • 26 Mart 2008 Meşru müdafaa
    • 19 Mart 2008 Asıl ihtimal Anayasa Mahkemesi’nin reddetmesidir

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,239 µs