En Sıcak Konular

Mehmet Altan
Star

Mehmet Altan
0 0 0000

Malatya Almanya’da mı?



Kaç gündür... Almanya’daki korkunç faciayı yaşıyoruz. Ludwigshafen kentinde 9 Türk’ün öldüğü yangın neyin nesidir?

Saldırı mı? Kundaklama mı? Sabotaj mı? Ya da bir aldırmazlığın sonucu meydana gelen bir kazanın hazin faturası mı?

Türkiye’de ‘neo-nazi’ ihtimaline ağır vurgu yapılırken...

Almanya buna pek ihtimal vermez gibi gözükmekte.

Resmi bir ziyaret için dün Almanya’ya giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da meydana gelen yangın faciasının derin bir üzüntü yarattığını belirterek, ‘Frankfurt’ta yangın bölgesine gitmek suretiyle buradaki incelemelerin neticesini ilgililerden alacağız’ dedi.

Bilindiği üzere...

Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu olayın hemen ertesinde...

Dört kişilik uzman polis ekibi de, olay sırasında Türkiye’yi ziyaret eden Alman İçişleri Bakanı Wolfang Schauble ile varılan mutabakat ertesinde Ludwigshafen’e gitti.

Ancak farklı iddia ve yaklaşımlar bir güvensizlik ortamını kışkırtıyor gibi.

Bu ise hem basına, hem de resmi demeçlere yansımakta.

Alman İçişleri Bakanı Wolfgang Schauble, Ankara’dayken ‘Bir sabotaj işareti yok’ demişti.

Türkiye’nin Almanya’daki Büyükelçisi İrtemçelik de, ‘bazı Alman politikacıların yangın sebebi henüz kesinleşmeden olayın yabancı düşmanı bir saldırı olmadığı yönünde açıklama yapmalarını garip karşıladığını’ söylemişti...

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi, İrtemçelik’in sözlerine içerlediği anlaşılan Almanya İçişleri Bakanı Wolfgang Schauble’nin ‘Bazen büyükelçilere de görgü öğretmek lazım’ dediğini yazdı.

Almanya’nın etkili bir başka gazetesi olan Die Welt de ‘Türk Güvensizliği’ başlığıyla yayımladığı bir yorumda, yangının sebebinin henüz kesinlik kazanmadan Türkiye’nin kendi uzmanlarını olay yerine göndermek istemesinin, Alman makamlarına duyulan güvensizlikten ya da bazı olayların gizleneceği endişesinden kaynaklandığı görüşünü dillendirdi.

Aynı yorumda, yangın sebebinin yabancı düşmanlığından kaynaklanması durumunda da Almanya’nın bir hukuk devleti olarak olayı çözeceği kaydedildi.

***

Dokuz insanımızın öldüğü yangın, bir taraftan Almanya’nın Solingen şehrinde 29 Mayıs 1993’te, Türk vatandaşlarının ırkçı saldırı sonucunda yakılarak katledilmesini...

Diğer yandan da Türkiye’de Malatya’yı akla getiriyor.

Hatırlayacağınız üzere...

Malatya’da Zirve Yayınevi’nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske (46) ile Necati Aydın (35) ve Uğur Yüksel 18 Nisan 2007 tarihinde boğazları kesilerek öldürülmüş, polis, zanlılardan S.G. (20), C.Ö. (20), H.Ş. (19) ve A.Y’yi (19) olay yerinde yakalamıştı.

Malatya’daki kanlı vahşetle ilgili skandallar ise ayyuka çıkmıştı...

Sanıkların kanlı baskından önceki 6 aylık dönemde...

İstanbul’dan bir savcıyla...

Adresleri 2’nci Ordu Komutanlığı ve Özel Harekát Daire Başkanlığı olan bazı kişileri aradıkları ortaya çıktı.

Sanıkların 106 farklı cep telefonu kullandığı da belirlendi.

***

Ancak...

