En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Zâdegân Kastı, Başörtüsüne Niçin Karşıdır?



BİRTAKIM holding, banka, dev şirket, büyük kapital sahiplerinin başörtüsü ile ilgili ateşli beyanlarının mânası nedir? Başörtüsünü serbest bırakmak laikliğe ve demokrasiye aykırıymış, Türkiye geriye gidiyormuş, böyle bir şeye rızaları yokmuş... Bir sürü hem devrimci ve hem faşist laflar. Acaba bunların amacı nedir? Demokrasi ve laikliği korumak mı? Böyle bir şey düşündüklerini sanmak saflık olur. Dünyanın bütün, evet bütün demokrat ülkelerinde bizdeki gibi bir başörtüsü yasağı yoktur. Onlar bunu çok iyi biliyorlar. Başörtüsü yasağını kaldırmak demokrasinin gereğidir. Başörtüsü yasağı kalkarsa Türkiye Malezya’ya, İran’a, Arabistan’a değil, Avrupa’ya benzeyecektir.

Bu gibi yaygaraların ana sebebi şudur:

Türkiye’de korkunç ve dehşetli bir sosyal adaletsizlik vardır.Ülke gelirinin aslan payını sayıca çok ama çok küçük bir mutlu ve putlu azınlık devşirmektedir. Geriye kalan ise halka yetmemektedir.

Birkaç bin aile, şirket, holding gelirin yüzde 60’ını alıyor... Bir iki milyon aile az çok refah içinde...Halk ise sıkıntı, ihtiyaç içinde kıvranıyor. Bir tarafta, adam başına 400 liraya yemek yenilen lüks lokanta, öbür tarafta ucuz halk ekmeği büfeleri önünde kuyruğa girmiş fakir halk...

Türkiye’deki bu adaletsizliğin temeli resmî ideolojiye dayanmaktadır. Aristokratlar, zâdegân sınıfı, üst kastlar paryaların, yerlilerin (yani çoğunluğun) zenginleşmesine, holdingler kurmasına, fabrikalar açmasına son derece karşıdır. 28 Şubat’tan sonra “Yeşil sermaye, Yeşil holding ve fabrikalara” karşı nasıl amansız bir saldırı başlatıldığını hatırlarsınız.

THY uçaklarında yolculara, Müslüman bir firmanın bisküvi ve kekleri ikram edildiği için bazı gazeteciler kıyamet kopartmışlardı.

Başörtülü Müslüman kızlar üniversitelerde serbestçe okuyabilirse, ileride doktor, mühendis, işletmeci, iletişimci, iktisatçı, finansçı, modacı, dekoratör, tasarımcı olarak hayata atılacaklar ve Zâdegân kasta zarar vereceklerdir. O halde Müslüman kızlar üniversitelerde okutulmamalıdır.

Zâdegân-Brahman kastının üniversitelerde, liselerde mescit açılmasına, gençlerin namaz kılmasına da ne kadar karşı olduklarını görüyoruz. Bu düşmanlık dinî değil, iktisadî ve ticarî bir düşmanlıktır.

Zâdegân kast Yeşil sermayeyi durduramadı. Kayseri şu anda ülkemizin dördüncü endüstri üretim ticaret şehri olmuştur. İleride üçüncü ve ikinci de olabilir. Müslümanların ticarette, üretimde, finans işlerinde, ithalat ve ihracatta ilerlemeleri Brahman kastını tedirgin etmekte, büyük ve derin kaygılar içinde bırakmaktadır.

Taşrada, varoşlarda, gecekondu mahallelerinde birtakım anneler, teyzeler, nineler başlarını örtebilirler. Bunun, Zâdegân kastı için hiçbir mahzuru yoktur. Lâkin başörtülü gazeteciler ve medya mensupları, başörtülü doktorlar, avukatlar, öğretmenler, doçent ve profesörler asla olmamalıdır.

Bu memlekette ezici çoğunluğu oluşturan Müslümanlar için yol bellidir: Zâdegân kast ne istiyorsa, onun tersini yapmak. Yani örtünmek, namaza başlamak, örtülü kızlarına yüksek tahsil yaptırmak, büyük ticarete atılmak, fabrikalar kurmak, üretmek, ihraç etmek, eğitim hizmet ve faaliyetleri sahasında üstün olmak, güç ve üstünlük sahibi olmak...Tek cümleyle: Onlardan daha vasıflı olmak, müsabakada (yarışmada) onları geride bırakmak.

Tahrip Medeniyeti

BÜYÜK İngiliz iktisatçısı ve düşünürü E.F.Schumacher (1911-1977) “Economics, Ecology, Ethics” adlı eserinde Batı medeniyetini ve onun ekonomik sistemini tenkit eder, onu agresif ve tahrip edici bulur; onun yerine Budist ekonomisinin/felsefesinin alınmasını tavsiye eder. Bu zatın “Küçük Güzeldir” (Small is Beatiful) adlı kitabı dilimize çevrilmiştir.

