En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Bu Kadar Pislik İçinde Demokrasi Olmaz



Gazeteci Uğur Mumcu’nun ölümündeki esrar perdesi bir türlü aralanmıyor... Uğur Mumcu niçin öldürülmüştü? PKK terörünün toz dumanı içinde “birileri”, korkunç sıfatı hafif kalır, efsanevî çapta uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapıyorlar. Mumcu, buna dair birtakım bilgiler ve belgeler elde etmişti. Gece gündüz çalışarak bir dosya hazırlıyordu. Bu dosya bomba gibi patlayacaktı. İşte, o “birileri” erken davrandılar. Mumcu bir sabah evinden çıktı, otomobiline bindi, kontak anahtarını çevirdi ve korkunç bir patlama oldu. Otomobil bin parça, Uğur Mumcu bin parça...

Hadiseden sonra birtakım timsahlar, gözyaşları döktüler. Timsahlar niçin ağlarmış biliyor musunuz? Birini yedikten sonra hazım çilesi çekerlermiş ve gözlerinden timsahça yaşlar dökerlermiş...

Kamuoyunu aldatmak için birtakım gazeteciler “Mumcu’yu radikal İslâmcı bir grup öldürdü” balonunu uçurdular. Bu iddia doğru olsaydı sanıklar çok kısa zamanda yakalanırdı.

Mumcu’yu öldürenler, öldürtenler yakalanamıyor. Demek ki bu işin içinde derin bir iş var.

Dikkat buyuruyor musunuz: PKK savaşının gölgesinde yapılan uyuşturucu ve silah kaçakçılığı konusunda büyük bir sessizlik var.

Türkiye kameralanmış vaziyette. Caddeler, meydanlar, alışveriş merkezleri, bankalar, her yer kamera dolu. Vapurlara bile koymuşlar. Telefonlar dinleniyor, bilgisayarlar inceleniyor, ülke çapında sır diye bir şey kalmamış ve PKK terörünün gölgesinde yapılan uyuşturucu, silah kaçakçılığı bilinmezlikten geliniyor.

Sadece uyuşturucu ve silah mı? Yılda 400 bin koyun kaçakçılığı yapılıyormuş. Ticareti PKK’ya aktarılıyor. Ya Güneydoğu bölgemizdeki akaryakıt kaçakçılığı...

“Birileri” İstanbul’daki mafya teşkilatını PKK sempatizanlarına verdiler. Ondan da bahseden yok.

Türkiye’mizin “temizlik” durumu hiç parlak değil. Politikacılarımız, medyamızın ağır topları bu konuyu da dile getirmiyorlar.

Cumhuriyet bir fazilet rejimi ve sistemidir. Fazilet üzerine kurulu olmayan cumhuriyet elbette cumhuriyettir ama bir “ism ve resm” cumhuriyetidir.

Benim çocukluğumda Müslümanlar doğruluğa, dürüstlüğe, en geniş manasıyla temizliğe çok önem verirlerdi.

İslâm dini ribayı/faizi yasak etmiştir. 1960’lı yıllarda dindar Müslümanlar, değil bankalarla işbirliği yapmak, onların gölgesinden bile geçmezlerdi. Kulakları çınlasın, Bursa’da Tuz Pazarı’nda mefruşat ticareti yapan Sami Bey kardeşimiz İstanbul’daki toptancıya ödenecek parayı bankayla göndermez, özel kurye ile gönderirdi.

Şimdi bakıyorum Müslümanların bir kısmı gırtlaklarına kadar ribaya batmışlar. Bazıları “dinde yenilik...” deyip duruyorlar. Bu da bir yenilik olsa gerek...

Eski Müslümanlar, öleceklerini bilseler, yine de haram yemezlerdi. Zamanımızda birileri haram, kirli, kara, necis servetlerle Karun gibi zengin oldular. Bir türlü doymuyorlar. “Artık yeter” diyenini görmedik.

Aslında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne düşen çok işler ve vazifeler var. Meselâ birtakım tahkikat komisyonları kurularak, esrarlı, kirli, şaibeli bulaşık konular incelenmelidir. Birkaç örnek vereyim:

1. Yazımın başında dile getirdiğim Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu.

2. PKK terörüne paralel büyük uyuşturucu kaçakçılığı.

3. Yine PKK terörü gölgesinde yapılan silah, cephane, savaş malzemesi kaçakçılığı ve ticareti.

4. Geliri PKK’ya verilen 400 bin koyun meselesi.

5. Yukarıda bahsedilen kaçakçılıktan kimler büyük servetler edindiler, dehşetli voliler vurdular.

6. İstanbul’daki mafya faaliyetleri niçin bir gruptan alınmış başka bir gruba verilmiştir.

7. Sırası gelmişken bahis konusu edelim: Eyüb Kabristanında Şeyh Küçük Hüseyin Efendi’yi ziyaret ederken öldürülen büyük Yahudi zengini Üzeyir Garih cinayetinin iç yüzü nedir? Askeri içeri attılar, gık dese şişlenecek.

Meclis maalesef bu konuları inceleyemez. Çünkü bizdeki partiler sistemi demokratik değildir. Milletvekilleri, öncelikle parti liderlerinin vekilidirler, liderler onların “lüzumsuz” konuşmalarından, netameli konuları incelemelerinden rahatsız olurlar.

İnanan inansın, inanmayan inanmasın, Türkiye’de tabu konular vardır. Onları konuşanlar ve yazanlar birtakım uğursuzluklara maruz kalırlar. Başlarına kiremit düşer, garip trafik kazalarıyla hayatlarını kaybederler.

Demokrasi demokrasi diyoruz. Bu kadar kirlilik içinde sağlam, gerçek, sağlıklı demokrasi olur mu?

Bütün bunları nereden çıkartıyorsun?.. Ben çıkartmıyorum. Uluslararası bir teşkilat var. Ülkelerin şeffaflığını/temizliğini araştırıyor ve her sene bir liste yapıyor. Notlar onun üzerine veriliyor. Norveç, İzlanda, Finlandiya dokuz küsur ile liste başındalar. Türkiye üç küsur ile liste diplerinde...

İsli, dumanlı, kurumlu, pis bir yerde çalışanlar ne olur? Kirlenirler. Halkımızın bir kısmı da feci şekilde kirlenmiş vaziyetteler... Adam hıçkırıklar içinde ağlıyor, “bu kadar yolsuzluk” olmaz diyor. Niçin ağladığını araştırıyorsunuz. Meğerse yolsuzluklardan pay alamadığı için isyan göz yaşları döküyormuş.

Galiba bu yazım biraz karışık oldu... Karışık marışık... Esrarlı, bulaşık, şaibeli, kirli konular işlenirken her şey çok açık yazılmaz, anlatılmaz. Siz yazının karışıklığına değil içinde anlatılanlara bakınız. Çok önemli, çok hayati, çok vahim konulara meselelere parmak bastım...



Bu yazı 996 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,391 µs