En Sıcak Konular

Ali İhsan Karahasanoğlu
Vakit

Ali İhsan Karahasanoğlu
0 0 0000

Türbana hayır, PKK’ya hoşgörü!



Üniversitelerarası Kurul Başkanı Mustafa Akaydın’ı, türban aleyhtarı bildiriyi okurken dinlediniz.
Ne kadar sert, ne kadar kin ve nefret dolu idi, gördünüz..
 
 
Ama kendisinin bir de Ceviz Kabuğu programına telefonla katılımını izlemenizi önerirdim.  Türban ile ilgili açıklamalarını önceden öğrenmiştiniz, bir de PKK ile ilgili açıklamalarını öğrenmeniz için..
Kafası hayli karışık olan, bunun için de misafirlerini de şaşırtan sorularla sürekli “gel-git” yaşayan Hulki Cevizoğlu, eski günlerindeki objektiflik ilkesi gereği, Üniversitelerarası Kurul Başkanı Prof. Mustafa Akaydın’a, Cuma akşamı yayınlanan Ceviz Kabuğu’nda bir soru yöneltti: “Bazı üniversitelerin bahçelerinde, PKK’nın sembol renkleri ile çadırlar kuruluyor. Türbana simge denilerek karşı çıkılıyor, bunu anladık. Peki bu sembol renklerden oluşan çadırlar hakkında görüşünüz nedir?”
SayınCevizoğlu isim vermiyordu ama, gazetemizde de haber olan,Çukurova Üniversitesi’ndeki somut bir olaya atıfta bulunarak yöneltiyordu sorusunu..
Başörtü için, “Olmaz, olamaz. İzin vermeyiz. Anayasa değişikliği olsa bile, hanım öğretim üyeleri derslere girmeyebilir” şeklinde, kanunları da hiçe sayan açıklamalar yapabilen bir Üniversitelerarası KurulBaşkanı’ndan, 40 bin kişinin ölümünden sorumlu terör örgütü ile ilgili olarak, çok daha sert bir cevap beklersiniz değil mi?
Hayır, o sertlik yok rektörümüzde..
Gayet munis, gayet hoşgörülü Akaydın beyefendi..
Aynen şöyle diyor: “Bazı konularda hoşgörülü olmak gerekir!”
O an tepemden aşağıya kaynar su dökülmüş gibi oldum.
Gerçek bir hukuk devletinde yaşıyor olsaydım, yarım saat/bir saat falan değil, 5 dakika içinde o rektörün, neredeyse, anında yerinin tesbit edilip, polis eşliğinde nöbetçi savcıya çıkarılıp, “Terör örgütü PKK’ya yardım ve yataklık suçu”ndan hakim önüne getirtilmesini beklerdim.
Ama devletimiz uyuyor. Savcılarımız uyuyor!
Bunu, laf olsun diye söylemiyorum. Biz hiçbir mecburiyetimiz olmadığı halde, “Kim ne düşünüyor, ne konuşuyor” diye merak edip, gecenin yarısında bu tür programları izlerken, nöbetçi savcılarımız aldıkları maaşların hakkını vermiyor, açık suç ifadeleri televizyonlardan tekrarlanırken, uyuyorlar!
Nöbetçi savcı kim ise, onun bu programları izleyip, soruşturmayı başlatması gerekirken, onlar uyuyorlar, biz izliyoruz!
Ne yaparsınız ki, bizim de müeyyide yetkimiz yok! Ve sonuçta, devletten maaş alan bir rektör, hiç evirip çevirmeden, açık açık, “Terör örgütünün üniversite bahçesinde çadırı kuruluyor, onlar hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Hoşgörülü olmak gerekir” cevabı verebiliyor!
Türban için yasak isteyen, hatta anayasa değişse bile yasağı sürdürebileceklerini açıklayan rektör devam ediyor: “Her şeyi görmek gerekmiyor.Bazı şeyleri görmeyerek de sorunların büyümemesi sağlanmış olur!”
Yaaa!.. Aynısını YÖKBaşkanı türbanla ilgili olarak söylemişti de, Ankara Savcılığı hemen harekete geçmişti..
Şimdi ise, hiçbir suç işlememiş türbanlılar değil söz konusu olan; 40 bin kişinin ölümünden sorumlu kanlı terör örgütünün propagandasının görmezden gelinmesinden bahsediliyor.. “Görmezden gelinerek, sorunların büyümesinin önlenmesi”nden bahsediliyor; fakat hiçbir savcı harekete geçmiyor!
Askeri şehid edenlerin, polise kurşun sıkanların, bölge halkını tehdit ederek örgütün çöküşünü engellemeye çalışanların üniversitelerdeki uzantılarının kurdukları çadırlara karşı, “hoşgörülü olmamız, görmezlikten gelmemiz” öneriliyor!
Yuh sana rektör, yuh!
Ulusalcı damarına, başörtü yasakçıları ile aynı safta durma görüntüsüne rağmen Hulki Cevizoğlu da isyan ediyordu bu cevaba: “Yani şimdi siz türbana izin vermezken, bir terör örgütünün propagandasına hoşgörü göstermekten mi bahsediyorsunuz?”
Cevizoğlu’nun bu haklı tepkisi üzerine, Üniversitelerarası Kurul Başkanı Akaydın, müthiş bir laf daha etti: “Açık söylüyorum, ben Avrupa’da bir üniversitede rektör olsaydım, başörtüye de karışmazdım!”
Ne demek şimdi bu?
“Başörtü ile, bizim gibi geri kalmış ülkeler uğraşır. Gelişmiş ülkelerde böyle yasak olmaz” demek değil de, nedir bu ifade, söyler misiniz? 
Adamlar bu kadar kof, bu kadar pervasız işte.. Terör örgütüne destek verirken, hiçbir suç içermeyen türbana karşı çıkıyorlar.. Sonra da saçmalayıp duruyorlar böyle..
Rektörün, Cevizoğlu’nu bile şaşırtan sözlerinin nasıl sonuca bağlandığını da aktarayım size.. Programın stüdyo konuklarından birisi de, Yargıtay emekli Başsavcısı SabihKanadoğlu idi..
O yetişti imdada.. “Rektörün kasdı, suç niteliğine dönüşmüş görüntüler değil. Tesadüfen üç renk biraraya gelmiş ise, ona hoşgörüden bahsetti. Yoksa suç haline gelmiş bir eyleme hoşgörü olmaz tabii” dedi.
Akaydın da, “Herhalde bir halt yedik. Başsavcı bizi düzeltiyor.Bari düzeltmeyi kabul edelim de, başımıza bir dert açılmasın” diye düşünmüş olmalı ki, “Evet, başsavcımın dediği gibi. Ben o kasıtla söylüyorum” deyip, durumu kurtarmaya çalıştı.
Ama, kasetler de orada, savcılar da. Alsınlar, izlesinler.. Ve ülkeyi karıştırmaya kalkışanların gerçek yüzlerini, koysunlar ortaya!
Tüm Türkiye öğrensin, başörtüye karşı çıkanlar, PKK’ya nasıl hoşgörü ile yaklaşıyorlar!
Utanmadan, sıkılmadan!
 


