En Sıcak Konular

Mehmet Altan
Star

Mehmet Altan
0 0 0000

Türbanlaşma-Çeteleşme



Türkiye, döneminde en fazla ‘ faili meçhul cinayet’ işlenmiş bir Emniyet Genel Müdürü’nü bakan yapmış bir ülke. K.Maraş katliamı sırasında emniyet amiri olan bürokratı da uzun süre içişleri bakanlığı koltuğunda gördük.

Bir hukuk devletinde bunun tam tersi olması gerekmez mi?O halde...Eşelendiğinde ardından resmi bir karanlığın bulunduğu skandallara adı karışanın aralıksız yükselmesi nasıl oluyor?

***

Hukuku değil, devleti tutarım’ diyenlerin yargı mekanizmasında rahatlıkla yer bulduğu bir ülkede...

Devleti hukuksal olarak örgütlenmiş bir hizmet örgütü’ olmaktan ziyade, ‘ silahlı bir güç’ olarak görme eğiliminin üstelik de hukukçular arasında yaygın olduğu bir ülkede...

Belki buna şaşana şaşıyorlardır.

Üstelik bir de İttihat ve Terakki geleneği var.

Hukukun üstünlüğünü’, ‘vatanseverliğin’ karşıtı sanan, bu nedenle de Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküp gitmesine neden olan zorba anlayış.

Kimin, nasıl ve neden belirlediği belli olmayan bir ölçüyle, şiddet uygulamayı ‘ vatanseverlik’ sanma ve yargının yerine kendini koyma alışkanlığı...

Bu nedir?

Bu sapına kadar çeteleşmedir...

***

Malatya’da zirve yapmış bir psikopat vahşetin kurbanı olan insanlar ve olay deşildikçe ortaya çıkan büyük ve ürkütücü karanlık, ‘ laiklerin’ çok ilgisini çekmiyor galiba?

O katliamda devlet içi çeteleşme işaretlerinin hepsi var.

Ama gel gör ki...

Bu çeteleşmenin en birinci sanığının...

Hastanedeki günlerindeki ziyaret kayıtları konusu karanlıkta.

Malatya Emniyet Müdürü ‘kayıtlar silinmedi’ derken, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi, savcılığa gönderdiği resmi yazıda kayıtların silindiğini belirtiyor.

Taraf Gazetesi, ‘sanık tedavi süresince hiç konuşmadı’ ifadesinin de doğru olmadığını ileri sürüyor... Bir polis memuru, Malatya Katliamı’nın bir numaralı sanığının 50. numaralı kasette susturulduğunun görüldüğünü söylemekte.

***

Çeteleşme...

Devlet içinde yuva yapmış çeteler...

Devleti ve toplumu orman yasalarına mahkum eden bir çürüme...

Türban konusu kadar ilgi çekmiyor galiba?

Türbanlaşma konusundaki çelişkili rakamlar polemiği hızla sürüyor.

Keşke onunla birlikte çeteleşmeyi de ilk plana alsak, Malatya üzerindeki kanlı tül perdesini hep beraberce kaldırmaya sıvansak, hukuk devletinin pekişmesine yardımcı olsak...

***

Bunu yapmamız...

Hukuk devletini...

Demokrasiyi...

Ve demokratikleşmeyi yerli yerine oturtmamız halinde...

Acaba ‘türbanlaşma’ ya da ‘muhafazakarlaşma’ korkusu kalır mı?

Toplumun eğilimlerinin ne olduğu değil, bunun ‘demokratikleşmeyle’ çelişip çelişmediği önemli.

Farklı yaşam çeşitlerinin...

Farklı düşüncelerin varlığının...

Güvencesi hukuk...

Ve demokratikleşmedir.

İçki içmeyen...

Kapanan...

Batılı yaşam tarzından hoşlanmayan bir irade...

Kamuya ait ele geçirdiği bir yeri sadece ve sadece kendi anlayışıyla yönetmeye kalkarsa ya da kendinden başkasına yaşam hakkı tanımayan bir bağnazlığı topluma dayatırsa...

Orada sorun nedir?

Muhafazakarlaşma mı, demokratikleşme mi?

Öteki’nin hak ve hukukuna yapılan saygısızlığa karşı çıkmayan bir ülke çürür... Hukuksuzlaşır çünkü.

Zaten temel sorun da hukuksuzluktur bu ülkede.

Onun için, korkulması gereken de hukuksuzluğun yaygınlaşmasıdır.

***

Türbanlaşma tartışması yerine...

Dört nala çeteleşmenin üstüne gitmek...

Muhafazakarlaşmanın, demokratikleşmenin önünü kesecek bir tehdide dönüşmesi ihtimalini de önler.

Hukuk var ise, ‘öteki’ de sere serpe var olacak demektir çünkü...

Hukuk var ise demokrasi de var demektir çünkü.

***

Çeteleşmeyi yok sayarak, sadece çelişkili rakamlar eşliğinde ‘türbanlaşmayı’ konuşmak, gerçek bir hukuk devleti ve demokratik bir toplum arayışına ne kadar yakındır, ne kadar samimidir?


Bu yazı 615 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Oku bakayım...
    • 16 Ağustos 2008 Beş yıl önce neredeydiniz?
    • 14 Ağustos 2008 Ahmedinejad’la...
    • 12 Ağustos 2008 Saakaşvili Tolstoy okudu mu?
    • 31 Temmuz 2008 ‘Kapatma ama hırpala..’
    • 14 Temmuz 2008 MİT’in Ergenekon listesi...
    • 12 Temmuz 2008 İran savaşı yaklaşıyor mu?
    • 10 Temmuz 2008 Ölümün askerleri
    • 8 Temmuz 2008 Öksüz Çocuk Eldiveni...
    • 5 Temmuz 2008 Dağbaşı
    • 28 Haziran 2008 Bir Türk neye bedel?
    • 26 Haziran 2008 Türkiye-Almanya
    • 21 Haziran 2008 ‘Kamuoyunu TSK çizgisine getirmek’...
    • 13 Haziran 2008 Gerçekten cevap bu mu?
    • 11 Haziran 2008 Askeri sopa ile özen...
    • 2 Haziran 2008 Elitist mi, kitlesel mi?
    • 1 Haziran 2008 Sizi muhatabınız belirler...
    • 28 Mayıs 2008 Sivas’ın doğusu...
    • 25 Mayıs 2008 Danıştay ne karar verecek?
    • 24 Mayıs 2008 Birinci Cumhuriyet’in sonu mu?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,536 µs