En Sıcak Konular

Mehmet Altan
Star

Mehmet Altan
0 0 0000

Siz neye konsantresiniz?



Yazıyı yazarken günlerden ‘bugün’ dür...

Yazı yayınlandığında ‘bugün’ artık dünde kalmış, ‘dün’ olmuştur. ‘Bugün İskenderiye kentinde olmalıyız’ diye başlıyordu dünkü yazım... Dün Perşembeydi... Hálbuki biz cumhurbaşkanıyla birlikte Çarşamba akşamı Türkiye’ye dönmüştük...


Hayalimdeki ve gördüğüm İskenderiye arasındaki farkı yakalamak için gitmeden önce yazdığım bir yazıda, ‘zaman dizinini’ kasten bozdum...

***

Dün sabah Mısır seyahatinin yörüngesinden çıkıp, kendi günlük koşuşturma tempoma girince, bu ‘zaman dizini’ meselesini bir daha düşündüm...

Çünkü haberler yeniden ‘türbana’ kilitlenmişti...

Türban konusunun zaman dizini ne?

Galiba 28 Şubat darbesinden bu yana ‘dün, bugün, yarın...’

Bir türlü paçamızı kurtaramıyoruz...

Türban neredeyse ‘tüm zamanların’ konusu ama ‘vicdani ret’ hiçbir ‘zaman setinde’ yok...

Türbana ‘konsantre’ olan ‘vicdani ret’e’, ‘vicdani ret’e’ konsantre olan da ‘türban’a’ konsantre değil...

Oysaki ikisinin de çözümü ve zaman dizininden çıkması, ‘Temel Hak ve Özgürlüklerin’ güncelleşmesi ve içselleştirilmesine bağlı...

Ama biz ‘ilke’ değil, ‘simge’ konuşmayı seviyoruz...

***

Çarşamba akşamı uçakta daha umutlu sözler duyarak ülkeye dönüyorduk:

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 2008 yılının ‘AB yılı’ olacağına inandığını belirterek, ‘2008 yılında hepimizin geleceğe konsantre olması gerekiyor’ demekteydi...

Gül, ‘hükümetin AB sürecinde ağır kaldığı yönünde eleştirilere’ ne diyordu?

Türkiye’de 2007’de iç meselelerin çok olduğunu, bunların görmezden gelinemeyeceğini, ‘Bununla çok iyi oldu demek istemiyorum. Şüphesiz ki daha çok şeyler yapmak gerekirdi. Ama bazı gerekçeler vardı. Şimdi 2008’de gerekçe görmüyorum açıkçası. 2008 yılında hepimizin geleceğe konsantre olması gerekiyor. O açıdan 2008 yılının AB yılı olacağını tahmin ediyorum ve buna inanıyorum...’

Ayrıca, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerinde de AB sürecinin ele alındığını anlatan Cumhurbaşkanı Gül, iktidar ve muhalefetin hep birlikte bu konulara daha çok yoğunlaşacağına inanmaktaydı...

***

Acaba bu inancı nereden kaynaklanıyordu?

Hükümet’in içinde olduğu dönemde de bugün de AB’nin Hükümet’in birinci gündem maddesi olduğunu belirterek,

‘Şimdi de Bakanlar Kurulu’nda birinci gündem maddesinin hep AB olduğunu söylüyorlar. Tahmin ediyorum sıra bunlara geldi’ diyordu...

Bu tür demeçlere rağmen, ortalıkta fiili bir icraatın olmaması, 9 Uyum Paketi’nin iki buçuk yıldır uyuması... Bunlar ne olacaktı?

Üstelik Abdullah Gül o paketi hazırlayan, hatta en yoğun emeği harcayanlardandı...

Cumhurbaşkanının cevabı şöyleydi:

‘Ben de teşvik edeceğim, zaten ediyorum da. Ben Hükümet adına onları yaptım. Aynı Hükümet devam ettiğine göre, ben onların hepsini çıkartacaklarına inanıyorum. Bu işte kaçan fırsatların maliyeti çok oluyor bize.’

***

Reformları savsaklamak...

Gerektiğinde radikal adımları atmamak...

Bu kaçan fırsatlar...

Ağır maliyet olarak geri dönüyordu...

Nasıl mı?

Cumhurbaşkanı, Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonraki ‘Kürt Sorunu’ yokmuş gibi yapılan 5 yılın ‘kayıp bir dönem olduğunu’ ifade ederek, bunu somutlaştırıyordu...

***

Zaman dizimini sıralı yaşayacaksak...

Dün, bugün, yarın diye sağlıklı bir şekilde yürüyeceksek...

Türban Sorunu...

Kürt Sorunu...

Alevi sorunu diye kendi izimizde kaybolmayacaksak...

Doğru dürüst bir anayasa yapacaksak...

Bunun tek çözümü ‘birey-devlet’ ilişkisini AB’nin Temel Haklar Şartı’na göre hiç vakit kaybetmeden düzenlemek...

Kısacası 2008 yılını AB yılı yapmak...

Ya da ‘ilkelere’ boş verdiğimiz için ‘simgeler’ üzerinden birbirimizi yemeye devam etmek...

Onun için herkes ayrı konulara ‘konsantre’ olacağına, ‘temel hak ve özgürlüklerin’ hayata geçirilip uygulanmasına topluca ‘konsantre’ olsak, sorun bitecek.

***

Türkiye’nin kısır gündeminde boğulmadan önce peşinde koştuğum İskenderiye mi?

İstek mi kalıyor, belki sonra bir ara konuşuruz...


Bu yazı 523 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Oku bakayım...
    • 16 Ağustos 2008 Beş yıl önce neredeydiniz?
    • 14 Ağustos 2008 Ahmedinejad’la...
    • 12 Ağustos 2008 Saakaşvili Tolstoy okudu mu?
    • 31 Temmuz 2008 ‘Kapatma ama hırpala..’
    • 14 Temmuz 2008 MİT’in Ergenekon listesi...
    • 12 Temmuz 2008 İran savaşı yaklaşıyor mu?
    • 10 Temmuz 2008 Ölümün askerleri
    • 8 Temmuz 2008 Öksüz Çocuk Eldiveni...
    • 5 Temmuz 2008 Dağbaşı
    • 28 Haziran 2008 Bir Türk neye bedel?
    • 26 Haziran 2008 Türkiye-Almanya
    • 21 Haziran 2008 ‘Kamuoyunu TSK çizgisine getirmek’...
    • 13 Haziran 2008 Gerçekten cevap bu mu?
    • 11 Haziran 2008 Askeri sopa ile özen...
    • 2 Haziran 2008 Elitist mi, kitlesel mi?
    • 1 Haziran 2008 Sizi muhatabınız belirler...
    • 28 Mayıs 2008 Sivas’ın doğusu...
    • 25 Mayıs 2008 Danıştay ne karar verecek?
    • 24 Mayıs 2008 Birinci Cumhuriyet’in sonu mu?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,251 µs