En Sıcak Konular

Ali İhsan Karahasanoğlu
Vakit

Ali İhsan Karahasanoğlu
0 0 0000

Çalışan kadına ‘laf’ yasak, ‘düşkün ilanı’ serbest!



Hani alevilik; “elinden, dilinden, belinden emin olunma”yı emrediyordu?
 
 Hani alevilik; “hoşgörü” demekti?
Hani alevilik; “dostluk”tu, “kardeşlik”ti, “muhabbet”ti, “yarenlik”ti!
Ne oldu ki, düne kadar alevilik adına hep ön plana çıkıp, bize “sevgi” dersleri vermeye kalkışanları, bugün büyük bir nefret, büyük bir kin sardı?
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bulunacağı iftara katılan alevileri “düşkün” ilan edeceklermiş!
Daha doğrusu ilan ettiler bile!
Ne demek “düşkün”?
Toplumdan dışlanma.. Konuşulmama.. Alışveriş yapılmama.. Sevmediğini, nefret ettiğini ilan etme... Aforoz edilme..
Karteldeki entellerin meşhur söylemi ile ifade edecek olursak, mahallenin fertlerine “mahalle baskısı” kurma!
Peki bu açıktan deklare edilen “mahalle baskısı”na, kamuoyunda bir tepki var mı?
Yok! Üstelik düne kadar “mahalle baskısı” diye ter ter tepinenler, şimdi hep birlikte alkışlıyorlar “düşkünlük” ilanlarını: “Çok güzel. Çok çok iyi.. Tayyip Erdoğan’ın alevilerle kaynaşmasının önüne ancak bu şekilde geçilebilirdi. Edin edin.. Düşkün ilan edin.. Dışlayın. Karalayın. Mahalle baskısını her an tepelerinde hissettirin.”
Alevi yazarlar çıkmışlar şimdi piyasaya, “Olmaz, kabul etmeyiz. Aleviler gitmesinler. Boykot ilan etsinler...” diye isyan ediyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre kurulmuş yasal derneklerin yetkili temsilcileri, basın toplantıları düzenleyip, ağızlarını yaya yaya “İftara katılanları düşkün olarak ilan edeceğiz” tehditleri savuruyorlar!
Ve bu tabloda, insan haklarından sorumlu büyük hukukçumuz Zafer Üskül beyi, hiçbir karede göremiyoruz!
Hani yatılı ilköğretim okulunda, aynı odada kalan 5 kızdan 4’ü namaz kılınca, sonuncu alevi kızımız da kendisini mahalle baskısı altında hissettiğini söyleyince hemen oraya gidip yerinde tesbit yapılmıştı ya..
Bir öğrencimiz, dersler kötü gidince, “Öğretmen bana ‘alevi misin?’ diye sordu ve dövdü” der demez, heyeti hemen oluşturup “İnsan hakkı ihlali vardır” diyen Zafer bey vardı ya..
Camilerimizin birisinde, imam efendiye isnat edilen “çalışan kadınlar”la ilgili bir niteleme vardı ya.. Daha doğrudur/yanlıştır anlaşılmadan, hemen imam efendiyi kınayan, büyük insan hakları savunucusu Zafer bey var ya..
İki gündür televizyonlarda naklen yayını yapılan “düşkün ilan edilme” tehditlerine tek bir laf etmedi daha!
“Hooop kardeşler, kimi düşkün ilan ediyorsunuz siz?”
“Siz kimsiniz? Necisiniz?”
“Yasal bir derneğin, bazı insanları aforoz etme, onlara ambargo uygulanmasını isteme, onlarla alışveriş yapılmamasını isteme, konuşulmamasını isteme gibi bir çağrısı olur mu, böyle bir insan hakkı ihlali, açıktan açığa yapılır mı?” dediği yok Zafer beyin..!
O sinmiş, bekliyor, “Hangi imam hakkında, hangi suçlama yapılacak ki, hemen şahin gibi atlayıp, yakalayayım boğazından!”
El insaf yani!
İmam efendinin dediği/demediği bir yana; demiş olsa bile kendisine isnad edilen cümlesi: “Çalışan kadınların aldatma ihtimali daha yüksektir.”
Katılırsınız, katılmazsınız.. Ama bir imamı, daha söylenip söylenmediği bile belli olmayan bir cümleden dolayı görevden alıyorsanız, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı ağzından o imamı kınıyorsanız; televizyonlarda canlı yayınlarda yapılan “düşkün ilan edilmesi” tehditlerine de ses çıkarmanız gerekmez mi?
Bu ülkede, bazı insanlarla “tüm ilişkinin kesilmesi” çağrısı yapılması, bazı insanlarla “alışveriş yapılmaması”nın istenmesi, bazı insanlarla “ailevi ilişkilerin dahi kesilmesi” çağrısında bulunulması serbest midir?
Mütedeyyin derneklerden birisi, namaz kılmayanlar için dünyevi bir müeyyideyi gündeme getirecek olsa, Beşir Atalay beyimizin başında olduğu İçişleri Bakanlığı’na bağlı Dernekler Masası anında soruştuma açar!.
Bir vakıf, tarihi bir gerçeğin anlatıldığı konferans düzenlemiş olsa, bugün Adalet Bakanı olan, o günün Vakıflardan Sorumlu Devlet Bakanı M. Ali Şahin’in emriyle, hemen “amaç dışı faaliyet” gerekçesi ile kapatma talepli soruşturmamız başlar..
Peki, aynı hukuki statüdeki alevi derneklerinin, alevi vakıflarının insanları “düşkün” ilan etmeleri amaç dahilindeki bir faaliyet midir ki, kimsenin kılı kıpırdamıyor!?
Alevilerin, bu ülkenin Başbakan’ı ile iftar yemeği yemesine tahammül edemeyenlere, bu ülkenin İçişleri Bakanı’nın, Vakıflardan Sorumlu Devlet Bakanı’nın, Adalet Bakanı’nın, bahusus İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül beyin diyeceği iki çift söz yok mudur?
 
