En Sıcak Konular

Mehmet Şevket Eygi
Milli Gazete

Mehmet Şevket Eygi
0 0 0000

Câmi Kapısına Âyet Yazılmasından Gocunanlar



BİZİM büyük medyamızın en büyük konusu dindir. Dindar oldukları ve dinî öğretileri halka duyurmak istedikleri için mi? Maalesef bunun için değil. Dine karşıdırlar, din aleyhtarlığı yapmak için.

İstanbul’da bir imam, vazife yaptığı caminin kapısına “Kur’an-ı Kerim’in Mâide sûresinin 51’inci ayetinin” mealini yazmış:

“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onların bazısı, bazısının dostlarıdır. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki, Allah zâlimleri hidâyete, doğru yola iletmez.”

Camileri “kontrol eden” birisi bu ayet mealini görmüş, resmini çekip Hürriyet gazetesine göndermiş. Muhabirler gidip bakmışlar, bu konuda bir yazı hazırlamışlar. Günlük toplantıda cami kapısındaki bu ayetin manşetten verilip verilmemesi tartışılmış. Gazetenin başındaki Ertuğrul Özkök manşetten olsun diyormuş ama tartışmalar sonunda vazgeçilmiş. Özkök bir yazıyla bu haber hikayesini anlattı.

Hürriyet gazetesi, din konusundaki olumsuz yayınları dolayısıyla her gün prestij ve itibar kaybediyor. Hattâ, aleyhinde anti-hürriyet.com sitesi bile kuruldu.

Ciddî, dürüst, âdil, objektif bir gazete, bu Müslüman memlekette şayet din konusunda yayın yapacaksa mutlaka olumlu yayınlar yapmalıdır. Bizim Hürriyet ve bazı diğer gazeteler, devamlı olarak dine çatarlar, dindarları karalarlar, hattâ zaman zaman yalan yanlış yayınlar yaparlar. Örnek mi istiyorsunuz? Filan yerin hastanesindeki başörtülü dindar doktor kadınlar, bir hastanın muayenesi esnasında onun testisine bakmamışlar... Gazete bunu, birinci sayfadan bir suçmuş gibi gösterdi. Meğerse böyle bir durum yokmuş. Ne başörtülü kadın doktor varmış, ne de bir hastanın testisine bakılmama hadisesi...

Gelelim bir cami kapısına yazılan ayet mealine:

(1) Bu ülke Müslümandır, buradaki halkın ezici çoğunluğu Müslümandır. Böyle bir ülkede cami kapısına böyle bir ayet yazılmasından daha tabiî bir şey olamaz.

(2) Ayette, Müslümanlara, Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyiniz deniliyor. Bu, Allah’ın emridir. Müslüman bunu tartışmaz. Azınlıkta olan gayr-i Müslimlerin de tartışmaması gerekir. Niçin?.. İslâm tarihi, başlangıcından bugüne kadar çok acı tecrübelerle doludur. Peygamberimiz, Medine’ye hicret ettikten sonra, Yahudilerin onu, inansalar veya inanmasalar, desteklemeleri gerekirdi. Çünkü o, putperest, müşrik (putlara inanan ve tapan) halkı tek Allah’a ibadet etmeye çağırıyordu. Yahudiler de monoteist (tek tanrıcı) olduklarına göre onu desteklemeleri çok tabiî olmaz mıydı? Lakin desteklememişler, tam aksine Mekke müşrikleriyle işbirliği yapmışlardır.

