En Sıcak Konular

Mehmet Altan
Star

Mehmet Altan
0 0 0000

Siyasal sistemi kim dönüştüre- cek?



'Cumhurbaşkanı kim olacak?’ sorusunu... ‘Padişah kim olacak?’ diye mi algılıyorsunuz... Yoksa...

12 Eylül askeri rejiminin ürünü olan ‘siyasal sistem’ değişecek mi diye izliyorsunuz?


Ben cumhurbaşkanlığı konusuna iştiyakla taraf olanların meşrebini diğer konulara ilgisine bakarak anlamaya çalışıyorum.

Örneğin,bizim
star’daki dünkü haber..

Jitem’ci uzman çavuş Gültekin Sütçü, Diyarbakır’da Şerif Avşar’ı sorgulayıp öldürdüğü iddiasıyla 7. Kolordu Askeri Mahkemesi’nde yargılandığı davada ‘deliller toplandı’ gerekçesiyle tahliye edilmiş..

Dosya, yargılamanın askeri mi sivil mahkemede mi yapılacağına karar vermesi için Ankara Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmiş.

Cinayet iddialarına kim bakar? Mahkeme. Gerçek hukuk devletlerinde askeri mahkeme yoktur... Var ise de sadece ‘disiplin’ suçuna bakar... Bizde hem askeri Yargıtay var, hem de askeri Danıştay. Haberi hem askeri, hem sivil iki başlı bir yargıya sahip olmamız açısından okuyarak garipsiyorsanız, cumhurbaşkanlığı seçimi sizin için siyasal bir demokratikleşme açısından önem kazanır.

Neden? Muhtıra vereni yargılayacak...

Siyasete müdahale edeni cezalandıracak...

Çift başlı yargının kalkmasını sağlayacak bir siyasal sistemin baş aktörü olacak bir cumhurbaşkanı mı? Yoksa 12 Eylül rejiminin figüranı bir cumhurbaşkanı mı? Asıl tartışılanın bu soru olduğunu bilirsiniz çünkü. 

***

Bugünkü Anayasa 12 Eylül’ün ürünü...

Bugünkü Seçim Kanunu 12 Eylül’ün ürünü... Bugünkü Meclis İç Tüzüğü 12 Eylül’ün ürünü... Sadece bunlar mı? 12 Eylül yasaları... 12 Eylül kararnameleri... 12 Eylül tüzükleri... 12 Eylül yönergeleri... Benim yeni dönemde, halkın yüzde 46.7’sinin oyunu alan Ak Parti iktidarından beklediğim,12 Eylül rejimini hızlıca dönüştürmesi, AB düzeyinde bir demokratik rejimi tesisi etmesi. Cumhurbaşkanlığı konusu böyle bir tablonun parçası olarak önemli yoksa saraydaki ‘padişahlık’ kavgalarından farkı yok. 

***

12 Eylül Askeri darbesinden bu yana 27 yıl geçti. Türkiye’deki siyasal sistemi 12 Eylül zihniyeti oluşturdu. Ve hiç bir parti o darbeci yapıyı tümüyle hedef almadı, demokratikleştirmeyi hedeflemedi. AK Parti de geçen dönemde iktidarının ilk üç yılında AB istikametinde çok önemli reformlar gerçekleştirdi ama siyasal sistemi tümüyle dönüştürecek bütünsel bir atılımı sağlayamadı..

Şimdi bir yandan halkın olağanüstü desteği, diğer yandan AB süreci, eğer arzu ediliyorsa, bu olanağı rahatlıkla vermekte.

Yeter ki istensin... 

***

Sanırım 12 Eylül’ünden yana olanların...

‘Laiklik elden gider’ teranesi de bu açıdan önemli. Demokratik bir anlayışı hayata geçirecek bir cumhurbaşkanı istemiyorlar.

Örneğin, Anayasa Mahkemesi başkanlığından gelen şimdiki cumhurbaşkanının 27 Nisan muhtırası hakkında tek bir söz bile etmemesi manidar değil mi? Muhtırayla barışık bir cumhurbaşkanı döneminde her türlü hukuksuzluğu yapabilirsiniz. Asker ve sivil bürokratlar, hukukun sınırlarını rahatça çiğner, çiğniyor da zaten. Aslında istenilen de böyle bir cumhurbaşkanı. Bu söylenmiyor... Gerçek arzular, ‘laiklik elden gider’ pankartının altına sokuşturuluyor. 

***

‘Halk orada ise, biz de buradayız’ diyen oligarşinin ayak seslerini yeniden duyuyoruz.

Medyada diş göstermeye sıvananlar...

Yemin törenini boykot edenler...

Cinayetten yargılandığı halde serbest bırakılan sanıklar. Böyle bir durumda...

Siyasal sistemi demokratikleştirecek bir iktidar iradesi daha da önemli hale geliyor.

Akıllı bir siyasal cesarete büyük ihtiyaç var.

O cesareti bulamayanlar... Seçim sonuçlarına bir daha baksınlar. Bunca yıl halkı korkutan... ‘Biz buradayız’ diyen oligarşiye karşı... ‘Siz oradaysanız, biz de buradayız’ diyen... Bir halk var artık bu ülkede.


Bu yazı 560 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Oku bakayım...
    • 16 Ağustos 2008 Beş yıl önce neredeydiniz?
    • 14 Ağustos 2008 Ahmedinejad’la...
    • 12 Ağustos 2008 Saakaşvili Tolstoy okudu mu?
    • 31 Temmuz 2008 ‘Kapatma ama hırpala..’
    • 14 Temmuz 2008 MİT’in Ergenekon listesi...
    • 12 Temmuz 2008 İran savaşı yaklaşıyor mu?
    • 10 Temmuz 2008 Ölümün askerleri
    • 8 Temmuz 2008 Öksüz Çocuk Eldiveni...
    • 5 Temmuz 2008 Dağbaşı
    • 28 Haziran 2008 Bir Türk neye bedel?
    • 26 Haziran 2008 Türkiye-Almanya
    • 21 Haziran 2008 ‘Kamuoyunu TSK çizgisine getirmek’...
    • 13 Haziran 2008 Gerçekten cevap bu mu?
    • 11 Haziran 2008 Askeri sopa ile özen...
    • 2 Haziran 2008 Elitist mi, kitlesel mi?
    • 1 Haziran 2008 Sizi muhatabınız belirler...
    • 28 Mayıs 2008 Sivas’ın doğusu...
    • 25 Mayıs 2008 Danıştay ne karar verecek?
    • 24 Mayıs 2008 Birinci Cumhuriyet’in sonu mu?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,395 µs