Batı medeniyeti, insanın vatanı olan dünyayı tahrip ediyor, yaşanmaz bir hale getiriyor. Petrol, bu medeniyetin vazgeçilmez enerji kaynağıdır. Bu kaynağı sorumsuzca israf edip bitirmektedir. Bitince ne olacak? Kötü kaliteli kömürler, linyitlerin yakılmasını teklif edenlere, “O kömürlerin dumanları dünyayı yaşanmaz, nefes alınmaz bir cehennem haline getirecektir” cevabı verilir.

Batı medeniyeti birtakım kavramları ve değerleri put haline getirmiştir.

Hız hız hız... Nereye kadar? Sonsuza kadar...

İlerleme ilerleme ilerleme... Nereye kadar? Hiç durmadan...

Dünyanın boyutları vardır, onun üzerinde yaşayan insanın da bir fıtratı ve boyutları bulunmaktadır. Hızın, ilerlemenin de boyutları, sınırları olması gerekmez mi?

Daha fazla, en fazla ilerleme dünyayı ve insanlığı bir çıkmaza sokar, çökertir, başladığı noktaya götürür.

Batı medeniyetinin bu gidişi, dünyayı ve insanlığı bir taş devrine doğru götürmektedir. Nitekim Einstein “Üçüncü Dünya Savaşı nasıl yapılacak bilmem ama dördüncüsünün taşlarla ve sopalarla yapılacağından eminim” demiştir.

Batı medeniyetine karşı en büyük itirazı ve meydan okumayı Amerika’daki Amişler cemaati yapmaktadır. Tutucu bir Protestan topluluğu olan Amişler, yaşadıkları bölgeye elektriği, buhar gücünü ve motorlu vasıtaları ve modern makineleri sokmamaktadır.

Batı medeniyeti insanların beyinlerini yıkamakta, onları Petrof’un şartlı refleksli köpekleri haline getirmektedir.

Batı medeniyetinin hayranlarına göre medeniyet demek gökdelenler, asfalt yollar, otomobiller, elektrikli ve elektronik cihazlar, lüks, konfor, hız, aşırı tüketim, cep telefonları, televizyonlar ve bunlara benzer şeyler demektir. Medeniyet gerçekten bunlar mıdır?

Bilgelere göre medeniyetin ana değerleri şunlardır:

Mutluluk... Güvenlik... Adalet...Barış... Sevgi... Merhamet... Ahlâk ve fazilet... İffet... Doğruluk ve dürüstlük...

Yolların asfalt veya taş kaplı olması önemli değildir.

Bir şehirden ötekine gitmenin sekiz saat veya sekiz gün sürmesi de önemli değildir.

Dünyada adalet yoksa, güven yoksa, sevgi ve barış yoksa, nimetler insanlar arasında eşit ve âdil bir şekilde paylaşılmıyorsa sür’at neye yarar?

İnsan bir yaratıktır ve onun bir Yaratıcısı vardır. İnsanı Yaratıcısına âsi kılan bir medeniyet elbette sağlıklı ve dengeli bir medeniyet değildir.

Yazık ki, Türkiye’de nice Müslüman, Batı medeniyetinin afyonlarıyla sersemlemiş ve sarhoş gibi olmuştur. İslâm ile Batı medeniyeti arasında ittifak ve paralellik değil, büyük ihtilâf ve fark vardır. Bu iki medeniyet birbirine zıttır.

Batı medeniyeti bir israf, aşırı tüketim, ihtiyacından fazla sarf etme, saçıp savurma medeniyetidir.

Batı medeniyeti hikmetten/bilgelikten kopuktur. İslâm medeniyeti ise bilgeliğin ta kendisidir.

Benim dinim ve inancım İslâm, medeniyetim Batı medeniyetidir diyenler şaşkın kimselerdir. Bu iki şey birbiriyle bağdaşmaz ve uyuşmaz.

Batı medeniyetinin elindeki maddî güç ve imkânlar, giderek dünyayı ve insanlığı batıracaktır.

Kutuplardaki buzları eriten bir medeniyet iyi, sağlıklı, doğru bir medeniyet olabilir mi? Ülkeleri su altında kalınca yüz milyonlarca insan ne olacaktır?

Bir milyar insan çok yiyor, bir milyarı gerekenden fazla yiyor, geri kalan dört beş milyarı aç ve sefil. Böyle bir medeniyet zâlim değil midir? Yeryüzündeki nimetlerden, herkes ihtiyacı, yeteri kadar faydalanıp yese herkes doyacak.

Bugün öyle Müslüman şahıslar ve topluluklar var  ki, sapık ve zalim Batı medeniyetinin borazanlığını yapıyor. Yazıklar olsun!

Schumacher, Batılıları Budist medeniyetinin ve iktisadının ilke ve değerlerini benimsemeye çağırmıştı. Bu medeniyet ortadan kalkmadıkça insanlığın ve yer küresinin geleceği karanlıktır.


Bu yazı 1,200 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,353 µs