En Sıcak Konular

Mehmet Altan
Star

Mehmet Altan
0 0 0000

Medya sağırlığı



Dün erkenciydim. ‘Kadın İstihdamında Fırsat Eşitsizliği, Toplumsal Dışlanmışlık; Türkiye-AB Karşılaştırması’ başlıklı tezin savunmasına gidiyordum. Daha doğrusu trafikte çile doldura doldura gitmeye çalışıyordum.

Dinlediğim radyo yayına ara verdi ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in dün sabahki toplantısına bağlandı.

Bütün basın toplantısını naklen dinledim.

Ve heyecanlandım...

***

Jüriden çıktıktan sonra dinlediklerimi, medyanın, daha doğrusu oradaki muhabirlerin nasıl yansıttıklarını da merak ederek gözden geçirdim.

Hepsinde, Türkiye’nin dünya kamuoyunda yüz karası haline gelen TCK’nın 301. maddesi ile ilgili Bakan Şahin’in verdiği müjde yer alıyordu.

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, dün itibariyle Bakanlar Kurulu’na Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301’inci maddesinde değişiklik öngören bir teklif sunacağını bildiriyordu...

TCK’nın ‘Türklüğe’ hakareti de düzenleyen 301’inci maddesindeki değişiklik çalışmalarının hangi aşamada olduğu sorusu üzerine Bakan Şahin, ‘301’inci maddeyle ilgili uzun süredir bir çalışma yapılıyor. Bakanlığım bu çalışmayı bizzat yürüttü. Bugün Bakanlar Kurulu’muza sunabileceğim 301’inci maddeyle ilgili bir değişiklik teklifi hazır. Bu hafta içerisinde 301’inci maddeyle ilgili bir değişiklik teklifi ya da tasarısının TBMM’ye verilebileceğini düşünüyorum. Hazırlıklar sonuçlanmıştır’ demekteydi...

***

Beni heyecanlandıran...

Beni sevindiren bölüme ise hiçbir yerde rastlamadım...

Buna Anadolu Ajansı’nın bülteni de dahil...

Bakan Mehmet Ali Şahin, 301’in değiştirileceğini müjdelerken, bunu AB-Türkiye ilişkileri kapsamında ele alıyor, AB reformlarına süratle, üstelik de daha kapsamlı bir şekilde devam edileceğinin altını çize çize belirtiyordu...

Bu, hem bakanın kendi adına, hem de AK Parti Hükümeti adına bir taahhüttü.

Ne garip ki basın toplantısını izleyen muhabirler bu konuda anlaşılmaz bir şekilde sağırlaşmıştı...

***

Halbuki, Adalet Bakanı’nın yargının sorunlarıyla ilgili söyledikleri, Türkiye’nin nasıl bir reform oburu olması gerektiğini de berrak bir biçimde sergilemekteydi...

Ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmenin temel şartının adalet olduğunu söyleyen Bakan Şahin, ‘Yargı mekanizması hızlı ve etkin biçimde çalışmalı’ derken, Adalet Bakanlığı’nın görevinin ‘adalet hizmetlerinin yerine getirilmesi için en uygun hizmetleri sağlamak’ olduğunu vurguluyor ve yargının sorunlarını dört başlık altında sıralıyordu:

l Çağdaş gelişmelere cevap verebilecek hukuk mevzuatı eksikliği.

l Mahkemelerin iş yükünün fazlalığı ve davaların uzun sürmesi.

l Fiziki kapasite ve teknik altyapı hizmetlerinin istenilen düzeyde olmaması.

l Güven sıralamasında yargının arzu edilen yerde bulunmaması.

Aslında bu tespitler bile ‘kulağı olan biri için yargının var ile yok arasında seyrettiğinin’ ifadesiydi.

***

Türkiye’de yargının ‘ne var, ne yok?’ konumunda seyretmesinin nedenlerini sadece Adalet Bakanını dinlerken değil, yeryüzünden Türkiye’ye bakarken de anlıyordunuz...

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) en fazla mahkum ettiği yargı Türk yargısıydı... Bu da bizdeki hukuk sisteminin evrensel bir anlayıştan ne kadar uzak olduğunun belgesiydi...

Belki de içeride aradığı adaleti bulamayanların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni bir hacet kapısı olarak görmeye devam etmesinin nedeni de buydu... Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde şu anda işlem görmekte olan başvuru sayısı yaklaşık 105 bin civarında. Başvurulardan 25 bini Rusya’dan geliyor. Rusya’yı yaklaşık 13 bin başvuruyla Romanya takip ediyor.

Türkiye ise 9 bin 900 başvuru ile mahkemenin toplam iş yükünün yaklaşık yüzde 9.5’ini oluşturuyor. Türkiye’yi de sırasıyla Ukrayna, Polonya, İtalya, Almanya, Fransa, Çek Cumhuriyeti ve İngiltere izliyor.

Neyse ki, reformları yaptıkça sayı bir öncekine göre düşüyor, başvurunun niteliği de değişiyordu...

AB reformlarının hızla devam edeceğinin söylenmesi, bu açıdan da umut vericiydi...

***

Tabii, Bakan’ın belki de kurumunu koruma güdüsüyle söylemediği ama daha önceki yapılan bir açıklamadan bildiğimiz bir başka gerçek de, 10 bine yakın çalışanı olan Adalet Bakanlığında yabancı dil bilenlerin sayısının sadece 41 olmasıydı...

Bu da...

Yargının evrensel uygulamaları içselleştirmesini,

Dinamik bir hukuk anlayışını hayata sokmasını çok zorlaştırıyor, hatta imkansız kılıyordu...

***

Son bir söz olarak, hiç alakası yokmuş gibi görünse de Mehmet Ali Şahin’in 301 ve diğer AB reformları konusundaki müjdesi gerçekleşirse, Türk ekonomisinin içinde bulunduğumuz yılda karşılaşabileceği muhtemel zafiyet de engellenebilecek.

Kim farkında bilinmez ama, AB reformları konusundaki mevcut ataletin devam etmesi, en fazla 2008 yılının ekonomik performansını tehdit eder.

Çünkü, ileriye yönelik umut olmayınca ekonomik parıltı da kaybolmaya çok teşne...



Bu yazı 550 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Oku bakayım...
    • 16 Ağustos 2008 Beş yıl önce neredeydiniz?
    • 14 Ağustos 2008 Ahmedinejad’la...
    • 12 Ağustos 2008 Saakaşvili Tolstoy okudu mu?
    • 31 Temmuz 2008 ‘Kapatma ama hırpala..’
    • 14 Temmuz 2008 MİT’in Ergenekon listesi...
    • 12 Temmuz 2008 İran savaşı yaklaşıyor mu?
    • 10 Temmuz 2008 Ölümün askerleri
    • 8 Temmuz 2008 Öksüz Çocuk Eldiveni...
    • 5 Temmuz 2008 Dağbaşı
    • 28 Haziran 2008 Bir Türk neye bedel?
    • 26 Haziran 2008 Türkiye-Almanya
    • 21 Haziran 2008 ‘Kamuoyunu TSK çizgisine getirmek’...
    • 13 Haziran 2008 Gerçekten cevap bu mu?
    • 11 Haziran 2008 Askeri sopa ile özen...
    • 2 Haziran 2008 Elitist mi, kitlesel mi?
    • 1 Haziran 2008 Sizi muhatabınız belirler...
    • 28 Mayıs 2008 Sivas’ın doğusu...
    • 25 Mayıs 2008 Danıştay ne karar verecek?
    • 24 Mayıs 2008 Birinci Cumhuriyet’in sonu mu?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,148 µs