En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Çelişkiler Yumağı



Geçen günlerde bir ilahiyat profesörü (emekli ve bayan), "kendisinin de türban sorununun çözülmesi taraftarı olduğunu, ancak bunun "dini gereklilik" denilerek çözülmesini yanlış bulduğunu, bu soruna kız çocukların okutulması, kadın hakları açısından çözüm bulunması gerektiğini" söylemiş. Aşağıda onun, çelişkiler ve yanlışlarla dolu sözlerini gözden ve elden geçireceğim:

"Siz bunu dini gereklilik olarak yasaya, anayasaya koyarsanız, arkasından başka dini sebepler çıkacaktır. 4 hanımla evlilik, kadınların mahkemede şahitlik durumu (bir erkeğe karşı iki kadın), araba kullanamamaları, miras hakkı, cuma tatili gibi uygulamaları 'Bunlar da Allah'ın emri, 1400 senedir böyle uygulanıyor' diyerek alır kanunlaştırmaya başlarsınız."

Bir ilahiyatçının "aman şeriat gelir" diye feryad etmesi kıyamet alametlerinden olsa gerektir; ama bu ayrı bir bahis.

Sıraladığı örnekler, tam olarak elmalarla armutların toplanması meselesidir.

Bunlardan "miras, mahkemede şahitliğin nisabı" gibi olanları "herkesi bağlayan, inancı ne olursa olsun uygulamaya mecbur kılan" düzenlemelerdir; elbette bunların dine dayandırılması laikliğe aykırı olur ve bunları, "isteyenin örtünmesine izin veren bir düzenleme" ile mukayese etmek heyecan haline mahsus (saygımdan hezeyan demiyorum) bir yanılgıdır.

Diğer örneklere bakalım.

Dört hanımla evlilik İslam'ın, başörtüsü gibi bir emri değildir. Tarihi şartlarda serbest bırakılmıştır, kötüye kullanıldığı takdirde yasaklamaya açıktır.

"Kadınların araba kullanmamaları" konusu Türkiye'de gündeme gelmemiştir, Suudi Arabistan'da bile karar yumuşatılmıştır. Yani konumuzla hiçbir ilgisi yoktur.

Cuma tatili: Cuma günü iş yapmamak, bütün gün tatil yapmak İslam'ın emri ve talebi değildir. Emir, Cuma namazının kılınacağı süre içinde, namaz kılmakla yükümlü olanların başka bir işle meşgul olmamaları ile ilgilidir. Bununla beraber, nasıl Pazar Hristiyanlığın, Cumartesi de Yahudiliğin talebi (gereği) tatil olmuşsa Cuma gününün de Müslümanlar için tatil olmasında yadırganacak bir şey yoktur. Ama böyle bir talep de gündemde değildir.

"İslam, "Atalarınızın yanılmış olabileceğini kabul etmelisiniz" diyor. Hz. Peygamber, İslam'ı Allah'ın birliği üzerine kurunca, o zamanki Araplar, Mekkeliler, 'Biz atalarımızdan böyle gördük değiştirmeyiz' diyerek putlara da tapmayı sürdürmek istiyorlar. Kuran da onlara karşı, 'Ya atalarınız yanıldıysa' diyor. Buna "atalar dini" deniyor. Atalar yanlış da yapmış olsa yaptıkları devam ettiriliyor."

Yıllarını İlahiyat hocalığında geçirmiş bir kimsenin yukarıdaki sözleri söymiş olmasına ihtimal bile vermezdim. Ne günlere kalmışız!

1. İslam'ı Hz. Peygamber kurmadı; bunu söyleyenler, İslam'a inanmayan müsteşriklerdir, gayr-i müslimlerdir. ("Bakın tekfir ediyor" demeyin, ben tekfir etmiyorum, müslümanın ağzından çıkan bu sözün ona ait olamayacağını söylüyorum).

2. Müşrikler atalarından gördüklerini devam ettiriyorlar, ataları ise putperest. Müslümanlar Hz. Peygamberden günümüze kadar devam eden örtünme vazifesini, Ku'an'a ve onu açıklayan Peygambere dayandırıyorlar, "Atalarımız" demiyorlar, "Kur'an, Sünnet, bunlara dayalı yorumlar" diyorlar. Bu ikisi birbirine nasıl benzetilir?

3. Kur'an'a, sünnete ve din alimlerinin bu iki kaynağa dayanarak yaptıkları açıklamalara dayanan Müslümanlara "ya yanıldılarsa" diyenler, "Sırf akıllarına, akıllarına da değil heva ve heveslerine, modaya, modernizme dayanarak yaptıkları açıklamalar için "Ya yanıldıksa" sorusunu niçin sormazlar.

(Devam edeceğim.)



Bu yazı 489 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,493 µs