3)Hıristiyanlara gelince: Onların birbirlerine faydası yoktur. Nerede kaldı ki, Müslümanlara olsun. 1205’te 4’üncü Haçlı Seferinde Hıristiyan ordusu Hıristiyan İstanbul’u aldı ve Ortodoks din kardeşlerinin canına okudu. Kadın ve kızlara tecavüz ettiler. Halkı katlettiler. Şehri öyle bir soydular ki, yangın yerine çevirdiler, Kiliselerdeki kıymetli eşyayı yağmaladılar. Bunları yüklemek için Ayasofya mabedine at, katır, eşek soktular, hayvanlar kutsal mekana pisledi. Patrik’in vaaz kürsüsüne bir fahişe çıkartıp terbiyesizce konuşturdular... Hıristiyan Hıristiyana böyle yaparsa, Müslümana neler yapmaz... Onların, 1. Haçlı seferinde Kudüs’ü alınca neler yaptıklarını kendi tarihleri yazıyor. Şehirde ne kadar Müslüman ve Yahudi varsa; kadın, çocuk, ihtiyar, yaralı demediler hepsini vahşi bir şekilde öldürdüler. Mescid-i Aksa’nın ve Kubbetü’s-sahranın bulunduğu meydanda öldürülen insanların kanları atların dizlerine kadar çıkmıştı...

(4)Tarihi bırakalım, günümüze bakalım; İşte Irak’ta yaptıkları: Bir milyon Müslüman öldürdüler, dört milyon Müslümanı yerlerinden yurtlarından kaçırdılar. Çılgınlar gibi yaktılar yıktılar, tahrip ettiler. Müzeleri soydular. Hapishanelerde yüz kızartıcı işkenceler yaptılar. Kur’an-ı Kerim’i yırtıp yerlere attılar, parçalarını tuvalete süpürdüler. Kadınlara ve erkeklere tecavüz ettiler... Afganistan’ı yangın yerine çevirdiler... Ülkeye İslâmî bir rejim geldi diye Somali’ye saldırdılar... Haçlıların, Hıristiyanların ayak bastığı yerde ot bitmiyor... Yaptıkları yetmiyormuş gibi, 3’üncü dünya savaşını fitilliyorlar. Dünyayı batıracak, insanlığı yok edecekler.

(5) Şu çok sofu Hıristiyan Evangelistlere bakınız. Hazret-i İsa’ya iman etmeyen Yahudilerle ve Siyonistlerle bir olmuşlar, Hz. İsa’ya, iffetli annesi Hz. Meryem’e iman eden Müslümanlara tuzaklar kuruyorlar.

Kur’an-ı Kerim’in “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin” ayetindeki uyarı başlangıçta, tarih boyunca ve bugün de son derece haklı ve geçerli bir uyarıdır.

Müslüman Osmanlılar 1492’de İspanya’dan kovulan Yahudilere kucak açtılar, onlara güven içinde yaşabilecekleri bir vatan kazandırdılar da ne oldu?

Birinci Dünya savaşında Çanakkale cephesinde “Katırlı Siyonist Lejyonların” İngiliz ordusu saflarında Türklere karşı savaştığını kim inkâr edebilir?

Yine aynı savaşta, Filistin cephesinde gönüllü Siyonist birliklerin ingilizlerle birlikte velinimetleri Türklere karşı savaştığı bir gerçek değil midir.

Biz Müslümanlar BÜTÜN peygamberlere İMAN EDERİZ. Peygamberlerin birine iman etmeyen kişi Müslüman olamaz.

Biz Müslümanlar BÜTÜN KUTSAL KİTAPLARA iman ederiz.

Yahudiler Hz. isa’yı ve Hz. Muhammed’i inkar ederler.

Hıristiyanlar, Hz. Muhammed’i inkar eder.

Kur’an bizim kutsal kitabımızdır, düsturumuzdur. Allah bu kitapta bize ne emr etmişse, neyi yasaklamışsa, hangi öğütleri vermişse bunların HEPSİNİ kabul ederiz. Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin uyarısı ne kadar doğrudur, ne kadar hikmetlidir. Filistin’i gasb eden, yerli halkı süren ve aradan şu kadar zaman geçmesine rağmen İnsanlık dışı eziyetler, işkenceler, kıyımlar yapan Siyonist Yahudilerle dost olmamız mümkün müdür?

Birtakım Gizli Yahudilerin, “İki kimliklilerin” yakın tarihimizde bize neler yaptıklarını biliyoruz. Ensemizde boza pişirmişlerdir. Cellatlarımızla, zindancılarımızla dost mu olacağız?

