En Sıcak Konular

Hayrettin Karaman
Yeni Şafak

Hayrettin Karaman
0 0 0000

Yatay irtica



Sayın İnce'ye göre yatay irtica şöyle tarif edilmişti: "Dinin millet (toplum) işlerine karıştırılması ise yatay irticadır. Yatay irtica tarikatlar ve cemaatler marifetiyle yürütülmektedir. Yatay irtica, halkı hurafelerle aldatmakla başlar; devlet ve hükümetin bıraktığı siyasi ve sosyal boşlukları dinsel jest ve müdahalelerle doldurur: Türban ve tesettür, ramazan çadırları, imam-hatip okulları, mahallelerde hücre tipi örgütlenme, fitre ve zekatların tek bir merkezde toplanması, vb."

Laikçiler, laikliği korumak için irtica ile mücadele edilmesini, irticanın başının ezilmesini savunurlar ve fırsat bulduklarında da –kendi irtica anlayışlarına göre- bu arzularını uygulama safhasına geçerler. İktidarı kıyısından köşesinden ele geçirdiklerinde, insan haklarına aldırmadan din özgürlüğünü azami kısıtlamak için yapıp ettikleri seksen küsur yıldır gözlerimizin önündedir.

Uzun yıllar irtica deyince, atıf yaptığım yazıdaki dikey irtica (dinin devlet işlerine karışması, devletin temel düzeninin dine dayandırılması) konuşuluyordu. Türkiye'de, din devleti, dine dayanan ve bütün vatandaşları din kurallarına zorlayan bir düzeni savunan, bunun için örgütlenen ciddi bir Müslüman topluluğu kalmayınca laikçiler boş kalmaktan korkarak hemen ikinci bir mücadele (savaş) cephesi açtılar ve bunun adına da "yatay irtica ile mücadele" dediler.

Yukarıya aldığım tarifi bir toptan, bir de detaylı olarak tahlil ve tenkit edeceğim.

İnsan hak ve özgürlükleri içinde yer alan "din ve inanç özgürlüğü", yatay irtica tarifi içine sokulan bütün inanç ve uygulamaları içine alıyor; yani bunlar insan haklarına göre serbesttir, haktır, kınanamaz ve engellenemez. BM İnsan hakları Evrensel Bildirisi'nin 18. maddesini hatırlayalım: "Herkes düşün, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Bu hak din veya inanç değiştirmek özgürlüğünü, inancın tek başına ya da topluca, açık olarak ya da özel biçimde, öğretim, uygulama, tapınma ve ayinlerle göstermek özgürlüğünü de kapsamı içine alır."

"Dinin millet (toplum) işlerine karıştırılması" irtica ise yukarıya aldığım ve bizim için de bağlayıcı olan maddeye göre bu irtica tarifini terk etmek kaçınılmazdır; dinin toplum işine ve içine karışması engellenemez bir insan hakkıdır. Ayrıca burada geçen din ve inanç, bunu yaşayanların din ve inançlarıdır, anlayış ve uygulamalarıdır.

Başkaları onu "sahih mi, hurafe mi, batıl mı, akla uygun mu, değil mi" diye sorgulayamaz, belli bir anlayışı dayatamaz.

Şimdi detaylı tahlil ve tenkide geldik:

Bütünlüğü bozmamak için bunu gelecek yazıya bırakalım.



Bu yazı 490 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Haziran 2008 Milli maç milli mesele
    • 26 Haziran 2008 Şimdi ne yapacağız?
    • 12 Haziran 2008 Cumhuriyeti korumak
    • 25 Mayıs 2008 Ya bu deveyi güdecekler…
    • 18 Mayıs 2008 Yargı bağımsızlığı ve yanılmazlığı
    • 24 Nisan 2008 Bankaların verdiği promosyon
    • 5 Nisan 2008 Devlet-din ilişkisi
    • 30 Mart 2008 İddianamedeki laiklik
    • 28 Mart 2008 Laiklik tehlikede mi?
    • 23 Mart 2008 İddianame kusurludur
    • 14 Mart 2008 Kısas (2)
    • 13 Mart 2008 Kısas
    • 7 Mart 2008 Sıra sana da gelir
    • 29 Şubat 2008 Sağırlar, dilsizler ve körler
    • 28 Şubat 2008 Atalar dini
    • 24 Şubat 2008 Çelişkiler Yumağı
    • 22 Şubat 2008 Fetvalar arasında
    • 21 Şubat 2008 Mescid-i Aksâ hepimizin
    • 15 Şubat 2008 Kadınlar da farklı
    • 14 Şubat 2008 Niçin Örtünüyoruz? (3)

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,616 µs