Bu yazı 824 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Anlayana sivri sinek anlamayan davul zurna sinek ee..
    • 16 Ağustos 2008 Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
    • 14 Ağustos 2008 Fikret Bila, namazdan niye rahatsız oluyor?
    • 14 Temmuz 2008 Onların gücü, bizim ‘dik duruş’ eksikliğimizden!
    • 12 Temmuz 2008 Yasakçı Tuğcu, böyle saçmaladı!
    • 5 Temmuz 2008 Ergenekon’da öyle, AK Parti’yi kapatmada böyle!
    • 28 Haziran 2008 RTÜK bile uyursa, Anayasa Mahkemesi ne yapacak ki?
    • 27 Haziran 2008 “Bedevi”nin arkasındaki gerçek!
    • 21 Haziran 2008 Doğan saldırılarının arkasında ne var?
    • 13 Haziran 2008 Bak sen, şu ANKA kuşuna!
    • 12 Haziran 2008 “Sı-nır-lı-dır” ne demek, izah etseniz ya!
    • 1 Haziran 2008 50 yıllık gazeteciden(!) gazete düşmanlığı!
    • 28 Mayıs 2008 ‘Kapatma kararı’ndan daha vahim olan..
    • 25 Mayıs 2008 Tartışma örtü yasağıysa, MHP’nin safı neresi?
    • 24 Mayıs 2008 Yargıtay, kapatılmamaya “heves”’ dedi!
    • 21 Mayıs 2008 CHP % 95, AK Parti % 4.. Normal mi bu?
    • 19 Mayıs 2008 ‘Köşeler babamızın malı mı?’dan ‘gazeteler babamızın çiftliği’ne!
    • 14 Mayıs 2008 Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,254 µs