Tarihe bakalım: Osmanlının 1300’den 1922’ye kadar olan 622 yıllık tarihinde Osmanlı topraklarındaki ile Hıristiyanlık aleminin topraklarındaki barışı, toleransı mukayese edelim. Osmanlı, Yahudilere ve Nasranîlere din hürriyeti vermiş, dillerini, kültürlerini, kimliklerini korumalarına imkan sağlamıştır. Haçlılar ise, Yahudileri zaman zaman diri diri yakmışlardır. Sadece onları değil, başka mezhepten ve kiliseden olan kendi din kardeşlerini de. Osmanlı pax’ı ile Hıristiyan zulmünü bir tutmak mümkün müdür.

19’uncu asırda gelişen sömürgeciliğe bakınız.  Nasıl ezdiler, soydular, öldürdüler, bitirdiler.

Hıristiyanların Kuzey ve Güney Amerika’daki yerli halkı nasıl kıydıklarını tarih yazıyor. Afrika’dan toplayıp getirdikleri zencilere nasıl zulm ettiler... İslâm dini kölelere merhamet edilmesini emr etmiş, efendisinin, kölesine yediğinden yedirmesini, giydiğinden giydirmesini istemiştir.  (Köleliği İslâm dini çıkarmamıştır!)

Dün olduğu gibi bugün de Yahudilere ve Hıristiyanlara güvenemeyiz ve onları dost ve veli edinemeyiz. Kur’an böyle emr ediyor. Akıl ve tarih de bu emri doğrulayıp tasdik ediyor.

Bu memlekette din hürriyeti varsa, Müslümanlar cami kapılarına istedikleri ayetin ve sahih hadîsin mealini yazabilir. Hiçbir medya organının bundan gocunması doğru olmaz.

Kur’an doğruyu söyler. Kur’an’a uyan doğru yolda olur.

Cami kapısına bu ayetin yazılması, Malatya’daki müessif cinayetin mahkeme gününe denk gelmiş... Gelebilir, Malatya cinayeti davasına bakacaklarına, Irak’ta Haçlıların ve Siyonistlerin tavuk gibi Müslüman boğazlaması vahşetine baksınlar.

Bu yazı 1,130 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2008 Hainler İstanbul’u Bu Hale Nasıl Getirdiler?
    • 16 Ağustos 2008 Ergenekon=Jakoben Laikçilik=Resmî İdeoloji
    • 14 Ağustos 2008 Şeriatî Hem Sünnîlik, Hem Şiîlik Açısından Bozuktur
    • 30 Temmuz 2008 Yakın Tarihimize Işık Tutan Büyük Ve Engin Bir Kitap: Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıraları
    • 29 Temmuz 2008 Modern Türkiye’nin kuruluşunda Yahudiler
    • 28 Temmuz 2008 Din Büyüklerinin ve Müslümanların Dikkatlerine 12 Maddelik Islah Projesi
    • 24 Temmuz 2008 Ezana Saygısızlık
    • 21 Temmuz 2008 Hırsızlıkla Namaz Bir Arada Olmaz
    • 18 Temmuz 2008 Darbe Şakşakçılığı Yapanlar Dilerim Beladan Belaya Uğrasınlar
    • 17 Temmuz 2008 Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?
    • 16 Temmuz 2008 İsim Vermeden Anonim Tenkitler ve Uyarılar Yapmaya Devam Edeceğim
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 14 Temmuz 2008 Müslüman Türkiye’de İslâm Devleti İstenemez
    • 12 Temmuz 2008 İslami tevhid eğitimi
    • 11 Temmuz 2008 Hakkın ve Halkın Hizmetinde Cumhuriyet
    • 10 Temmuz 2008 Yapılabilecekler ve Yapılması Gerekenler Yapılmıyor
    • 8 Temmuz 2008 Ordu ve Din...
    • 5 Temmuz 2008 Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır
    • 4 Temmuz 2008 Hep Sivas Faciasından Bahs Edip, Başbağlar Katliamından Hiç Bahs Etmemek Zulümdür
    • 3 Temmuz 2008 Fitne Fesat Saçan Gazete

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    12,656 µs