En Sıcak Konular

Avni Özgürel
Radikal

Avni Özgürel
0 0 0000

Kutsal ittifaka ne oldu?



AKP daha dün diyeceğimiz kadar kısa zaman öncesine kadar merkez medyada basın tarihimizde eşi menendi olmayan bir desteğe sahipti; iş/sermaye muhitiyle de arasında benzersiz bir ittifak vardı. Şimdi ise dünün alkışçı taifesi 'Bizden buraya kadar' diyor! Sebep ne dediğinizde işaret edilen şey türban!
İnsan ister istemez bir 'esere', bir 'müessire' bakıp 'acaba' diye sormak ihtiyacını duyuyor. Öyle ya; bu konu yeni ortaya çıkmış değil. AKP can ü yürekten desteklenirken onun türban konusundaki tavrı, talebi biliniyordu.
Dilin altındaki baklaların ilkinin üzerinde 'AKP altı sene zarfında muhafazakârlık iddiasını sadece dilinde gezdirmiş, fiiliyatta hiçbir şey yapmamışken aniden türban meselesini gündeme getirdi...' yazıyor. Kabul etmek lazım, böyle düşünenler haklı. Gerçekten de AKP'nin altı sene zarfında dini duyarlılık sahibi olduğu iddiasını akla getirecek somut bir icraatı olmadı. Amerika'ya sert çıktı ama uygulamada ABD'yle canciğer kuzu sarması olma arzusu dışında bir yol izlemedi. Lafta İsrail'e demediğini bırakmadı; fakat İsrail'le işbirliği hiçbir zaman AKP dönemindeki kadar yakın olmadı. Para/faiz konularında, Hıristiyan dünyayla ekonomik bütünleşmede, AB'ye üyelik meselesinde bayrak hep AKP'nin elinde oldu. Aynı kadro işlerin biraz sıkışık ve karışık olduğu noktada çıkıp 'türban' deyince neye uğradığını şaşırdı 'Tayyip çok yaşa'cılar!
Dil altındaki baklaların ikincisinin üzerinde 'CHP' yazıyor. Nedir bunun manası derseniz, benim lugatımdaki açılım şu: Seçimle iktidara gelme ümidini kaybetmiş muhalefet partisi!
Ne ekonomik kriz, ne ordunun darbe yapma ihtimali, ne şu, ne bu. Kanımca Türkiye demokrasisini tehdit eden birinci mesele bu. Partililer dahil hiç kimse CHP'nin seçimle iktidara gelebileceği inancına sahip değil.
İşte AKP'yi cesaretlendiren -kimilerine göre pervasızlaştıran- buna karşılık Türkiye'nin geleceğini Batı dünyasıyla entegrasyonda gören sermaye gruplarını endişelendiren tablo bu.
Biraz daha açayım. İş muhiti AKP'yi alkışlıyordu alkışlamasına ancak Türkiye'yi hedefe onun taşıyacağına inanmıyor, AKP'nin dini sahada özgürlük alanının genişlemesini sağlamak adına AB projesine ümit ve hevesle yaklaşması sayesinde, Müslüman kitlelerin Batı'yla bütünleşme konusunda gösterdiği psikolojik direncin kırılacağını, ayrıca 'havuç/sopa' siyasetiyle AB yolunda ciddi mesafe alınabileceğini hesap ediyordu. Yani bir tür 'stepne'ydi AKP iş dünyasının ve bir grup aydının gözünde. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Proje ve politika üretemeyen muhalefette erimenin önüne geçilemedi, demokratik süreci zorlayacak çıkışlar yapmanın ordunun itibarını zedelediğini gören Silahlı Kuvvetler müdahale etmekte isteksizleştiğini gösterince, AKP siyaset sahnesinde alternatifsiz 'tek parti' haline geldi. Buna Başbakan'ın üslubundaki sertleşme de eklenince tablo sermaye çevrelerine ürküntü vermeye başladı.
Ürküntünün bir sebebinin rejimin geleceğine ilişkin kaygılar olduğu söylense de esas korkula-rın AKP'nin kaş yapayım derken göz çıkarması olduğunu düşünüyorum. Yani hükümetin Türkiye'yi oturttuğu kritik ekonomik dengenin bozulmasına sebep olacak bir aculluk yapmak suretiyle sebep olabileceği muhtemel kayıplardan rahatsızlığın kutsal ittifakı zedelediğini düşünüyorum.. Bunun göstergesi türban eksenli tartışmada ne basından ne iş muhitinden kimsenin çıkıp 'Yasak devam etsin' dememiş olması. Başbakan'ın öfkelenmesine karşın özellikle merkez medyada itirazların bu girişimin 'isabetsiz' değil 'zamansız' olduğu, 'uzlaşma sağlanabilecekken dayatma üslubuyla gerçekleştirilmeye çalışılmasından rahatsız olunduğu'nun ifade edilmiş olması anlamlı.
Sular durulur, hasar onarılır mı derseniz, cevabım 'ateş-kes' manasında evet. Zira yukarıda ifade etmeye çalıştığım gerçek hâlâ iş dünyasının ve medyanın önünde duruyor. Muhalefetin seçimle iktidara gelme ümidini kaybetmiş olduğunu gördükten sonra geri adım atmayıp da ne yapacaklar?



Bu yazı 1,158 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Nisan 2010 Doğum gününde sevgiliyi hatırlamak...
    • 3 Ekim 2008 Gerçek gündem ve eğlence
    • 14 Ağustos 2008 Bir test, 2 bin ölü!
    • 30 Temmuz 2008 İddianamenin şifresi
    • 12 Temmuz 2008 Ordu ne düşünür?
    • 2 Temmuz 2008 AKP davası ve Ergenekon
    • 26 Haziran 2008 Travma!...
    • 21 Haziran 2008 Yeni dönemde Tayyip Erdoğan ve...
    • 12 Haziran 2008 Yargı kılıf işlevi görmeye başlarsa!..
    • 28 Mayıs 2008 Kritik dönemeç
    • 21 Mayıs 2008 Mahkeme nasıl kışkırtılır?
    • 14 Mayıs 2008 Sahtelik, devlet ve siyaset
    • 8 Mayıs 2008 Erdoğan’ın yol haritası
    • 30 Nisan 2008 CHP değişirse her şey değişir!..
    • 23 Nisan 2008 Laikliği masaya yatırmak!
    • 16 Nisan 2008 Perdeyi kaldırmak
    • 9 Nisan 2008 AKP nasıl kurtulmaz?
    • 2 Nisan 2008 Tayyip Erdoğan
    • 26 Mart 2008 Başımıza gelenler...
    • 19 Mart 2008 Siyasi tarihin ayıplı sayfaları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,699 µs