En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Saçlarını Deve Hörgücü Gibi Yapan Giyimli Çıplaklar Hadîsi Hakkında



Muhterem Cemal beye: “Kısa Açık Mektuplar” başlıklı yazımda “Saçlarını deve hörgücü gibi yapan’’ kadınlar hadisini zikr etmiştim. Sizin bu konudaki yorumunuz şöyle: “Bu deve hörgücü meselesi de bayağı komik nerede okuduysanız. “Ey insanlar, benim söylediğim söylenen sözleri duyduğunuzda o söze karşı kalbinizde en ufak bir sıkıntı varsa bilin ki o söz benim değildir...” Evet bu olsa olsa senin sözündür. İslâm’ın Peygamberine iftira atmayın, yapmayın hocam yapmayın...” (Haber5com 14 Ocak 2008)

Hadîs ilmi okumuş bir hocaya, bir müftüye, herhangi gerçek bir din alimine sormuş olsaydınız, yukarıdaki satırları yazmayacaktınız.

Saçlarını deve hörgücü gibi yapan kadınlar hadîsi konusunda size bir kaynak gösteriyorum; Sahih-i Buharî’den sonra en muteber ikinci hadîs külliyatı olan Sahih-i Müslim’in Cennet 53 bölümünde şöyle bir hadîs rivayet edilmektedir:

“Ateş (cehennem) ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim. (Birinci sınıf) Yanlarında sığır kuyruğu gibi bir şeyler taşıyıp onlarla insanlara vuran kimseler... (İkincisi) Giyinmiş çıplak kadınlar ki, bunlar Allah’a taatten (itaatten) dışarı çıkmışlardır. Bunlar (hem kendileri baştan çıkmıştır), hem de başkalarını baştan çıkartırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu gibi kadınlar, Cennet’e girmek şöyle dursun, onun kokusunu bile alamazlar. Halbuki Cennet’in kokusu şu şu kadar uzak mesafeden hissedilir.” (Hadîsin ravisi Ebu Hureyre hazretleridir.)

İnternetten BAŞLARI DEVE HÖRGÜCÜ KADINLAR HADÎS kelimeleri ile ararsanız bu konuda geniş açıklamalar ve aydınlatmalar bulacaksınız.

Bendenizi Peygamber Efendimize iftira atmakla suçluyorsunuz... Böyle bir şeyden Allah’a sığınırım... Bazen bir ayet meali yazıyorum, sure ve numara veremiyorum, bazen bir hadîs zikr ediyorum, onu da araştırıp kaynağını kaydedemiyorum... Kendi kafamdan bu konularda bir şey yazmadığım konusunda güvenmenizi rica ederim. Selam ve hürmetlerimle.

Gelelim saçları deve hörgücü gibi olan sözde tesettürlü kadın ve kızlara. Onları çok yumuşak, çok saygılı bir şekilde uyarmak istiyorum.

Önce geçen gün İstanbul’un tarihî bir semtinde gördüğüm genç bir tesettürlü hanımdan bahs edeyim. Başında çok cırtlak ve parlak renkli yemyeşil bir eşarp vardı. Ayaklarında dizlerine kadar uzanan püsküllü siyah rugan bir çizme... Dar bir pantolon... Omuzlarında atkı gibi siyah küçük bir örtü…

Başını örttü diye bu hanım kıza tesettürlü mü diyeceğiz?

Yukarıda mealini verdiğim hadîs-i şerifte “Giyinmiş çıplak kadınlar…” ibaresi yer alıyor. Evet, böyleleri tesettürlü çıplaklardır. Böyle çarpıcı, göze batıcı, tahrik edici kıyafet, çıplak kadınlarınkinden daha fazla dikkat çeker.

Saçları deve hörgücü gibi olan kadınlar hadîsi, Resulüllah Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir mucizesidir. “Ben onları görmedim...” diyor, ileride olacak bir şeyden bahs ediyor…

Gerçek tesettürün ne olduğu Diyanet tarafından Müslüman halka en uygun ve tesirli bir şekilde anlatılmalıdır. Diyanet bu hizmeti, bu uyarmayı yapmazsa büyük vebal altında kalır. Allah’tan, dinsizlerden korktuklarından daha fazla korksunlar.

Sonra ülkemizdeki bütün gerçek (icazetli) din alimleri, müftüler, hocalar, tarikat şeyhleri de (kendilerine hürmetlerimi arz ederim) halkımızı tesettür konusunda uyarmalıdır. Bu konu elbette netameli bir konudur. Dikkatli konuşmak, dikkatli bir şekilde uyarmak gerekir. Lakin, üzerlerine vazife olduğu halde bu hizmetleri yapmayanlar kendilerini büyük bir tehlikeye atmış olurlar. Din alimleri, İslâm ve iman hizmetkarları halkı uyarmakla yükümlüdür.

