En Sıcak Konular

Ali İhsan Karahasanoğlu
Vakit

Ali İhsan Karahasanoğlu
0 0 0000

Somut kural varken, yorum olmaz ki!



Şimdi başörtü ile ilgili somut uygulamanın ne olması gerektiği konusunda, gerçekten bir muğlaklık varmış, onun için de tartışma yaşanıyormuş gibi gösteriliyor.
Bir muğlaklık var mı, konu, tartışılacak kadar net değil mi bakalım.
Neye bakacağız?
Tabii ki yazılı kurallara..
Önce, önümüzde hangi düzenlemeler var ona bakalım.
 
 
 Soyut düzenlemelerden ziyade, somut düzenlemelere bakalım. Eğer somut düzenlemelerden netice çıkmazsa, o zaman soyut düzenlemelere de bakarız..

Düzenlemelerin birincisi yeni anayasa değişikliği ile 42. maddenin son hali. Dikkat edin, Anayasa’nın 10. maddesindeki değişikliği bile saymıyorum. Çünkü 10. madde, tartıştığımız konu hakkında somut bir düzenlemeden ziyade, soyut bir kural getirmekte ve genel hükümler içermektedir.

“Herkes eşittir” demekle, eşit olunmuyor işte..

“Herkes eşittir ama, bazıları daha fazla eşittir” gibi sulandırılması bile mümkün; bu düzenlemenin.. Onun için, yeni hali ile de olsa, 10. maddenin başörtü konusunda bakılması gerekecek bir kaynak madde olacağı kanaatini taşımıyorum.

O zaman 42. maddeye bakalım. 42. maddenin son şekli şöyledir: “Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez.”

Gördüğünüz gibi, yükseköğrenim hakkının kısıtlanması için çok açık, çok net, çok kesin bir ifade ile, “kanuni dayanak” isteniyor!

Kanunda olmayan bir sebeble, yükseköğrenim hakkının kısıtlanamayacağı hatırlatılıyor. Hem de öyle sıradan bir kanun maddesi değil, yorumlanan bir kanun maddesi istenmiyor.. Ya ne isteniyor? “Açıkça yazılı bir sebeb” isteniyor!

Var mı anlamayan? Var mı maddeyi izaha muhtaç kabul eden? Var mı maddenin anlatımından neyi kapsadığını, neyi kapsamadığını tam anlayamayan?

Bence olmamalı.

Anayasa, yükseköğrenim için müracaat eden kişinin talebinin geri çevrilmesi veya yükseköğrenime devam eden bir kişinin bu hakkını kısıtlamak için, mutlaka kanunda düzenlenmiş açık bir sebeb istiyor!.

Tartışma konusu olan, başörtülü kızların, başörtüleri ile yükseköğrenim hakkından yararlanıp yararlanamayacakları meselesi olduğuna göre, Anayasa’nın 42. maddesinin son halini, tartışmada uygulanması gereken en üst norm olarak kabul edebiliriz..

En üst norm ve daha önemlisi en somut norm!

Niçin en somut norm?

Çünkü; tartışmada dolaylı olarak, yorumlanarak uygulanması gereken bir madde değil, direkt uygulanması gereken net bir madde..

Bu konuda başka hangi düzenlemeler var?

Yükseköğretim Kanunu’nun, yürürlükte olan ek 17. maddesi.. Orada da şöyle deniliyor: “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile; yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir.”

Şimdi bu iki somut düzenleme varken ve başörtü ile ilgili somut olarak mevzuatta başka hiçbir yasaklayıcı açık hüküm yokken, hangi idareci başörtülü öğrenciyi yükseköğrenim hakkından mahrum bırakabilir?

Diyecekler ki; “Efendim laiklik ilkesi var. Laiklik ilkesi ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin yorumu var.”

Beyler, ben size yorumdan bahsetmiyorum.

Apaçık Anayasa ve kanun maddelerinden bahsediyorum.

Anayasa maddesinin açık lafzı varken, kanunun açık lafzı varken, başka maddelerin yorumunu yapmaya gerek yok ki!

Bir maddede açıklık olmaz. Yorum yaparsınız.. Diğer maddelerle birlikte değerlendirirsiniz: “Maddeler şu anlama gelebilir” diyebilirsiniz.

Ama Anayasa’daki bir madde, apaçık şekilde, yükseköğrenim hakkını kısıtlarken, mutlaka bir kanun maddesinin açık lafzının gerekçe gösterilmesi gerektiğini size emrediyorsa, artık orada yorumla falan iş bitiremezsiniz! Anayasa diyor ki, “Yorumla değil, açık kanun maddesi ile bu iş olur”..

Anayasa Mahkemesi, 42. madde değiştirilmeden önce, “Anayasa’da yükseköğrenim hakkının nasıl kısıtlanacağı konusunda açık bir Anayasa maddesi yok. Kanundaki ifadeyi de, Anayasa’daki laiklik ilkesi çerçevesinde yorumluyorum. Somut madde olmadığı için, ben de soyut bir madde olan laiklik ilkesini yorumlayarak, dolaylı olarak başörtülü öğrencilerin yükseköğrenim hakkını kısıtlıyorum”  diyordu..

Peki somut olarak Anayasa’da düzenleme yapıldıktan sonra, artık Anayasa Mahkemesi eski yorumunda ısrar edebilir mi?

Mümkün değil.. Konu açıkça düzenlenmiş iken, genel hükümler içinde yer alan “laiklik” ilkesine bakılmasına gerek yok ki, yorum yoluyla yasak da konulabilsin! Somut kural (42. madde) varken, somut kuralı aşmak için, soyut kuralın (2. madde) yorumu yapılmaz ki! 

Bilmem anlatabildim mi, hayatında üç saatten fazla hukuk dersi okumamış kimyacı rektörler, tıp doktoru rektörler..

Yine de ben anlatamadıysam, savcılar anlatırlar size...

Eğer yasakta ısrarcı iseniz!
 
 



Bu yazı 732 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Anlayana sivri sinek anlamayan davul zurna sinek ee..
    • 16 Ağustos 2008 Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
    • 14 Ağustos 2008 Fikret Bila, namazdan niye rahatsız oluyor?
    • 14 Temmuz 2008 Onların gücü, bizim ‘dik duruş’ eksikliğimizden!
    • 12 Temmuz 2008 Yasakçı Tuğcu, böyle saçmaladı!
    • 5 Temmuz 2008 Ergenekon’da öyle, AK Parti’yi kapatmada böyle!
    • 28 Haziran 2008 RTÜK bile uyursa, Anayasa Mahkemesi ne yapacak ki?
    • 27 Haziran 2008 “Bedevi”nin arkasındaki gerçek!
    • 21 Haziran 2008 Doğan saldırılarının arkasında ne var?
    • 13 Haziran 2008 Bak sen, şu ANKA kuşuna!
    • 12 Haziran 2008 “Sı-nır-lı-dır” ne demek, izah etseniz ya!
    • 1 Haziran 2008 50 yıllık gazeteciden(!) gazete düşmanlığı!
    • 28 Mayıs 2008 ‘Kapatma kararı’ndan daha vahim olan..
    • 25 Mayıs 2008 Tartışma örtü yasağıysa, MHP’nin safı neresi?
    • 24 Mayıs 2008 Yargıtay, kapatılmamaya “heves”’ dedi!
    • 21 Mayıs 2008 CHP % 95, AK Parti % 4.. Normal mi bu?
    • 19 Mayıs 2008 ‘Köşeler babamızın malı mı?’dan ‘gazeteler babamızın çiftliği’ne!
    • 14 Mayıs 2008 Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,360 µs