 


Bu yazı 729 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Anlayana sivri sinek anlamayan davul zurna sinek ee..
    • 16 Ağustos 2008 Maliye Bakanlığı cevap verdi, ya diğerleri?
    • 14 Ağustos 2008 Fikret Bila, namazdan niye rahatsız oluyor?
    • 14 Temmuz 2008 Onların gücü, bizim ‘dik duruş’ eksikliğimizden!
    • 12 Temmuz 2008 Yasakçı Tuğcu, böyle saçmaladı!
    • 5 Temmuz 2008 Ergenekon’da öyle, AK Parti’yi kapatmada böyle!
    • 28 Haziran 2008 RTÜK bile uyursa, Anayasa Mahkemesi ne yapacak ki?
    • 27 Haziran 2008 “Bedevi”nin arkasındaki gerçek!
    • 21 Haziran 2008 Doğan saldırılarının arkasında ne var?
    • 13 Haziran 2008 Bak sen, şu ANKA kuşuna!
    • 12 Haziran 2008 “Sı-nır-lı-dır” ne demek, izah etseniz ya!
    • 1 Haziran 2008 50 yıllık gazeteciden(!) gazete düşmanlığı!
    • 28 Mayıs 2008 ‘Kapatma kararı’ndan daha vahim olan..
    • 25 Mayıs 2008 Tartışma örtü yasağıysa, MHP’nin safı neresi?
    • 24 Mayıs 2008 Yargıtay, kapatılmamaya “heves”’ dedi!
    • 21 Mayıs 2008 CHP % 95, AK Parti % 4.. Normal mi bu?
    • 19 Mayıs 2008 ‘Köşeler babamızın malı mı?’dan ‘gazeteler babamızın çiftliği’ne!
    • 14 Mayıs 2008 Bir dönem, emekliliklerle kapanıyor!
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?
    • 10 Mayıs 2008 Hataların sebebi, yargıya baskı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,877 µs