En Sıcak Konular

Avni Özgürel
Radikal

Avni Özgürel
0 0 0000

Vatan elden gidiyor çetesi (2)



Geçtiğimiz hafta çete oluşumlarının ilk ve ikinci evresine, yani 1974'e kadarki duruma ilişkin düşüncelerimi anlatmıştım. İlk ve ikinci evre deyişim, gerek Osmanlı'nın son yıllarındaki oluşumu gerekse Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaşananları görmezden geldiğim manasına gelmemeli. Keza Türkiye'nin NATO'ya girişini takiben ortaya çıkan yapılanmayı yok saydığım düşünülemez.
Çete oluşumlarının evrelerinden söz ederken dikkat çekmeye çalıştığım husus 1960 sonrasının gelişmeleridir.
Bunu böylece ifade ettikten sonra 1974'ten günümüze nasıl geldiğimize bakabiliriz.
Bülent Ecevit'in başkanlığında kurulan CHP-MSP koalisyonuna devlet çekirdeğinin nasıl baktığı konusunda söylenmesi gereken bir şey varsa özeti 'güvensizlik'tir. İstihbarat birimlerinin rapor vermekten imtina ettiği, Kıbrıs harekâtı sebebiyle Batı dünyasının aldığı ambargo kararı nedeniyle hareket kabiliyeti sınırlanan ordunun rahatsız olduğu, koalisyonun bir an önce dağılması için dış dünyadan gelen telkinlerle hemen bütün birimlerin işbirliği yaptığı devredir bu. Ve sanmayın ki sadece Erbakan'a dönük bir güvensizlik vardır. Erbakan'ın varlığı itirazın gerekçesidir sadece. Batı dünyasının esas şikâyeti 'Sırtımız duvara dayanırsa, gerektiğinde duvarın öbür tarafına geçeriz' diyen Bülent Ecevit'tendir.
Sonrası malum; MC hükümetleri, '11'ler' diye anılan, Demirel'in yanından koparılmış milletvekillerinin hepsine bakanlık koltuğu vermek suretiyle kurulan 2. Ecevit hükümeti vs.
Bu sürece bakarken ABD-NATO çevresinde Afganistan'ın SSCB işgaline uğradığını, İran'da Batı'nın en büyük müttefiki Şah'ın devrildiğini ve yerini ABD'yi 'Büyük Şeytan' olarak niteleyen Humeyni'nin aldığını, Yunanistan'ın NATO'nun askeri kanadından ayrıldığını; özetle Batı savunma sisteminin çöküntü yaşadığını unutmamak lazım. Keza zincirin kopan halkasını onarma telaşındaki ABD'nin Atina'ya baskı yaparak Yunanistan'ı kararından vazgeçmeye ikna etmesinin sorunu çözmeye yetmediğini, Yunanistan'ın NATO'ya dönmesi ittifak bünyesinde oybirliği gerektirdiği için Türkiye'nin 'Evet' oyuna ihtiyaç duyulduğunu ve Ankara'da ne Ecevit'in ne Demirel'in buna yanaşmadığını da.
'Derin devlet' dediğimiz yapı işte bu tabloda sahneye çıktı. İçinde kimler vardı çemberin derseniz, cevabım 'herkes'tir. Asker, polis, yerli/yabancı istihbaratçı, diplomat! Bankacı, işadamı, siyasetçi, gazeteci vardır bu organizasyonda. Yetmez, Ülkü Ocakları içinden bir grubu da, Dev-Sol içinden bir grubu da kontrol eder. Organizasyonun bunları elde etmekte deneyim sahibi olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Geçmişte, 12 Mart döneminden itibaren gerek sağ gerekse sol gençlik grupları içinde kurulmuş bağlantıları hazırdır zaten.
Bu yapı hangi olayları gerçekleştirdi sorusunun cevabını vermeye kalkmak bir gazete makalesinin sınırlarını aşar. Şu kadarını söyleyeyim ki listesi dahi kitap eder! Tarihe 'Kanlı 1 Mayıs' diye geçen olaydan tutun Bülent Ecevit'e yönelik suikast girişiminden çıkın.
İhtilal istiyordu 'derin çekirdek', bunu gerçekleştirdi de.
İhtilal sonrasında o zamana kadar kullanılan kişilere 'iş bitti, dağılın' denilemeyeceğinin farkındaydı herkes. Tecrübeliydi eldeki elemanlar, bazısı eski hayatlarına geri dönemeyecek kadar ileri çıkmışlardı, korunmaları zorunluydu. Üstelik bunlar Ermeni meselesi gibi, PKK gibi ortaya yeni çıkan dertlerle baş etmekte pekala kullanılabilirlerdi. Denendi, ama fiyasko oldu sonuç. O dönemde sözümona ASALA'dan kurtaracaklardı Türkiye'yi ama başaramadılar; verilen paralar kumarhanelerde tüketildi. Ve askeri istihbarattan bir subay halletti işi. Ama bu kişilere kanı kaynayan bir grup asker/sivil istihbaratçı perdelemeye çalıştı başarısızlığı, daha ötesi olumlu sonuç
alınmış gibi sunuldu fotoğraf. Öyle ki maske şirketler kuruldu, para kaynağı sağlandı, yetmediği yerde kimi gasp eylemlerine göz yumuldu. Devletin başına dert olan kişilerin tek tek 'faili meçhul' denilen olaylar sonucu ölmelerinin diyeti gibi sunuldu olaylar. Ve bir şekilde, serseri mayınların kendilerinden istenecek büyük çaplı işleri dahi halledebileceklerine inandırıldı siyasiler. Örtülü ödenek destekli, yabancı paralı askerlere ihaleli 'ses getirecek' işler v.s. Sonuç her zamanki gibi başarısızlıktı.
Haftaya bu konuya devam edeceğim. Ancak şu kadarını söyleyeyim ki, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen bir dizi polis operasyonunun muhtemelen silahlı kuvvetlerin bilgisi dahilinde yapılmış olması son derece önemlidir.



Bu yazı 1,366 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Nisan 2010 Doğum gününde sevgiliyi hatırlamak...
    • 3 Ekim 2008 Gerçek gündem ve eğlence
    • 14 Ağustos 2008 Bir test, 2 bin ölü!
    • 30 Temmuz 2008 İddianamenin şifresi
    • 12 Temmuz 2008 Ordu ne düşünür?
    • 2 Temmuz 2008 AKP davası ve Ergenekon
    • 26 Haziran 2008 Travma!...
    • 21 Haziran 2008 Yeni dönemde Tayyip Erdoğan ve...
    • 12 Haziran 2008 Yargı kılıf işlevi görmeye başlarsa!..
    • 28 Mayıs 2008 Kritik dönemeç
    • 21 Mayıs 2008 Mahkeme nasıl kışkırtılır?
    • 14 Mayıs 2008 Sahtelik, devlet ve siyaset
    • 8 Mayıs 2008 Erdoğan’ın yol haritası
    • 30 Nisan 2008 CHP değişirse her şey değişir!..
    • 23 Nisan 2008 Laikliği masaya yatırmak!
    • 16 Nisan 2008 Perdeyi kaldırmak
    • 9 Nisan 2008 AKP nasıl kurtulmaz?
    • 2 Nisan 2008 Tayyip Erdoğan
    • 26 Mart 2008 Başımıza gelenler...
    • 19 Mart 2008 Siyasi tarihin ayıplı sayfaları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,450 µs