Bendeniz, din alimi olmadığım için bu gibi hizmetler öncelikle bana düşmez. Bir Müslüman okur-yazar olarak bu kadarcık uyarabiliyorum.

Şu husus da çok iyi bilinmelidir ki, tesettür sadece bir füruat meselesi değildir. Tesettürün farz-ı ayn olduğuna iman etmek gerekir. Bu açıdan tesettür, İslâm’ın usûlünden (asıllarından, temellerinden) bir meseledir. Bunu küçük ve önemsiz göstermek çok vahim bir yanlıştır.

Mantık, Ahlâk, Karakter Elden gidince...

YAKIN tarihimizde şu bilgi dalları ve değerler genç nesillere okutulmadı, öğretilmedi ve bu yüzden büyük bir boşluk meydana geldi.

Bunların birincisi: Mantıktır. Bizim liselerimizde gençliğe YETERLİ mantık bilgisi ve kültürü verilebiliyor mu? Bu soruya evet demek mümkün değildir. Mantık bilmeyen kişi, mantıksız adam ne doğru düşünebilir, ne de doğru ile yanlışı birbirinden ayırt edebilir. İkincisi: Okullarımızda, bilhassa liselerimizde gençliğe ahlâk ve karakter terbiyesi veremedik. Bu yüzden korkunç bir boşluk oldu. Ne vatandaşlık ahlâkı kaldı, ne komşuluk,.. Halkın çeşitli kesimleri birbirini, düşman olarak görmeye başladı. İstanbul tramvaylarında zaman zaman şöyle anonslar yapılıyor: “Sayın yolcularımız... Hırsızlara dikkat ediniz...” Bu anonslar, bizde bazı şeylerin bitmiş olduğunun yeterli delilidir.

Üçüncüsü: Yeni nesillere estetik, güzellik, sanat eğitimi, kültürü de verilmedi. Bu yüzden ülkemiz bir çirkinlikler sergisi haline dönüştü.

İnsaf denilen değer her gün erozyona uğruyor.

Medyada her gün, tüyler ürpertici merhametsizlik haberleri okuyoruz. Yeni nesillere ahlâk ve karakter terbiyesi verilmediği için ülkemiz dünyanın en kokuşmuş ülkeleri içinde yer alıyor.

Müslümanların bir kısmı da bozuldu.

Şu cemaat fanatiği sapığa bakınız: Peygambere hakaret ediliyor, kılı kıpırdamıyor, bağlı olduğu din baronu tenkit ediliyor, kıyamet kopartıyor.

Kur’an-ı Kerim “Hiç şüphe yok ki, bütün mü’minler kardeştir” buyuruyor. Birtakım Müslümanlar ise birbirlerini bir kaşık suda boğacaklar neredeyse.

Bir Müslüman, başka bir Müslümana, geçerli bir gerekçe olmadan düşmanlık edebilir mi? Kin tutabilir mi? İntikam alabilir mi?

Din büyükleri, gerçek tarikat şeyhleri, kamil mürşidler elbette hürmete layık kimselerdir. Lakin, bizim yüce dinimiz, birtakım ruhbanların erbab (rabler) haline getirilip putlaştırılmasına asla izin vermez. Hürmete evet, putlaştırmaya hayır!

Bir tarikatlı Müslüman, şayet din ve iman kardeşlerine düşmanlık ediyorsa biliniz ki, o adam gerçekten tarikatlı değildir, sahtekardır.

Bir Risale-i Nur talebesi “öteki” Nurcuların aleyhinde bulunup, onlara husumet besleyebilir mi? Asla besleyemez.

Bir Müslüman riba/faiz alıp verebilir mi? Asla! Bir Müslüman küfre rıza gösterebilir mi? Asla!

Bazen yumuşak üslupla bir tenkit yapıyorum. Bir takım fanatik taraftarlar tepemden kova kova pislik döküyor... Be mübarekler biraz nazik bir şekilde:

“Sizin tenkidiniz yanlıştır, haksızdır. Meselenin doğrusu şudur, selamlarımızla bildiririz...” deseniz olmaz mı?

Bazılarımız sanki “Mü’minler kendi aralarında şefkatli ve merhametli, harbî kâfirlere karşı şiddetlidir’’ Kur’anî ilkesini tersine çevirip Kendi aramızda huysuz, hırçın, sert; kafirlere karşı yumuşak ve merhametli” haline getirmişlerdir.

Gerçekten büyük bir kaos içindeyiz. Medreseler kapandı, ilim elden gitti. Tekkeler kapatıldı, ahlâk ve mürüvvet elden gitti. Eğitim yozlaştı, kültür ve medeniyet elden gitti.

Ne günlere kaldık!

Bu yazı 5,689 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,608 µs