Malatya Başsavcılığı’nın sadece suçüstü yakalanan sanıkların üzerlerinden çıkan telefonların dökümlerini araştırdığı...

Ama üzerinden telefon çıkmayan sanıklardan Özdemir ve Demir’in telefon trafiğini araştırmadığı anlaşılmıştı.

Yine savcılığın diğer sanıkların telefon trafiğine yönelik araştırmayı da üzerlerinden çıkan telefon numaralarıyla sınırlı tuttuğu öğrenilmişti.

Dava dosyasında, sanıkların olay günü yaptıkları telefon konuşmalarının dökümünün bulunmaması da dikkat çekmişti.

Oysaki olay gününden önceki 6 aylık süreye ilişkin araştırma, ilginç telefon görüşmeleri yapıldığını ortaya koymaktaydı.

***

Gene...

Cinayetin hemen ardından yakalananların kanlı elbiselerinin ‘aynı poşete’ konduğu ve elbiseler üzerindeki kanların birbirine bulaştığı ortaya çıkmıştı... Böylece elbiselerdeki kandan kimin cinayete karıştığı, kimin kimi öldürdüğünü anlamak imkánsız hale geliyordu... Bu düpedüz bir ‘delil karatmaydı’...

Davanın başından beri ortaya çıkan gelişmelere bakılınca, bu cinayetin ardında güçlü bir karanlığın olduğu görülmekteydi.

***

Ama Alman yetkililer bütün bu olup bitene rağmen Türkiye’ye güvendi...

Suçlayıcı demeç vermeye...

Özel ekip göndermeye kalkmadılar...

Vatandaşlarını ‘şehit’ ilan etmediler...



Yargı sürecine kendilerini emanet ettiler...

***

Türkiye’de yabancı katliamına da, henüz aydınlığa kavuşmamış Almanya’daki bir drama verdiğimiz tepki kadar güçlü tepki versek...

Yabancının başına gelince sessiz, umursamaz ve aldırmaz... Bizlerin başına gelince feryat figan olmasak...

Saydam, tutarlı ve ilkeli olsak...

Toplumları güçlü ve saygın kılan evrensel hukukta ifadesini bulan anlayışı benimsesek...

Malatya’da başka, Ludwingsafen’de başka olamayız...

***

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dün hareketinden önce ‘yabancı düşmanlığı insanlık suçudur’ dedi...

Çok haklı.

Bu düşünce Türkiye’de yerleşik hale gelince, Almanya’da daha fazla dokunulmaz olacağız.

Çifte standart ulusları güçsüzleştiriyor çünkü...


Bu yazı 574 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Oku bakayım...
    • 16 Ağustos 2008 Beş yıl önce neredeydiniz?
    • 14 Ağustos 2008 Ahmedinejad’la...
    • 12 Ağustos 2008 Saakaşvili Tolstoy okudu mu?
    • 31 Temmuz 2008 ‘Kapatma ama hırpala..’
    • 14 Temmuz 2008 MİT’in Ergenekon listesi...
    • 12 Temmuz 2008 İran savaşı yaklaşıyor mu?
    • 10 Temmuz 2008 Ölümün askerleri
    • 8 Temmuz 2008 Öksüz Çocuk Eldiveni...
    • 5 Temmuz 2008 Dağbaşı
    • 28 Haziran 2008 Bir Türk neye bedel?
    • 26 Haziran 2008 Türkiye-Almanya
    • 21 Haziran 2008 ‘Kamuoyunu TSK çizgisine getirmek’...
    • 13 Haziran 2008 Gerçekten cevap bu mu?
    • 11 Haziran 2008 Askeri sopa ile özen...
    • 2 Haziran 2008 Elitist mi, kitlesel mi?
    • 1 Haziran 2008 Sizi muhatabınız belirler...
    • 28 Mayıs 2008 Sivas’ın doğusu...
    • 25 Mayıs 2008 Danıştay ne karar verecek?
    • 24 Mayıs 2008 Birinci Cumhuriyet’in sonu mu?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,496 µs